09 Aralık 2016

Ülke ekonomisi ve geleceğine yazık edilmektedir

Haber İçi Üst

Şubat ayının önemli bir olayı, halkın tümünü ilgilendiren Hükümetin durumunu belirleyecek parti başkanlık seçimi, diğer bir olay, geçen gün yeni getirilen Ercan Havaalanı ve liman ücretlerinin ekonomiye yaratacağı çok yönlü olumsuz etkilerine değinmek istiyorum.
Şubat ayı, iç siyasi gelişmeler açısından hareketli bir ay olacaktır. Öncelikle KKTC gündemini uzun zamandır işgal eden UBP’nin başkanlık seçim ihtilafının kesin bir sonuca ulaşacak olması, en azından iktidar partisinin şimdiki kilitlenmiş durumundan çıkıp gelecekle ilgili belirsizliği ortadan kaldıracaktır. Herkesi ilgilendirmesi mevcut anlaşmazlığın halka çok pahalıya mal olmasındandır. Bu çekişme öncelikle hükümet icraatlarını olumsuz etkilemiştir. İcraatlar ve parti faaliyetleri birbiri içine girmiş, iki yıldan beri her iki tarafın uğraşları, parti içi seçime yönelik olmuştur.
İhtilafın uzun süre devam etmesiyle Meclis’in toplanamaması, zamanında gerekli yasaların ve kararların geçirilememesi, bütünlük içinde bir icraat yapılamaması, moral, ekonomik, disiplin, ahlaki, değer yargıları, toplum asayişi, adaletsizlik ve daha birçok yönden, büyük kayıplara neden olmuştur. Bir partinin bir kısmının, kendi partisine mensup bir hükümeti çalıştırmaması, buna karşılık parti içi iddialaşmayı ve bir seçim sürecini bu kadar uzun sürdürme,- iki taraf için de söylüyorum,- kimsenin hakkı değildir.
24 Şubat’tan sonra, hangi taraf kazanırsa kazansın, inşallah sağduyu ve sorumluluk duygusu hakim olur. Ancak görülen odur ki zıtlaşma şahsileşmiş olduğu için bir tarafın öbür tarafa uyum sağlayacağı ümidi çok zayıftır.  Çünkü ortada zaten ideolojik veya fikirler veya ortaya koydukları ve savundukları, gelecek için farklı bir program yoktur. Seçimden sonra aynı durumlar devam ederse herhalde 2013 yılı seçim yılı olmak zorundadır. 
Ancak bu kadar anlaşmazlık içinde olan taraflar; ülkede acil çözüm bekleyen dünya kadar sorun beklerken, ansızın aradan Ercan Devlet Havaalanı ve Limanlar konusunda, fahiş ücret artışlarıyla yeni işletmecilere avantajlar tanıma ve halka haksızca yüklenen ek külfetlerle ülke ekonomisine zarar verecek bir konuda, süratle hemfikir olmuş ve Meclis’ten alelacele yasa geçirebilmişlerdir.  
Geçen gün Meclisten oy çokluğu ile geçen Havalimanları Hizmetleri ve Limanlar(Ücretler)Yasası, bu ülke halkına, turizmine ve ulaşımına vurulan en büyük darbelerden biridir. Ercan Havaalanı ihalesi yapılmasının ardından, daha hava limanında bir yatırım bile yapılmadan alelacele geçirilen yasa ile birden bire % 30’dan başlayarak % 200’lere kadar varan ücret artışları izah edilebilir değildir. Bazı ücretler hem insafsızlık derecesinde, hem de turizm, eğitim sektörüne, ulaşım sektörlerine ve zincirleme olarak tüm sektörlere vurulan en büyük darbedir. Yeni getirilen fahiş ücretlerle zincirleme maliyet artışlarıyla sektörlerin gelişimine ve ülkenin ekonomik kalkınmasına takoz konmuştur. Kalkınma bu şekilde sağlanamaz. Bu kadar zıt uygulamalar ve şahsa göre uygulamalar bu ülkeyi hiçbir yere vardırmaz. Hizmet sektörleri teşvik beklerken, izahı zor köstekler konmaktadır. 
Ercan Havaalanı işletmesinin devrinden sonra, yeni işletmeye, hemen bu kadar ücret, harç ve gelir artışıyla yeni imtiyazlar verilmesi akıl ve mantıkla izah edilemez. Sözleşmede bu yönde hükümler mi var? Varsa niye açıklanmadı. İhaleye çıkılırken niye duyurulmadı? Aslında tam tersi Ülke menfaatlerini düşünenlerin, ihaleye çıkılırken konacak şartlarda, belirlenecek bir süre içinde ücret artışı yapılmayacağı koşulu konması gerekirken, bunun aksi uygulama yapılmaktadır. En azından öngörülen proje yatırımı tamamlanana kadar ücret artışı yapılmayacağına dair hükümler konması gerekirdi. Bu konmadığı bir yana devlet eliyle hemen imtiyaz sağlanması, hangi ekonomik akılla izah edilebilir?  İşletme devri ile ilgili özelleştirmelere gidilirken Türkiye niye örnek alınmıyor?.. Özelleştirmede Türkiye’de ihaleler yapılırken, önce yatırımın yapılması ve kalitesi ön plana alınarak bu konuda denetim ve kontrollerle ilgili hükümler konduğu gibi, uygulanmakta olan ücretlere de uzunca bir süre zam yapılmaması, koşul olarak öngörülür. Ondan sonraki ücret artışları da yine Devlet kontrol ve iznine tabi olarak yapılması öngörülür. Peki, aynı koşullar ve kriterler niye KKTC’de yöneticilerimizce uygulanmıyor, ve  tam tersi uygulamalar yapılmaktadır?.. İzahını bulmak mümkün değil.
Yeni yasa ile liman çıkış ücretlerinde sivil ve öğrenci farkı kaldırılmıştır. Öğrenciler şimdiye kadar yetişkinlerin % 50’sini ödüyordu. Şimdi tam ödeyecek. Bu uygulama üniversitelerimize ve eğitim sektörüne ve daimi turist sayılan bu hizmet sektörüne darbe vurmak demek değil de nedir?..
Ayrıca konma ve konaklama ücretleri aşırı derecede artırılmıştır. 1995’te 1.5 dolara indirilen ve o tarihten bugüne kadar devam eden, uçakların konma ücretleri ton başına 4 Euro’ya çıkarılmıştır. Bunun TL ifadesi ile ton başına 2.65TL’den, 9.60TL’ye çıkması yani % 160’dan fazla artış demektir. Bir de uçakların tonu 1.5 dolar olan konaklama ücretinin 1.5 Euro’ya çıkması konaklamada da % 35 artış demektir. Toplamda konma ve konaklama ücretlerine büyük bir artış getirilmiştir. Diğer tüm ücretler de ABD Doları yerine Euro yapılarak otomatik olarak tümüne % 30-35’lik bir artış getirilmiştir.
Bu ödemeler tüm fiyatlara ve bilet ücretlerine otomatik olarak yansıtılacağı cihetle ulaşımda büyük bir pahalılığı, devlet kendi eliyle getirmiş olmaktadır. Bindiği dalı kesmektedir. 
Apron, havaalanı ve bina dışındaki araba park yeri gibi diğer ücretler ise, yasada mevcut olmayıp, tamamen işletmecinin yetkisine ve işletmecinin takdir ve tahsiline bırakılmıştır!..
Yasada, bir de her yıl % 50’yi aşmamak üzere bu ücret listesine artış yapma yetkisi alınmıştır.
Turizmi, eğitim sektörünü ve esnafı öldürmeye ve süründürmeye karar verilse, ancak böyle bir tedbir alınabilir. Bu yapılanların reperkasyonlarını görmeyenler iki adım önlerini göremiyor demektir.
Yukarıda özetlediğim manzara karşısında devletin bu güne kadar almadığı ücretleri, işletme devri yapılmasının arkasından alması düşündürücüdür. Fahiş ücret artışları yapılarak işletmeciye bu avantajın sağlanması ve bunun ekonomiye ve halka yüklenmesiyle, bu haksızlığın hesabını kim verebilir? Bu yapılanlar halkın ve ülkenin istismarı değil de nedir? Devletin bütünüyle zarara uğratılması, ekonominin önüne takoz konması, akılcı bir yaklaşım değildir. Özelleştirme, yüze göze bulaştırılarak böyle mi yapılır? Özelleştirmede dikkat edilen husus, daha iyi bir gelecek ve halkın menfaatlerinin, milli menfaatlerin, gözetilmesidir. Her ciddi ülke bunu yapmaktadır.   
KKTC için çok önemli olan Ulaşım’da maalesef, KTHY’nin batırılmasının ardından, Ercan Hava alanının da mantıkla izah edilemeyecek şekilde devri ve şimdi de yeni vergi yükümlülüklerinin getirilmesi, ülkemiz için can alıcı olan milli servetlerin har vurulup harman savrulması, halkın ve ülkemizin hak ve menfaatlerinin maalesef korunup kollanmaması, geleceği fakirleştirmek yanında belirsizliğe sürüklemektedir.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil