10 Aralık 2016

Sayıştay, gündemden düşmüyor…

Haber İçi Üst

Son bir yılda en çok Sayıştay ve orada yaşananlarla ilgili ben ve birçok meslektaşım mesajlar aldık. Devletin bağımsız denetleyici pozisyonunda bulunan bu kurumla ilgili ortaya atılan iddialar ne yazık ki hiç de hoş değildi. Ben şahsen, gelen bu mesajların bazılarını yayınlarken, birçoğunu da yayımlamadım. Ancak iddiaların ve soruların ardı arkası kesilmedi. Ne gariptir ki, basında bu kadar öne çıkan bir kurum ve başkanı, tüm bu yazılanlara karşı açıklama yapma gereğini dahi duymadı. Şahsına ve başında bulunduğu kuruma yapılan onca suçlama ve iddia karşısında sessiz kalmayı tercih etti. Dün yine Sayıştay’la ilgili gelen bir okuyucu mektubunu sizlerle paylaşmak istiyorum; 
Sn. Mehmet Moreket;

Bu yazı, devletin bağımsız mali denetçisi olan Sayıştay’ın yerine getiremediği görevleri ve bunun neticesinin halka nasıl yansıdığına ilişkindir.
• Sayıştay’ın aşırı istihdamlara sessiz kalması nedeniyle hükümetle birlikte kamuda gizli işsizliğe yol açması ve gerçekleştirmedikleri denetimler yüzünden devlet memurlarındaki verimsizlik, buna bağlı ek mesailer ve tüm bunların kamu giderlerine yansıttığı aşırı yük,
• Göz göre göre ihalesiz yapılan devlet alımlarına ve devletin trilyonlarca yaptığı usulsüz ödemelere sessiz kalması,
• Hükümet tarafından ısrarla yatırılmayan KTHY İhtiyat Sandığı primleri ve bu primlerin faizleri nedeniyle devletin ödeyeceği miktarın her geçen gün artmasına müdahale etmemesi,
• Tüm hukukçuların yasal değil dediği kurultay istihdamlarına görüş ve uygunluk vermeleri ve bütçeye hukuk dışı külfet yüklemesi,
• Yıllarca usulsüz ve hukuk dışı işlemlerin döndüğü LTB’de görevi olan denetimleri zamanında yerine getirmemesi neticesinde belediyenin batması, aynı usulsüzlüklerin diğer bazı UBP’li belediyelerimizde ayyuka çıkmasına rağmen hala daha müdahale etmemesi,
• Gümrük kaçakçılıkları, yolsuzluklar, vurgunlar vs… nedeniyle kamu kaynaklarının sınırsız zarara uğramasına-uğratılmasına engel olamaması…
Bağımsız ve anayasal bir kurum olan ve görevi kamu kaynaklarını korumak adına kamuda denetim yapmak olan Sayıştay, acaba birilerinin “şuna ses çıkarma”, “buna uygunluk ver” talimatları neticesinde mi hareket ediyor? Yoksa Sayıştay kurumunda görevlerini yerine getirmede bir beceriksizlik veya bir ihmalkarlık mı var..?
Cevap ne isterse olsun kesin olan; Sayıştay’ın görevlerini yerine getirememesi ve bunun neticesi olarak da kamu denetim mekanizmasının çökmüş olması; kendini dengeleyemeyip açıklar veren bütçenin faturasının ise her daim sokaktaki vatandaşa zam olarak çıkarılıyor olmasıdır… Sayıştay’ın artık kendine gelmesi veya getirilmesi gerekiyor…( Çise Yağmur)

YERİN KULAĞI VAR
KURULTAYIN GEÇMESİNİ BEKLEDİM:
KHK eski Başkanı Çetin Uğural, görevden ayrılırken açtığı davalarla ilgili olarak, daha önce niye açmadığı, dava açtığını açıklama işini neden görev süresinin bitiminde yaptığı sorgulanmıştı. Hafta sonu aynı soruyu kendisine ben de sordum. “Görevden ayrılmazdan önce yapsaydım, kurultay öncesi bir adaya avantaj sağlamakla suçlanacaktım. Bu nedenle dava açmak için kurultayın bitmesini bekledim” dedi. Hani, haksız da sayılmaz… Uğural davayı açmasından bu yana bir aya yakın zaman geçmesine karşın, ne polisten ne savcılıktan ses çıkmadığından, kendisinden hiçbir açıklama istenmediğinden de şikayetçi.
DEMOKRASİNİN YÜZ KARASI: Cemal Bulutoğluları döneminde yaşananların sorumlusu olarak görülen 7 UBP meclis üyesi istifa etmeyerek hem 7 Nisan seçimlerine, hem de demokrasiye büyük bir darbe vurdular. Belediyenin düştüğü durumun baş sorumlularından olan bu 7 kişi için Lefkoşalı ayağa kalkmalı ve bu üyeler istifaya zorlanmalıydı.  En azından bu seçimde, isimleri belediyeden yapılan ödemelerde de yer alan adaylar için taraflı tarafsız herkes tepki koymalı…
ÖNEMLİ OLAN REKLAM:  Gazetelerde Maliye Bakanı Ersin Tatar’ın gülerek kan verirken çekilmiş bir fotoğrafı yayınlandı. Ancak öğreniyoruz ki, kan değeri düşük olduğu için kan vermemiş. O zaman o fotoğrafı basına dağıtmaya ne gerek var. Kan vermek bahane, reklam şahane galiba…  

VATANDAŞ GEÇİM DERDİNDE: Maliye Bakanı Tatar, Aralık 2010 dönemi ile Aralık 2012 dönemi arasındaki mevduat ve kredi vadelerinin kıyaslamasını yaptı ve hem TL hem de döviz cinsi mevduatlardaki artışı refaha bağladı. İlahi Sayın Bakan, 2010-12 döneminde memura artış mı verdiniz, yoksa asgari ücreti mi artırdınız? Çalışan bırakın para biriktirmeyi, ayın sonun nasıl getireceğini düşünüyor. Bu mevduatlardaki artış olsa olsa, birkaç ensesi kalının hesabındaki artıştır…
YA BİZİMKİLER: Anastasiadis bakanlarına mesleki ahlak belgesi imzalatmış. Tüm bakanlar, hükümet programına tamı tamına uyma, iyi yönetim, tarafsızlık, yolsuzlukla mücadele, kurumlarının saygınlığının iade edilmesi ve ayrımcılıkla mücadele  konularında taahhütte bulunmuşlar. Adanın kuzeyinde de aynı ihtiyaç, hem de fazlasıyla var. Mesela LTB’deki batışın temel nedeni bu yukarıda saydıklarım değil miydi. Bugün seçime hazırlanan başkan ve üye adaylarından böylesi bir sözü beklemek de bizim hakkımız değil mi..?

NE OLDUM DEĞİL; NE OLACAĞIM DEMELİ: Özellikle bizim yaşlardakiler çok iyi hatırlayacak. 60’lı yıllarda Rumlar bizler için, “şamişici, lokmacı” derlerdi. Tüm toplum ayda 30 KL ile geçinmeye çalışır, birçok şeye muhtaç yaşardı. Şimdi gazetelerden okuyoruz, 120 bin Rum, yoksulluk sınırının altında yaşıyormuş. Atalarımız boşuna söylememiş, “ ne oldum değil, ne olacağım demeli” diye…
YA ÖYLE, YA BÖYLE: Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun “Anlaşmamak da anlaşmadır” sözleri tepki topladı ve Eroğlu’nun aslında istediğinin bu olduğu söylendi. İstanbul’a giden Eroğlu, baktık orada bu söylemini hiç ağzına almadı, aksine müzakerelerin sonuç alıcı şekilde devamını istediğini vurguladı durdu. Aslında hepsi boş, Güney’de yeni iktidarın “çözüm” anlayışıyla, bizimki birbirine benzemediği sürece, aktörler değişecek, oyun sürecek.  

 

ZİRVEDEKİLER
Dr. Teoman Sırrı:
İngiltere’de yaşayan, yolu oraya düşen soydaşlarımızın sağlık konularında başvurduğu bir dert babasıdır Dr. Teoman Sırrı. Yalnızca mesleğiyle ilgili değil, soydaşlarımızın sosyal yaşamında da önemli bir yeri vardır. Britanya Tıp Derneği (British Medical Association)Yönetim Kurulu’na seçilmesi hepimizi gururlandırdı…

DİPTEKİLER
Zehirli Bitkiler: Bu memleketin insanı yıllar yılı yol kenarı, tarla kenarı demedi ot topladı yedi. Doğal olarak da kanser vakaları tavan yaptı. Neden? Bilinçsizlikten. Özellikle ilaçlanmış tarlaların yakınlarından toplanan otların da aynı zehre bulaşmış olduğu ancak şimdi açıklanıyor da, iş işten geçtikten sonra vatandaş uyarılıyor. Ben sık sık o Tarım Bakanlığı’nda çalışan yüzlerce insanın ne yaptığını gerçekten merak ediyorum…

Su arıtma tesisi inşa edilen Çamlıbel ve Çatalköy’de, atık suların dere ve ovalara boşaltılması yüzde 90 oranında azaldı

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil