09 Aralık 2016

Türkiye’de siyaset nereye gidiyor?

Haber İçi Üst

 

AKP siyasi hayatının başında etiketlenmek istendiği üzere yalnızca “dindar” olanların partisi değildir.

AKP’nin siyasi başarısı “inançlı olmanın” ötesine geçen bir tanımlamayla yarattığı batıyla da uyumlu olan “yeni muhafazakarlıktır”. Bu tanımlamayla yaratılan aidiyet hissi siyasi başarıyı getirdi.

Nedir bu “yeni muhafazakarlık?”

Muhafazakar olmanın getirdiği “biz” duygusundan kopmayarak, bireysel olarak kendini tanıma ve bir şeyleri gerçekleştirme adına fırsat sağlanarak bu kesimin genişlemesi sağlandı. “Sen yaparsın biz de arkandayız” deyip araya cemaatlerin de girmesine izin verilerek daha önce kapalı olan kapılar açıldı. 

“Yeni muhafazakarların” karşısındaki küme: “Geleneksel milliyetçiler” ve “modernler”

“Geleneksel milliyetçiler” son yıllarda “endişeliden” “tepkiliye” geçmişler. Türkiye’nin “rahatsızları” bile denilebilir bu kesime. Kürt sorununun çözümü için atılan adımların taviz vermekten ve terörist başını serbest bırakmak için yapıldığını düşünüyorlar. Önümüzdeki seçimlerde de siyasi tercihleri yalnızca bu kriter üzerinden yürüyor. Bu grubun içerisine “modernlerin” büyük bir bölümünü de katabilirsiniz. Mevcut durum, devlet ve siyasete güvenmiyorlar. Kürtçe eğitime karşılar. A+B gelir grubunda ve kadınlar arasında da orta yaş üstünde yaygınlar. Ekonomik gidişat konusunda ciddi şekilde kötümserler. İktidara ve siyasete karşı en güvensiz ama orduya kurum olarak en fazla güvenen küme. Örf adetlerimizi bilip uygulasalar da dinin günlük hayatın içinde rolünün olmaması gerektiğine de güçlü şekilde inanıyorlar.

Bir de hesaba katılmayan “tutunamayan yoksullar” var. Bunlar daha çok kırsal alandalar. Türkiye’nin bilinen gündeminin dışındalar ve buna karşı da kayıtsızlar. Devlete, siyasete ve orduya güvenleri düşük. Ekonomik ve siyasi gidişata karşı güçlü negatifler. Oy tercihleri dağınık büyük bir kısmı oy vermiyor. Oy verme oranları arttığında da MHP’ye yönelmeleri yüksek ihtimal.

Tüm bunlar ne anlama geliyor?

En sondan başlayalım.

MHP’nin Kürt sorununda giderek sertleşen çıkışı “geleneksel milliyetçiler” ve yaşam tarzı olarak tepki ile beslenen “tutunamayan yoksullara yöneliktir”. Türkiye’nin yükselen kesimi “yeni muhafazakarlara” yönelik bir siyaseti ve beklentisi yoktur.

CHP, ağırlıklı AKP’ye oy veren yeni muhafazakarların Kürt sorununda taviz vererek uzlaşı isteğine yöneldi. Bu kesimin hassasiyetlerinden biri olan çatışma değil uzlaşma beklentisine yönelik mesajlar verildi.

Bundan dolayıdır Kürt sorununun çözümü için CHP aniden AKP’nin kapısını çaldı.

Hedef bu yaklaşımla bu kesimin “muhafazakar” değilse bile “yeni” kesiminden oy almak.

Bunu yaparken de kendi tabanındaki geleneksel milliyetçilerin (medya CHP’de bunlara “ulusalcı” diyor) partiye olan bağlılığının oy kaybına uğratmayacağını hesap etti. Bunun için Kılıçdaroğlu Kürt sorununun çözümünde “AKP ye açık çek verdiği” yönünde demeç vermiştir. Ama kendi meclis grubundan bir milletvekilinin “Türk ulusu ile Kürtleri ayni seviyede göremezsiniz” diye mecliste yaptığı konuşma bu hesabın o kadar kolay tutmayacağını göstermektedir. CHP kendi içinde bölünmüştür. Bu da şaşmayalım seçim günü en fazla MHP’ye yarama ihtimali vardır. Bugüne kadar MHP’ye oy vermemiş CHP’liler bu yönde hareket edebilir.

AKP kendi tekelinde olan dini hassasiyetleri gözeterek siyasi getirisi büyük olduğu için inançlı kesime yönelik demeç ve somut adımlar atmaya devam edecektir. Ana hedef Kürt açılımı konusunda AKP’ye tavır koyma ihtimali yüksek olan “yeni muhafazakarların” muhafazakar kesimine ve “geleneksel milliyetçilerin” “gelenekselliği” ağır basan kesimine yöneliktir. Din ekseninde siyaset yapacak başka alternatif bir partinin geçtiğimiz aylarda yapılan en son katılımlarla kalmamış olması da büyük bir avantajdır. 

Ekonomideki büyümenin yavaşlamasıyla yeni muhafazakarların siyasi tercihlerinin muhafazakarlık mı, milliyetçilik mi yoksa ekonomi çizgisinde olacağı ve hangi kümelere hangi oranda kayacağı merak konusudur. 

AKP’yi esas olarak iktidarda tutan “yeni muhafazakarlara” ekonomideki yavaşlamanın da önüne geçeceği için Kürt sorununda gerekirse taviz vererek uzlaşmaya yönelik mesajlar verilerek destek istenmektedir. Şu an yapılan bu refleksin geliştirilmesine yöneliktir. 

Dikkat edin terörün parasal boyutuyla anlatımına da bundan dolayı son bir iki haftadır Başbakanın verdiği demeçlerinde ağırlık verilmeye başlanmıştır.

Bu süreç önümüzdeki yıl yapılacak olan seçimlere kadar devam edecektir. Yaratılmaya çalışılan algı uzlaşma yolunda ilerlenildiği ile ilgili sınırlı kalacaktır. İç siyasetteki geleneksel milliyetçilerin sertleşmesi de kendiliğinden süreci yavaşlatan bir gerekçe olarak kullanılacaktır.

Siyaset adına geleneksel milliyetçilerin alevlendirilmesi için de ne gerekiyorsa yapılacaktır.  Siyasi hedef uzlaşma olma ihtimaliyle seçim sürecine girmektir.

Cumhurbaşkanlığı seçimi ve yeni Anayasa ile ortaya çıkacak olan yeni devlet ve yönetiminin tanımına kadar da bu süreç devam edecek.

Başkanlık sistemine geçiş, yerel yönetimlere özerklik verilmesi ve terörist başının geleceği bir şekilde ayrı ayrı yürüyen süreçler gibi gözükse de birlikte müzakere edilecektir.

Meselenin özü budur.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil