09 Aralık 2016

Tarihe şaka…

Haber İçi Üst

Mümtaz Soysal’ın sözüydü, “KKTC tarihe şaka olsun diye kurulmadı” derdi. Şaka değildi tabii… Bakın 29 yaşına girdi. Ama nasıl…
Bir Cumhuriyet Bayramı’nda şu anda düşündüklerimi düşündürenlere lanet olsun.
İnsanlar başlarında bir devlet var diye, kendi egemenliklerini sürdürüyorlar diye, demokrasileri var diye kutlarlar bayramlarını. Oysa biz..? Neyi kutladığımızı bile bilmiyoruz…
Bin bir umutla kurulan, dünyaya kafa tutan devletin geldiği nokta, 29 yıl önceki heyecandan öylesine uzak ki. Beklentilerin hiç biri yerine gelmemiş. Umutlar tükenmiş. Bir avuç zengin yaratılmış o kadar. Savaşın, zilletin içinde bile bir halk bu kadar birbirinin boğazına sarılmamış. Bu kadar bölünmemiş. Adalet, hiçbir yönetim döneminde geçicide, otonomda, federede bu kadar çiğnenmemiş, eşitlik hiç bir zaman bu kadar bozulmamış. Saygı bu kadar yok olmamış…
Kuruluşunun 29. yılında KKTC’nin geldiği nokta diptir. Bundan ötesi yok. Hem de öyle sosyo-ekonomik falan değil. Ahlaki açıdan dip… Eşitsizlik açısından dip… Haksızlıklar açısından dip… Kuralsızlık açısından dip…
Hani o KKTC kurulduktan sonra, 2 yıla yakın çalışılan Anayasa ve yasalar? Hangisi doğru dürüst uygulanıyor? Hepsi birilerinin çıkarına delik deşik edilmiş. Devletin sahip olduğu ne varsa, yine birilerinin çıkarına hovardaca harcanmış. Ya verilen emekler…
Umarım bugün vurduğumuz bu dip, çıkış için de bir ivme olur. Herkes kendi adına bir 29 yıl muhasebesi yapmalı bence. O vatan millet nutukları atıp, suların başını tutanları bir bir gözlerinin önünden geçirmeliler. Ben o muhasebelerin hepsinin de bir ortak noktaya varacağından eminim…
                                                        
Bitsin artık bu belirsizlik…
Lefkoşa Kaza Mahkemesi, dün bir kararla İrsen Küçük’ün UBP Genel Başkanlığı yetkilerini kullanmaması doğrultusunda ara emri verdi. KKTC bir hukuk devleti. Buna herkesin saygısı var. Olmalı da. Ancak şu da unutulmamalıdır ki, verilen ara emrinin davanın esası ile alakası yok. Kaşif’in avukatları dahil, tüm hukukçular, bunun, esas davanın sonucu hakkında da herhangi bir fikir vermeyeceğini söylüyor zaten…
Mademki kurultay sonucuna itirazlar var, o halde bu itirazlar yargı yoluyla çözülene kadar, parti içi icraat yapılmasın diye verilmiş bir karar. Başka bir şey değil…
Olay siyasi olunca, tepkiler de sanki dava sonuçlanmış gibi yayılmaya çalışılıyor. Bunu da anlayabiliriz. Çünkü siyasette yaptıklarınız değil, verdiğiniz imaj önemlidir. O nedenle şimdi Kaşif yanlıları, ara emri kararını zafer gibi lanse edip umut yaratma yolunu seçmiş durumdalar…
Şunu da not etmek lazım ki, ara emri Başbakanlık yetkilerinin kısıtlanması değil, sadece UBP Genel Başkanlığı yetkileriyle ilgili. Diğer yandan, kurultaydan bugüne İrsen Küçük’ün parti başkanı olarak yaptığı önemli bir tasarruf da zaten yok. Organlar seçimle gelmiş, parti meclisi, 25 üyenin imzasıyla toplantı yapmış durumda. Eğer bu arada İrsen Küçük, parti meclisine herhangi bir kontenjan ataması yapmış olsaydı, bu geri alınabilirdi. Ancak öyle bir durum yok…
Tüzükten anladığımız kadarıyla genel sekreter, parti başkanlığı görevini vekaleten sürdürmeye devam edecek. Diğer organlar da çalışmalarını sürdürecekler. Tabii bu noktada onlara da önemli görevler düşüyor…
Beklentimiz krizin bir an önce çözümlenmesi. Yani esas davanın uzamadan sonuçlanması. Çünkü bugün iktidar partisinin içindeki bu kaos, ülkedeki kaosu da büyütüyor…

YERİN KULAĞI VAR
NE GÜNDÜ AMA:
Mahkeme UBP Genel Başkanı İrsen Küçük’ün başkanlık yetkilerini kullanamayacağına karar verdi. Ahmet Kaşif, avukatının yazıhanesi önünde millete lokum dağıtırken, belediye çalışanları, bazı siyasi partiler ve sendikalar İnönü Meydanı’nda hükümet aleyhine miting yaptı. KKTC Türkiye’den gelen konuklarla birlikte 29. yaşını kutlamaya başladı. Dün işte böyle tezatlarla dolu, trajikomik bir gün yaşadık. 29. yaşımızda bize de bu yakışırdı… 
YUH ARTIK: Dün tüm gazetelerde yer aldı. Başbakan’ın imzasını sahtelediği iddia edilen ve hakkında yasal süreç başlatılan Kamu Hizmeti Komisyonu Sınav Müdürü Emir Emirkanı Başbakan İrsen Küçük’ten özür dileyip elini öpmüş. Merak ediyorum acaba Başbakan, Emirkanı’nın bu özrünü kabul edip, “olur böyle şeyler” mi dedi acaba? Resim çirkin, çirkin olduğu kadar da düşündürücü idi. Söyleyebileceğim tek şey “Yuh olsun…”
EMİRKANI KİMİ KURTARMAYA ÇALIŞIYOR: Emirkanı özür dilerken sanki birilerini kurtarma çabası içerisindeydi. Bu imza olayı Emirkanı’yı aşan bir olay. Mutlaka ona bu emri veren biri var. O el öpme hikayesi de sadece softa şaşırtmasıdır. Suçu üstüne alarak birilerini korumaya çalışıyor. Halbuki resim çok net ve açık, inşallah olayın dibini kaşırlar, yoksa ihale tek başına Emirkanı’nın üstünde kalır…
ÇÖPLER DURUYOR: Lefkoşa Kaymakamı Kemal Deniz Dana, Hüseyin Ekmekçi’yle yaptığı röportajında, “Lefkoşa’nın çöp sorunu kalmadı” iddiasında bulundu. Bu satırları okurken pencereden oturduğum apartmanın (Yüzbaşı Tekin Yurdabak Cad.) önünde dağ gibi duran çöplere baktım. Ana cadde  üzerindeki apartmanın önünde çöpler duruyorsa, Lefkoşa’nın çöp sorunu nasıl bitti diye, düşünmeden edemedim. Ya biz göremiyoruz, ya da Sayın Dana bizimle dalga geçiyor…
ÇÖPÇÜLERİN PARALARI ÖDENMEDİ: Lefkoşa Kaymakamlığı’nca Lefkoşa’da biriken çöplerin toplanması için özel sektörden kiralanan işçilerin paralarının ödenmediği iddia ediliyor. Yaklaşık 10 gündür emeklerinin karşılığını alamayan işçilerin bu nedenle çöp toplama işini yavaşlattıkları da yine gelen iddialar arasında. Sayın Kaymakam bu iddialarla ilgili bir açıklama yapar herhalde… 
HP BÜTÇEDE YOK MU: Bakan Tatar, memura verilecek 200 TL’lik artış için 200 milyon bir ek kaynak gerektiğini söylemiş. Demek ki, personel giderlerindeki 65 milyonluk artışın içinde HP yokmuş. İki soru çıkıyor ortaya. Bir; bu 65 milyonla ne yapacaksınız? İki; HP artışı için gerekli parayı hangi dolaylı vergiyle bulmayı düşünüyorsunuz? Sizin anlayacağınız, alacağınız hayat pahalılığını yeni zamlarla ödeyeceksiniz, onlar da 65 milyonluk yeni adam istihdam edecekler…
BÜTÜNLÜK OLMALI: Siyasi Partiler Yasası’nda öngörülen değişikliklerden biri ilçe kongreleri. “Bir parti seçime girmeden, 5 ilçede ayrı kongre yapmalı” deniyor. Oysa, Seçim ve Halkoylaması Yasası’nı görüşen Komite’nin önünde, “KKTC’nin tek bir seçim bölgesi haline gelmesi” önerisi var. Bu öneriye sıcak bakan partiler de çoğunlukta. O halde, aynı anda çıkacak iki yasa, yine çelişmeyecek mi? 

ZİRVEDEKİLER
Halil İbrahim Akça: TC’nin Lefkoşa Büyükelçisi Halil İbrahim Akça, Güney’de yapılan harcamaların Rum ürünlerine değil ithal ürünlere olduğunu, bunun da KKTC’de bazı yanlışlıklar yapıldığının işareti olduğunu söyledi. Akça, “O zaman bizim ithalat rejimini, limanların faaliyetlerini ve hizmet kalitesini gözden geçirmemiz gerekir” dedi. Vatandaşa, “Güney’e gitmeyin” nutuğu atan hükümete duyurulur…
Yakup Latifoğlu: Hür-İş Genel Başkanı Latifoğlu, yaşanan bu zor süreçte kavganın değil, uzlaşının ön plana çıkması gerekliliğine inandıklarını belirterek, “Hür-İş Federasyonu Yönetim Kurulu olarak bizler, LTB’deki sorunun ancak diyalogla ve ekonomik akılla çözülebileceğine ve yalnızca eylemlerin bir çare üreteceğine inanmamaktayız” görüşünü dile getirdi… Yalan mı?..
DİPTEKİLER
Siyasete Kurban Edilen Basın Ahlakı: Ara emri kararına ilişkin olarak özellikle Kaşif yanlılarının internet sitelerinde yer alan yorumları, bir nevi çılgınlık ifadesi gibi. Takma isimlerle şahıslara yönelik yapılan yorumlar, insanların onur ve haysiyetine yapılmış ağır hakaretler içeriyor. Bunları, siyasi hedeflerine uygundur diyerek yayınlayanlar da, basın ahlakını çiğnemiş oluyorlar… 
Bir kez Daha Emir Emirkanı: Aslında bu ismi artık duymak istemiyorum. Ama adam her fırsatta skandallarıyla gündem olmaya devam ediyor. Vicdanı sızlamış….! Bu itiraf çok önemli. Başbakan’ın imzasını sahtelemeye cesaret eden biri, Kamu Hizmeti Komisyonu’nda neler yapmaz. Şurası artık kesinleşmiştir ki, bu adamın imzası olan tüm sınavlar şaibelidir. Eğer adalet varsa, hepsinin üstüne gidilmelidir, çünkü bu durumda yüzlerce insanın hakkı yenmiştir…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil