08 Aralık 2016

Yaz Bitti

Haber İçi Üst

Yaz bitti.. Uzun bir koşuşturmacanın ardından yeni bir döneme koşar adım gidiyoruz. Ufaktan gece serinlemeleriyle Sonbahar kendini hissettirmeye başladı.
Ağustos ayında evimde, ailem, sevdiklerimle geçirdiğim koskoca bir ay geride kaldı. Aylardır, koca yaza damgasını vuran festival de bitti.
Yaz bitti. Denizi, kumu, üzüntüleri, sevinçleriyle birlikte nice anı sığıştırmış olduğum cinnet sıcaklar geride kaldı. Oğullarım biraz daha büyüdü. Zorluklarımız biraz daha arttı.
Bu yaz geçen yılkinden çok farklıydı. Çıktığım yolculuğumda daha az anlaşılır olmanın bedeli ile gözyaşlarım, sevinçlerim de farklı mahallelere yol aldı. Şiirin belki de en suskun olduğu bir yazı geride bıraktım. Geçirmiş olduğum zor kışın ardından şiirin susması benim için bir “ES” bir molaydı. Dinlenme toparlanma, kendine gelmeydi. Biraz kendini arama, güç toplama, gerçekte kim olduğum sorularına farklı yerlerden bakmaydı. Şiir, yaşadıklarımın içinde vardı. Acısı, cinneti, sarsıntısı, depremi ile… Biten bir yazın ardından şiirin beni o sarı benizli mevsimde beklediğini biliyorum. Hayatımda dökülen yaprakların, şarkılarımda esen rüzgarların, hüznün, terkin, kırgınlığın, kırıklığın, yanılgının, yanılsamanın, yeniden kendine tutunmanın, toprağın, barışın, çocuğun, aşkın şiirini yazmak için bekliyor beni hazan, saklandığı o bildik akşamüstünde…
Yaz bitti… Aylardır çalıştığım festivalden kazanımlarım ise ömür boyu yanıma kar kalacak. Hüseyin Köroğlu’nu ve ailesini tanıdım. Eşimle birlikte eşlik ettiğimiz sanatçılardan bu yıl Hüseyin Köroğlu ve ailesini tanımak bizim için en anlamlı yanıydı festivalin. (Kıbrıslı müzisyenler hakkındaki yazımı daha sonra yazacağım). Onlarla yapılan sohbetlerdeki öğretilerimiz, bu ülkedeki neredeyse beni cinnet noktasına getiren şeyler için güç toplamak anlamına geliyordu. Onca yorgunluk, onca eksiklik arasında sorduğum soruların yanıtlarıydılar.
Yaz bitti…
İzin bitti…
Tatil bitti…
Festival bitti, sabah uykuları bitti, cinnet sıcaklar, öğle uykuları, telaşsız kahvaltılar bitti. En önemlisi çocuklarımıza geçirdiğimiz uzun anlar, paylaşımlar, uyumalar, uyanmalar, deniz, kum, kumsal, plansızlık bitti…
Bu biten yazda Hüseyin Köroğlu gibi muazzam bir oyuncu, yönetmen, insanın yanında Leman Sam’ı yakından tanıma fırsatı yakaladık… Herkesin tanıdığı, benim de herkes gibi şarkılarından bildiğim, buluştuğum bir insan tanıdım… Hayatını dünyayı, çevreyi korumaya adayan bir çevreci tanıdım… “Dünya üzerinden insanı çıkarın, işte hayalini kurduğum dünya” diye açıklayan, insanın dünyaya verdiği zararları nükteli bir biçimde ifade eden bir cesur kadın tanıdım. “Ben anarşistim” diyen, kalbi bütün dünyayı sığdırabilecek kadar geniş bir sanatçı tanıdım. Saçına, yüzüne kimyasal olduğu için makyajlar sürmeyen, allık yerine pancar kullanan, saçındaki kızıllığı kınalara borçlu olan birini tanıdım. “Ben demokrasiye inanmam çünkü bir yerde kötüler çoğunluktaysa ve iyiler azınlıktaysa o gerçek bir seçim olamaz” diyen, gözleri dimdik insanın kalbine bakan bir şarkıcı tanıdım. Mütevazi, sıcak, kucaklayan, samimi, insanlara değer veren, şarkılara billur sesi ile yaşam veren eşsiz bir yorumcu tanıdım. Sesinden, şarkısından farklı olarak cümle aralarında bulduğum bir insanla tanıştım. Çiçekleri dalından koparmaya kıyamayan, sadece ağacın altına düşenleri alıp koklayan, vejetaryen, insanı insan olduğu için seven bir büyük insan tanıdım. Gerektiği yerde çıkışlarını cesurca yapan, kimseye yaranmaya çalışmayan, zarif, her hali ile şarkı taşıyan bir şarkıydı tanıdığım. İnsanların bazılarının şarkı taşıdıklarına hep inandım. Şarkılarını yüzünde, gözünde, cümlesinde, ellerinde, sıcaklığında taşıdıklarını düşündüm. İşte böyle bir insan tanıdım bu yaz… Leman Sam’dı bu özel insanın adı. Milyonlarca dinleyici kitlesi olan bu insanla paylaştıklarımız bir öğretiydi bizim için. Biten bir yazın ardından yığınla anı, tecrübe kazandım…
Yaz bitti. Sonbaharın hafiften üşütmeleri ruhumu tıklatmaya başladı. Şiirlerim hafiften dürtmeye başladı uykularımı. Yenilgilerim, yanılgılarım cümle cümle gelmeye başladılar kapıma. Kelimelerimle aramı açtığım bir yazın ardından durdum, düşündüm, soluklandım… Hazırım, işe, okula, zorluklara, ödevlere, kaygılara, kavgalara. Yeni baştan kuracağım anılara, kahkahalara, zaferlere, dostluklara… Hazırım. Yaz bitti ama yaşam devam ediyor…
Yaz bitti ama ben bitmedim… Yaşanacak nice günümüz var daha…

****

Zamana Asılı Satırlar:
Dünya Barış Günü kutlamaları başladı. Paylaşımları, yazılanları, söylenenleri gördükçe acı acı gülümsedim kendi kendime… Hoşgörüsüz, bencil, kavga, gürültü ile kurduğumuz ilişkilerimizde, aşk adına yarattığımız iktidar dünyasında, çıkar üzerine kurulan bir düzende hangi barıştan, hangi yüzle bahsediyoruz? Sanatçı duruşları bile birbirine devlet, aşk bencilce bir ego tatminiyken hangi BARIŞ’ı yaratacağız? Her şeyin temelde insandan başladığını ve ilişkiler üzerine kurulan barışın, duruşun bir ülkenin aynası olduğunu ne zaman anlayacağız? Bol keseden savurduğumun sloganlarla olsaydı bu işler, ezberlenen marşları çalmakla bitseydi Kıbrıs barış adası olmak için bu kadar beklemezdi. Sanatın hayatımızın içinde olmadığından dolayıdır barışı kuramadığımız. Derinliğine insanı anlayamadığımız, kendi egolarımızdan kurtulamadığımız içindir bunca savaş,  bunca kavga, bunca kin…

****

KARDEŞİM, BARIŞI NE ZAMAN YAPACAĞIZ?
Bizi acıyla sözlediler, ama
Ey barış, biz senin nikahlınız;
Seninle gireceğiz eninde sonunda
Şarkıların altından geçip
Ve silahlarımızı dışarıda bırakıp
Güzel günlerin dünya evine
Fikret Demirağ
****

 

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil