07 Aralık 2016

Rekabet edilebilirlik, Su Projesi ve tarım sektörü

Haber İçi Üst

Bu yıl 5. kez hazırlanan rekabet edebilirlik raporu geçtiğimiz günlerde kamuoyu ile paylaşıldı. Ticaret Odası tarafından, akademisyenler Doç. Dr. Mustafa Besim ve Yrd. Doç. Dr. Kamil Sertoğlu’na hazırlatılan raporda çok önemli tespitler bulunmaktadır. Bende bugünkü yazımı, bu raporun içindeki ana noktalara değinerek şekillendireceğim.
Bu yılki rapora göre, Kuzey Kıbrıs rekabet edebilirlik sıralamasında 144 ülke içerisinde 123. sıradadır, geçen yılda, 140 ülke arasında 118. Sırada bulunuyorduk. Rapor, Dünya Ekonomik Forumu’nun her yıl geleneksel olarak hazırladığı Küresel Ekonomik endeksi metedolojisine bağlı kalınarak, iş çevrelerinin görüşleri, anket yöntemiyle alınmış ve rapor hazırlanmıştır. Bu maksatla Kuzey Kıbrıs’taki yaklaşık 100 işletmeyle anketler yapıldıktan sonra mevcut tablo oluşmuştur. Bahse konu endeks, 144 ülkenin ekonomilerini ve 12 ayrı yapıtaşlarını yıllık olarak kıyaslamakta akademisyenlere, iş insanlarına, politika üretenlere ve karar vericilere bir yol haritası sunmaktadır. Bu yılki hesaplamada 12 yapıtaşından 9 tanesinde geçen seneye göre kısmi iyileşme olmuş ancak altyapı, teknolojik hazırlık ve makro ekonomik istikrarda görülen büyük düşüş ülke puanının gerilemesine neden olmuştur. Gelişme görülen bölümler; sağlık ve ilköğretim, yüksek öğretim ve işbaşında öğretim, ürün piyasasının etkinliği, iş gücü piyasasının etkinliği, finans piyasasının gelişmişliği, inovasyon ve kurumlar olmuştur.
Rapora göre, KKTC ekonomisinin rekabet gücünün artması için belli başlı adımlar atılması gerekmektedir. Toplumun güvenini sağlamak için tutarlı politikalar geliştirilip icraata dökülmelidir. Hazırlanılan programlara sahip çıkılmalıdır, ürün piyasası etkinliği yasal ve kurumsal düzenlemelerle desteklenmelidir. Piyasa sığlığını çözmek için uluslararası ürün piyasa erişimi kolaylaştırılmalıdır. Ekonominin etkinliğini artırmak amacıyla piyasaya koşullarını sağlamaya yönelik hukuksal adımlar atılmalıdır.
Bu yılki raporun ana teması “Tarım sektöründe Dönüşüm ve Suya Bağlı Yeni Fırsatlar” olmuştur. Raporda bu konu ile ilgili önemli saptamalar ve öneriler detaylı bir şekilde belirtilmiştir. 2014 yılında Türkiye’den gelecek olan su ile birlikte tarım sektöründe önemli değişim ve dönüşümler yaşanacaktır. Tarım sektörünün vizyonunun belirlenmesi sektörde, katma değeri artırma ve ürün zenginleştirme konuları önem kazanmaktadır. Raporun içeriğinde de belirtildiği üzere erkenci üretime, Organik tarıma ve Kıbrıs’a özgü ürünlere yönelme konularının sektöre etkileri tartışılmaktadır.  TC’de 43 bin sertifikalı organik tarım üreticisi bulunmakta olup, ürünlerin % 98’i ihraç edilmektedir. Bu ürünlerin fiyatı normal ürünün fiyatının 3 katıdır.
Tarım sektörü Kuzey Kıbrıs ekonomisinde önemli bir yer tutmaktadır. Ambargoların kalkması halinde ihracat gücüne sahip başlıca sektörlerden biri olur. 2014 yılında gelecek olan suyun rasyonel olarak kullanılması için sistemdeki sorunların çözülmesi gerekmektedir. Bu sorunların en önemlileri, ölçek sorunu, düşük rekabet gücü, dış ticarete uygun altyapı eksikliği, yüksek girdi maliyetleri, yanlış uzmanlaşma, strateji eksikliği, destekleme politikalarıdır. Bu sorunların çözülmemesi, suyun gelmesiyle daha da ağırlaşabilecektir. Örneğin üretimin artmasıyla, devletin ürünü satın alıp pazarlamada sorunlar yaşanırsa üretim ve görev zararı artışları da doğabilecektir. Ya da ihracat teşvikleriyle pazarlanmasıyla devlete yükü daha da artabilecektir.
75 milyon m3 suyun gelmesi, verimli ve doğru alanlarda etkili bir şekilde kullanılırsa ekonomiye ve tarım sektörüne önemli bir ivme, katma değer kazandıracak ve tarım sektöründe dönüşüm ve yeni fırsatlar yaratacaktır. Bu amaçlara yönelik olarak da rekabet gücümüzü artırarak, pazarlara erişim imkanlarımızı geliştirerek, yüksek katma değerli,  çevreyi gözeten, niş ve organik ürünler üretmek için hazırlıklarımızı yapmamız gerekmektedir.
Organik ürünler sektörü, dünyada krizlere rağmen büyümeye devam etmektedir. Pazar büyüklüğünün dünyada 60 milyar dolar olduğu söylenmektedir. Organik ürün talebini yaratan ülkeler, gelişmiş ülkelerdir ve talep gitgide artmakta fakat arz talebe yetişememektedir. Pazara girişte de, organik ürünler için tarife ve tarife dışı engel bulunmamaktadır. Ayrıca uluslararası organik ürün sertifikalarını da devletler değil, uluslararası sertifikasyon kuruluşları vermektedir. KKTC üreticileri için de bu önemli bir avantaj olacaktır. Organik tarım üretimi, geleneksel tarıma göre daha emek yoğun bir üretimdir. Bu da istihdam imkanlarını artırmaktadır. Görüldüğü üzere organik tarım, ülkemizdeki üreticilere gelecek için önemli fırsatlar sunmaktadır. Konu ile ilgili daha detaylı bilgi ve analizler rapor içinde bulunmaktadır. İlgilenenler için önemli bir kaynak olacaktır.
Sözlerime son verirken raporu hazırlayanları bu değerli raporu ülke ekonomisine kazandırdıkları için tebrik ediyorum.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil