04 Aralık 2016

UBP’liler partilerine sahip çıkmalı…

Haber İçi Üst

Biz yazmaktan, konuşmaktan bıktık ama onlar yazılmaktan, gündem olmaktan bıkmadılar… UBP’den bahsediyorum. Yaklaşık bir buçuk yıl gibi uzun bir süre kurultay kavgaları nedeniyle sadece kendilerini değil, tüm ülkeyi meşgul eden UBP’de, seçim sonrası tartışmalar yeniden başladı. Küllenmiş gibi görünen konu, seçimlerde alınan kötü sonuçlar ve Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun katkısıyla yeniden alevlendi. Alev bu kez daha büyük zararlara neden olacak gibi…

Şu anda yapılan, seçim sonuçlarını salim kafa ile düşünüp özeleştiri yapmak yerine, işin kolayına kaçıp birlerinin emellerine teslim olmak sanki. Özellikle seçilenler, daha düne kadar omuzlarında taşıdıklarını, bugün yerden yere vurup, “abilerine” şirin görünme yarışına girdiler. “Üzerinde emeğim çok, benim çocuğum” dediği partiyi, sırf kendi şahsi ikbali ve egolarını tatmin için yerle yeksan etmekten bile çekinmeyen zihniyet, “bana biyat etmeyenin sonu bu olur” diyerek, birtakım koltuk sevdalılarını da yanına alıp, “çocuğunun” ölüm fermanını imzalıyor. Hatta kendi siyasi ikbali için, daha düne kadar söylemediğini bırakmadığı partilerle “iş birliği” yapmaktan bile çekinmiyor…

Benim burada UBP’nin savunucusu olma gibi bir niyetim olamaz. Ancak yapılanın demokrasiyle, halkın çıkarlarıyla bir ilgisi yok. Oldum olası vesayete hayır diyen biri olarak, seyirci de kalamıyorum.

Olup biteni anlamak için, biraz geriye gidelim. 2009 seçimlerinde sandıktan tek başına çıkan UBP’nin Başbakanı olarak, bir yıl boyunca, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde zarar görür gerekçesiyle kalem oynatmayan, toplumun tüm kesimlerine mavi boncuk dağıtan Eroğlu, seçimlerin ardından “bağımsız ve tüm toplumun Cumhurbaşkanı” olmayı bir türlü içine sindiremedi. O yüce makam bile hırs ve arzularını frenlemeye yetmedi. Cumhurun başı olmakla kalmayıp, icranın da başı gibi davranıp, demokratik tüm teamülleri yerle yeksan etti. İsteklerinin karşılanmadığını, dışlandığını gördüğü zaman da düğmeye basıp UBP’nin bugün geldiği durumun ilk kıvılcımını yaktı. Şimdi ise, yaktığı bu ateşin alevleri arasında yeni senaryolarını hayata geçirmeye çalışıyor…

Peki ama, tüm bu yaşananların tek sorumlusu Eroğlu mu..? Tabii ki hayır. Hükümetin başı olarak başta İrsen Küçük ve tarihin en başarısız kabinesi unvanına sahip bakanların suçunu göz ardı etmek doğru olmaz. Tam parti vesayetten kurtulmuşken yaptıkları icraatlar, krizleri çözmek yerine kaosa oynamaları da, bir yerlerde yeni senaryolar hazırlanmasını cesaretlendirdi. Evet bu yıkımın baş sorumlusu olarak İrsen Bey istifa etmeli ve yeni bir yapılanmanın önünü açmalıdır. Ancak alınan bütün kararların altında imzaları olan, birçok kararı da kendi siyasi gelecekleri için hayata geçirenler ve kısaca suçu paylaşması gerekenler, ne acıdır ki, bugün ellerini garbolit sabunuyla yıkayıp temizlendiklerini sanıyorlar. Bir gecede saf değiştirenlerin, bakanlıktan alındıktan sonra, kapısının önüne devletin bürokratlarını getirtip cibbana çaldıranların, ne şiş yansın ne kebap mantığıyla her iki tarafa da mavi boncuk dağıtanların hiç mi suçu yok..?

Ülkenin en büyük ve en örgütlü partilerinden biri olan UBP’nin düştüğü bu durumdan, tüm siyasilerin ders çıkarması gerekmiyor mu sizce..? “Bugün bana yarın sana” sözünün ne zaman ve kimlere lazım olacağını bilemeyiz. Eroğlu’nun gücünü arkasına alıp, kendi partisine ihanet içerisinde olanlar çok iyi bilmelidirler ki etraf, Derviş Eroğlu’nun kullanıp attığı siyasi meftalarla doludur…

Elektrik neşter istiyor, makyaj değil…

Elektrik en büyük bir sorunlarımızdan biri. Santralleri havayı kirlettiği yetmezmiş gibi, şimdi de denizleri tüketti. Bu kadar mı, değil tabii, boğazına kadar borçlu, ama borcu kadar alacaklı bir elektrik kurumumuz var. Sadece UBP döneminde değil, her dönem milyonlarca borcu olanın yakasına yapışamadığından, zararı sade vatandaştan çıkarttı. O da yetmedi, devlet elektrik faturasının üstüne, kendi açıklarını dolaylı vergi diye bindirdi… Santrallerin her ikide birde sorun çıkaran külüstür yapısını bir kenara bıraktım, kurum da sorunlu. Çalışan şikayetçi, tüketici şikayetçi. Yıllardır çözülemeyen bir saat sorunu hala sürüyor. Geldi, gelecek, takılacak derken, yıllardır kullanmadığı elektriğin faturasını ödeyen yüzlerce insan var. Ben de onlardan biriyim. Her ay, ayda bir kaç gün kaldığım bir eve, fiks 250-300 arası (neye göre değişiyor o da belli değil) bir para ödüyorum. Şimdi benim durumumda olanlarla birleşip, dava açma niyetindeyim.
Aşağıdaki fotoğraf, bu aya ait bir fatura. Tek kişinin kullandığı bir mekan. Sadece gündüzleri açık ve bir tek inverter kliması var. 140 lira tüketim. Haydi neyse diyelim. Üstünde ne idüğü belirsiz 25 lira maktu ücret var. 17,65 lira da KDV, oldu mu sana 194 lira. Tam bir soygun. Hem doğru dürüst hizmet alamıyorsun, hem memleketinin havasını, denizini kirletiyor, hem de alacağını adamına göre tahsil ediyor… Yeter artık, dünyanın teknolojiyle birlikte yüz yıl önce çözdüğü sorun, bizde hala dağ gibi büyümeye devam ediyor. Yeni hükümet, geçmişte yapılan yanlışlardan ders almıştır diye umarak ve de çağdaşlığın ve hukuk devletinin gereklerine karşı direnmeyeceğini dileyerek, bu soruna neşter bekliyoruz. Makyaj dönemi bitti artık. Kimse kimseyi kandırmasın…

 

YERİN KULAĞI VAR

UBP YİNE DOĞUMA HAZIRLANIYOR:
UBP yıllar önce 9’ları, ardından 8’leri doğurdu. Ama sular bir türlü durulmadı. Şimdi ise “malum el” yine karıştırmaya başladı. Öyle anlaşılıyor ki UBP yeni doğumlara gebe. İngiliz siyasetinin dünyada uyguladığı “böl yönet” taktiğinin en güzel uygulama merkezi haline dönen UBP, kaybedilen seçimler sonrası yeni bir doğuma hazırlanıyor. Hey gidi koca UBP. Boşuna dememişler, insan “ne oldum değil, ne olacağım” demeli diye…

BU KEZ GÜVENELİM Mİ:
UBP Mağusa Milletvekili Sunat Atun, UBP Genel Başkanlığı’na aday olduğunu resmen açıklamış. Ne diyelim, hayırlı uğurlu olsun. Ancak kurultay döneminde hızlı bir Kaşif savunuculuğundan “U” dönüşü yaparak, İrsen Küçük saflarında yer alan ve bu dönüşünü “hacı” olarak taçlandıran Atun’un yeni bir manevra yapmayacağına nasıl güvenebiliriz ki..?

YORUM EKSİK KALMIŞ:
KKTC ekonomisi, 3 yılda yüzde 10,4 büyümüş. Gerçekten ciddi bir rakam. Büyükelçi Akça, raporun girişinde, değişimin önündeki engellerden ve değişime direnenlerden söz ediyor. Doğrudur. Türkiye’deki gelişmeleri hayranlıkla dile getirenler, konu KKTC olduğunda, statükocu, korumacı, gerici kesilirler. Ancak keşke Sayın Akça, biraz da ekonomik programa rağmen partizanlığın dibine vuranlardan, devletin kaynaklarını partizanca dağıtanlardan da söz etseydi. Halkı asıl tereddüde düşüren, ekonomik canlanmayı önleyen devletin, özellikle de kamunun sırtına bindirilen partizanca yükler oldu gibi geliyor bana…

AKSA’YA BEDEL ÖDETİLMELİ:
Sayın Başbakan, petrol kirliliğinin olduğu bölgede denize girilmesinin, balık avlanmasının yasaklanacağını söyleyerek, tehdidin büyüklüğünü itiraf etti. Peki bunun cezası sadece yasanın öngördüğü 169 bin lirayla mı kalacak? Yıllarca süren bir yargılamayla tazminat mı bekleyeceğiz? Toplum vicdanı rahatsızdır. Doğaya verilen zarar büyüktür. Hesap sorma vaadiyle gelen hükümet, AKSA’ya bunun hesabını soracak mıdır..?

İPİN UCU KAÇTI:
UBP’de ipler resmen koptu. Dünün dostları bugünün düşmanları oldular. Görevden almalar, işten durdurmalar. Koca UBP göz göre göre koptu gidiyor. İp koptu mu da, toparlamak zor olur. Bu nedenle ipin ucunu kaçırmamak gerek diyeceğiz ama ucunu bulana aşkolsun…

VATANDAŞA EZİYET:
Girne’deki Elektrik Dairesi’nde dün yaşanan izdiham, vatandaşı çileden çıkardı. Ödeme veznelerinin olduğu odanın küçük olmasına, bir de malum sıcaklar da eklenince tam bir sefalet yaşandı. İnsanların balık istifi durduğu bölümde, sadece bir veznenin işlem yapması ise yabancıların yoğunlukta olduğu ve saatlerce sıra bekleyenlerin tepkisine neden oldu. Birçok çalışanın boşta gezdiğini gören vatandaşlar “paramızla rezil oluyoruz” demekten kendilerini alamadı…

HANGİ DAĞDA KURT ÖLDÜ:
Şimdi yazmasak olmaz. Akaryakıta her zam geldiğinde bu sayfadan okuyucuyla paylaştık. Ancak hep zam haberini verdiğimiz akaryakıt ucuzlayınca bu kez da yazmamazlık edemezdik. 3 kuruş 5 kuruş, miktar önemli değil. Önemli olan otomatiğe bağlanan akaryakıtta, uzun bir aradan sonra ilk kez indirime gidilmiş. Sebebi ne olursa olsun, bayram öncesi yüzleri güldürmeye yetti…

 

ZİRVEDEKİLER

Ahmet Saydam: “Sivil toplum örgütleri ve odalar statükonun gerçek savunucularıdır. Kişisel menfaatleri için siyaseti alet olarak kullanan yozlaşmış siyasiler de bu statükonun devamlığını sağlamak adına yasal düzenlemeleri yaparak ülkeyi yönetmeye çalışan acemiler mangasıdır. Toplumun büyük bir kesimi ise bu kurgu içerisinde ümidini tüketmiş ve sandığa dahi gitmekten vazgeçmiştir”…

 

DİPTEKİLER

Fuat Mertay: Bilmeyen varsa, en büyük sorunlarımızdan olan Kıb-Tek’in başındaki adamdır. Tabii siz onun adını hiç duymamış olabilirsiniz. Elektrikle ilgili kıyamet kopar, onlardan tıs çıkmaz. Şimdi hiç alakasız bir konuda medyaya düştü… Bu beyefendi Facebook’ta ağza alınmayacak küfürler yazmış. Görüşünüz ne olursa olsun, sosyal medya, insanlara hakaret hakkı vermez. Bu kadar merttiniz madem, o mertliğinizi milyonlarca lira borcu olanlardan tahsilat yaparak da gösterseydiniz ya…

 

GÜNÜN FIKRASI

Rüya
“Doktor, ne olur bana yardım edin?”
“Neyiniz var?”
“Bir aydır her gece aynı korkunç rüyayı görüyorum. Yatağıma uzanmışım ve bir anda 5 tane kadın üstüme saldırıyorlar, üstümdekileri parçalıyorlar!”
“Peki siz ne yapıyorsunuz o anda!”
“Onları itiyorum!”
“Anlıyorum. Peki ben nasıl yardımcı olabilirim?”
“Kollarımı kırın!”

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam