03 Aralık 2016

Son haftalardaki siyasi ve ekonomik değişimler…

Haber İçi Üst

Son haftalarda gerek KKTC’de gerekse Türkiye’de çok hareketli ve hareketli olduğu kadar siyasi, sosyal, ekonomik ve mali konuları tümden etkileyen ve gündemleri değiştiren gelişmeler yaşandı.

Önce bir buçuk aylık olsa da yeni kurulan Hükümetin hayırlı olmasını dilerim.
28 Temmuz erken seçim kararının alındığı ve yeni seçim hükümeti kurulması gündeme geldiğinde daha hangi partilerin hükümeti oluşturacağı belli olmadığı iki üç hafta öncesinde ve geçen haftaki bir yazımda, bu şartlarda ve bu sürede seçime beş kala seçime yönelik vicdanları ve adaleti ve fırsat eşitliğini rahatsız eden icraatlar için seçim yasaklarının denetlenmesi yönünde denetim organlarının, Yüksek Seçim Kurulu’nun ve Savcılık’ın takviyesiyle çareler ve önlemler olduğunu, bir aylık bir hükümetin “hükümetçilik oynama” misali olacağı hususunda yorumlarım olmuştu.
Bu dönemde 3-4 yıldan beridir UBP’nin kendi içinde gelişen ayrışmalar, Cumhurbaşkanı ile Başbakan ve ikiye bölünmüş taraftarları arasında başlayan gerginlikler, tansiyon artarak devam etmiş ve güç savaşında Cumhurbaşkanı’nın desteğini alan UBP içindeki 8 milletvekili ile taraftarlarının, kendi partileri içinde sağlayamadıkları sonucu, normal olarak erken seçim talebinde bulunan muhalefet milletvekilleri ile birlikte ve UBP’nin de oylarıyla sonunda seçim tarihleri farklı tarihler de olsa, erken seçim kararları alınmış, akabinde de güvensizlik önergesi ile hükümet düşürülmesi ve yeni bir hükümet kurma konusunda kamuoyu gündemini işgal etmiştir.
Sonuçta yeni gelişmelerin ve kurulan seçim hükümetinin hayırlı olmasını diliyoruz. Geçici seçim hükümeti de olsa bir kadın Başbakan’ın olması, beni de bir kadın olarak memnun etmiştir. Sibel Hanım’a başarılar dilerim. Genelde siyasi yaşamda kadınlarla ilgili yeni atılımlar, belki kadına karşı bakış açısını değiştirebilir düşüncesi veya ihtimali bile, olumlu bir açılımdır.
Bunun dışında, konunun özünden ve yapacaklarından ziyade, yeni geçici seçim hükümetinde Başbakan’ın kadın olmasının daha çok ön plana çıkarılması ve gündemin bu yöne çekilmesi, toplumda kadına bakış açısı yönünden dikkat çekici olmuştur. İnanıyorum ki gelecek için daha ümit verici gelişmelere yol açılır ve kadın gücü genişleyerek ve idari ve siyasi alanda daha yayılarak, toplumda daha geniş ve güçlü bir şekilde hak ettiği yeri alır. Bahşedilen bir ödül gibi ekspoze edilmez.
Bunun dışında teknokrat bir hükümet kurulacağı hususunda partilerin mutabakatı çerçevesinde, kurulan hükümette, çoğu parti temsilcilerinin teknokrat olmadığı müşahede edilmiştir. Hükümete atananların her birinin kıymetli ve kendi alanlarında kabul görmüş kişilerden oluştuğundan hiç şüphe yok. Ancak adına teknokrat hükümet dendiğinde, bakanların sadece seçilmişlerin dışında olması yetmez. Atandığı alanda ve ilgili konuda teknik uzmanlığı ve yönetim tecrübesiyle, partilerden bağımsız olma, anlamındadır.
Neyse ki bir buçuk aylık gibi kısa sürede, önemli olan tarafsız bir şekilde normal rutin işlerin yürütülmesi amaç ise, ilgili bakanlık bürokratlarına büyük görev düşecek ve bu süreyi tarafsızlıkla yürütmeyi, yüklenmeleri gerekecektir. Birçok ülkelerde seçim dönemlerinde stratejik bakanlıklarda bu uygulama yapılır. Masraf ve bu seçim döneminde siyasi partiler için zaman kaybı, olmaz. Daha güven oylaması da var.
Seçimlerin hayırlı olmasını ve inşallah gelecek dönemde tam mesai ile çalışacak milletvekillerinin seçimi gerçekleşir. Milletvekillerinin görevlerini ikinci iş olarak görme geleneğinin siyasi partiler yöneticilerince ve yetkili kurullarınca alınacak kararlarla kaldırılması gerekir. Çoğu milletvekilleri kendi özel işlerinden muayenehane ve kliniklerinde çalışmaktan Meclis’te görev yapamaz haldedirler ve aylarca Meclis’e gelmeden maaş aldılar. Lütfen artık şahsi menfaatler geriye itilsin ve bu ülkeye çalışanlar ile çalışmaya ve üretmeye, halka hizmet etmeye niyeti olanlar ve tam mesaisini verecek olanlar, gelsin. Herkesin arzusu budur.
2-Türkiye’deki Gezi olayları; Gezi Parkı olaylarından sonra piyasalarda, dövizde ve faizde meydana gelen dalgalanmalar, geçen hafta dövizleri yukarı fırlatmış TL değeri düşmüş, faizler yükselmiş ve borsa’da düşüş olmuştu. 80 binlerin üzerinde olan Bist’in hisse senetleri değerinde oldukça düşüş olmuş 75 binlere kadar inmişti. Bu dönem zarfında 22 milyar $’lık toplamda değer kaybının olduğu haberleri verilmektedir.
Bu hafta Merkez Bankası’nın veri açıklamasına göre de mayıs ayına göre haziranda 8 milyar $ kadar sıcak para, dış sermaye çıkışı olmuştur. Döviz fiyatlarında % 3.5-4’leri aşan (dolar ve Euro’da) yükselişler olmuştu. Bu hafta gerek Cumhurbaşkanı A. Gül’ün gerekse Başbakan T. Erdoğan’ın ve hükümet yetkililerinin Gezi Parkı protesto ve eylemcilerin temsilcileriyle ve sivil toplum örgütleriyle başlattıkları diyalog ve yumuşama politikası ile hem halkın hem de piyasaların bir miktar rahatladığı ve tekrar Bist’in, hisse senetlerinin yükselerek 79 binlerin içinde ve yukarı doğru artış meyline girdiği görülmektedir. Aynı şekilde Dolar ve Euro fiyatlarının TL karşısındaki yükselişinin düşmeye başladığı ve eski seviyelere doğru gidişin olduğu izlenmektedir. Geçen hafta % 7’lere fırlayan faizler de bu hafta % 6 ve küsur seviyelerine düşmüştür.
Temennimiz demokratik sürecin karşılıklı anlayış ve hoşgörü içerisinde, uzlaşı anlayışının gelişmesi ve ülke genelinin rahatlatılmasıdır.
Ekonomik ve mali yönden hızlı kalkınan Türkiye’nin, demokratik ve siyasi istikrarın sağlanması ile ilgili alınmakta olan önlemlerin yöntemleri, dünya ülkeleri ve dünyadaki sermaye ve yatırımcılar tarafından da yakından izlenmekte ve her gün çeşitli mesajlar verilmektedir. Dünya gittikçe küçülmektedir. Dünyanın herhangi bir yerindeki olay anında izlenmekte ve tavır konmaktadır.
Bir hareket bütün sektörleri de olumlu veya olumsuz etkilemektedir. Geçen hafta Merkez Bankası, TL’nin birdenbire değer düşüşünün önlenmesi için 5 defa piyasaya müdahale ederek döviz sağlamış, TL’de sıkılaştırma politikası uygulamıştır.
Yüksek döviz kuru, yüksek enflasyon demek olduğu cihetle, Merkez Bankası’nın fiyat istikrarına yönelik aldığı kararlar etkili olmuş ve bir miktar düşüş sağlamıştır. Bu hafta Para Politikası Kurulu’nun toplantı yapması planlanmaktadır. Alınacak kararlar merakla beklenmektedir.
Türkiye’deki parasal hareketler KKTC’yi daha da fazla etkilediği cihetle, gereksiz fiyat artışları ve halka yansıması muhtemel ek pahalılık konusunda, yetkililere önemli görevler düşmektedir. Özellikle rekabete tabi olmayan ve daha ziyade monopol ve stratejik ve elzem mallar ile ana mallar konusunda, hayatı zorlaştırmayacak önlemlerin alınması ve Rekabet Kurulu’nun çalıştırılması gerekmektedir.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam