06 Aralık 2016

Okullar yine mi öğretmensiz açılacak?

Haber İçi Üst

Okullar her yıl eylül ortası açılır. 40 bini aşkın ilk orta öğretim öğrencisi ders başı yapar. Geçtiğimiz öğretim yılı başında eğitimde yaşadığımız sorunları hala hafızalarda… Öğretmensiz açılan, inşaat alanına dönen ve gürültüden ders yapılamayan okullar gözümüzün önünden silinemedi. Büyük oranda UBP hükümetinin beceriksizliği, iş bilmezliği, okulların açılacağı dönemde yaşanan bakan değişikliği sorunların büyümesine neden oldu. Sorunlu açılan okullarda onlarca gün, yüzlerce saat çocukların eğitiminden çalındı.

Ne yazık ki, yeni öğretim yılı için de tehlike çanları çalmaya başladı. Onlarca okulda tamiratlar ve inşaatlar devam etmekte… Yönetim boşluğu ve denetimsizlik nedeniyle inşaatların zamanında tamamlanamama tehlikesi olduğu söyleniyor. Gerek geçici hükümet döneminde gerekse bundan sonra hükümetsiz geçecek 15-20 günlük sürede işlerin çok daha yavaş işleyeceğini düşünürsek, öğretim yılının sorunlu başlayacağını söylemek yanlış olmaz. Hükümetin kurulması belki de Ağustos ayının ortalarını geçecek. Yeni hükümetin işi gerçekten zor.
***
Gelelim öğretmen meselesine… Her yıl yasal olarak temmuz ayında yapılması gereken öğretmen nakilleri yapılmış olmasına rağmen onaylanamadı. Seçim yasaklarına takıldı. Ayrıca geçtiğimiz öğretim yılı içinde UBP Hükümetinin Nakil Tüzüğü’nde yaptığı değişiklik de öğretmenler arasında huzursuzluk yarattı. Nakillerin eski tüzüğe göre mi yoksa değiştirilen şekliyle mi yapılacağı kargaşası yaşandı. Öğrendiğim kadarıyla KTÖS ve KTOEÖS’ün nakil tüzüğüne yönelik yaptığı eleştirileri Savcılık haklı buldu ve takdirini bu yönde kullandı. Anladığım kadarı ile Savcılığın bu görüşünden sonra yeni hükümet ile birlikte Nakil Tüzüğü’nde yeniden değişikliğe gidilecek.
Yani nakillerin ve atamaların yapılması için yeni hükümetin kurulması ve nakilleri onaylaması gerekiyor. Bu nakiller sonrasında boşalan yerler için de Kamu Hizmeti Komisyonu’nun yeni münhaller açabilecek. Hal böyle iken okulların öğretmensiz açılacağı aşikar…
***
Bu noktadan sonra iki konuya değinmekte yarar var. Birincisi öğretmen atamaları nasıl olmalı? İkincisi de bu yıl yaşanacak ders kaybı nasıl aşılmalı?
İkincisinden başlayarak düşüncemi söylemekte yarar var. Geçtiğimiz yıl da öğretmensizlik nedeniyle yüzlerce saat öğrencilerin eğitim hakkı çalındı. Bu yıl bunun yaşanmaması için ne yapılabilir?
Yeni hükümet okulların Eylül ortasında açılamayacağı (gerek öğretmensizlik gerekse inşaat) tespitini yaptıktan sonra o okullarda eğitimi başlatmaması gerekir. Öğretmensiz, verimsiz, kaos içinde açılacak bir okulda zaten doğru dürüst bir eğitim yapılması mümkün değil. Burada yapılması gereken sorunlu okulu daha geç açıp, açıldıktan sonra da sendikalar ile yapılacak istişarelerden sonra ders kayıpları haftanın belirle günlerinde öğleden sonra yapılacak derslerle çocuklardan çalınan eğitim hakkı geri iade edilir.
Öğretmen atamaları konusunda da sınavsız alım mümkündür. Dünyanın birçok yerinde bu uygulama vardır. Bildiğim kadarı ile komşumuz Güney Kıbrıs’ta da durum budur.
Mezuniyet yılı ve diploma derecesine göre bir bekleme listesi oluşturulmalıdır ve öğretmenler o şekilde görevlerine atanmalıdır. Herkes de ne zaman göreve başlayacağını bilir ve yaşamını ona göre düzenler. İşe girmek için onun bunun, hükümet partisi delegelerinin arkasından koşturmaz. Aslında hükümetler de büyük bir baş ağrısından kurtulmuş olur.
Öyle görünüyor ki yeni hükümetin eğitimde yapacak çok işi var. UBP hükümeti 4 yıl boyunca eğitimde ne yazık ki kaos yaratmaktan, sorun çıkarmaktan başka bir şey yapmadı. Öylece çekip gitti. Dört yılda dört kez bakan değişti. Dört yılda dört kez kolej sınavı değişti. Dört yılda neler değişmedi ki! Yazmaya kalksak satırlar sığmaz.
Bu değişimin ileriye doğru olduğunu söylemek mümkün değil. Neler neler gördük ki bu dönemde. Sınavda birinci gelen öğretmen adayına “git kendi bölgenin milletvekili seni işe alsın” diyen bakan da gördük, kendi ülkesinin gençlerini başka bir ülkenin bir kurumuna “gammazlayan” bakan da gördük.
Neler görmedik ki bu ülkede…

 

Dünyada en çok okunan Pamuk

Türkiye’nin çeviri destek programı TEDA ile dünya dillerinde en çok talep gören Türk edebiyatı yazarları Orhan Pamuk, Orhan Kemal ve Ahmet Hamdi Tanpınar oldu. Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerinin AA muhabirine verdiği bilgiye göre, dünyanın zengin edebi birikimine sahip ülkelerinin uzun yıllardır uyguladığı çeviri desteğini 2005 yılında 39 eserle başlatan Türkiye’nin “devri-i alemi” bini aştı.
Türk Kültür, Sanat ve Edebiyatı ile İlgili Eserlerin Türkçe Dışındaki Dillerde Yayımlanmasına Destek Projesi (TEDA) kapsamında, 2005-2012 yılları arasında 791 farklı eser, 366 farklı yazar ve 357 farklı yayınevi desteklendi. Bu süreçte, Türk edebiyatının dünya ile buluşması için 57 ülke ve 53 farklı dilde toplam bin 333 destek verilirken, bugüne kadar bin 5 eser de kitap tutkunlarının beğenisine sunuldu.

Orhan Pamuk, Orhan Kemal ve Ahmet Hamdi liste başı
Türk edebiyatının pek çok köşe taşı eseri ve önde gelen yazarlarının kitapları art arda farklı dillerde yayımlanırken, TEDA’ya yapılan başvurularla en çok çeviri desteği alan yazar Orhan Pamuk oldu. Eserleri 79 dile çevrilen Pamuk’un “Masumiyet Müzesi” kitabı 13 dilde yayımlanarak, en popüler eseri haline gelirken, “Kara Kitap”ı 11 dilde okuyucuyla buluştu. Türk edebiyatında yazdığı toplumcu gerçekçi romanlarla tanınan Orhan Kemal, 51 destekle ikinci sırada yer aldı. Yazarın en bilinen eserlerinden “Baba Evi” 9, “Cemile” ise 8 dile çevrildi. 43 dilde okura hitap ederek üçüncü sıraya yerleşen Ahmet Hamdi Tanpınar ise “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” eseriyle aynı zamanda en fazla desteklenen eserin de sahibi oldu. Türklerin doğu ile batı arasındaki bocalamasını irdeleyen eser, 22 dile çevrilirken, Tanpınar’ın en çok bilinen diğer eseri “Huzur” ise 18 dilde desteklendi.
Listede, Elif Şafak, Reşat Nuri Güntekin, Oya Baydar, Mario Levi, Aytül Akal, Ayfer Tunç, Hakan Günday da eserleri en çok dile çevrilen yazarlar arasında yerini aldı. “Kayıp Söz”, “İstanbul Bir Masaldı”, “Dualar Kalıcıdır”, TEDA’dan destek verilen eserlerden oldu. Bakanlığın da yurt dışındaki kitap fuarlarına daha çok katılması ve TEDA’nın yaygınlaştırılması Türk edebiyatının bilinirliğini arttırdı. TEDA ile yalnızca çağdaş yazarları ve eserleri tanıştırılmadı, Yunus Emre, Mevlana, Ömer Seyfettin, Mehmet Akif Ersoy gibi klasik yazar ve şairlerin de eserleri yabancı kitapseverlerin beğenisine sunuldu. Projeyle önceleri roman ve şiirde görülen talep yoğunluğuna tarih, tiyatro, gezi-inceleme türünde eserler de eklendi. En çok destek verilen diller arasında Almanca, Bulgarca, Arapça, Arnavutça, İngilizce, Farsça, Boşnakça, Fransızca ve Yunanca öne çıktı.
Türk edebiyatına gösterilen ilginin yükselmesinde, Orhan Pamuk’un 2006 yılı Nobel Edebiyat Ödülünü kazanması ve Türkiye’nin 2008 yılı Frankfurt Kitap Fuarı’nda konuk ülke olarak yer almasının etkili olduğu bildirildi.

Yaratıcı Yazarlık

Yazar: Stephen May 
Çevirmen: Figen E. Yanık
Yayınevi: Optimist
Konu: Yazmayı ister bir hobi, ister gelecekte yaşamınızı kazanacağınız bir iş olarak görün; size gerekli olan yapıtaşlarını bu kitapta bulacaksınız. Yazmak üzerine binlerce saat kafa yormuş, tartışmış, hocalık yapmış isimlerin de bulunduğu pek çok yazarın tavsiyeleri sizin için bir araya getirildi. Kendinize duyduğunuz güveni artıracak pratik alıştırmalar sayesinde yazmanın aslında o kadar da zor olmadığını görecek ve kendi yazı serüveninize çıkabileceksiniz. Fikir üretme ve ilham alma, editörle temas nasıl sağlanmalı, sık yapılan bazı hatalar, iyi bir giriş bölümü, tatmin edici bir final, romana giriş, kurmaca dışı yazı, çocuk kitabı yazarlığı, merakta bırakma tekniği, iyi bir üslubun düşmanları, tiyatro oyunu ve dizi senaryosu yazmak… Ve daha fazlası bu kitapta.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam