02 Aralık 2016

Kredi kartına dikkat..!

Haber İçi Üst

Hayatımıza girdiği günden beridir en büyük kolaylık yanında büyük bir “bela” olarak da kabul ettiğimiz kredi kartlarının bilinçsizce kullanılmasının sonuçlarını okuyor, duyuyoruz…
Bir internet sitesinde yayınlana haber dikkatimi çekti. Haberde, merkezi İstanbul’da bulunan Bankalararası  Kart Merkezi’nin KKTC ile ilgili yayınladığı raporda, “KKTC’de 262 bin 145 aktif kredi kartı  bulunuyor” ifadesi var. KKTC’de, 4 Aralık 2011 tarihinde yapılan genel nüfus sayımı sonucuna göre De-Facto nüfusun ( Sayım günü ülke sınırları içerisinde bulunan herkesi kapsamakta. Dolayısıyla turistler ve çeşitli nedenlerle geçici olarak KKTC sınırlarında olan herkes de sayıldığı ilçedeki de-facto nüfus içerisinde yer almakta) 294 bin 906 olduğunu biliyoruz… Kredi kullanma yaşı, aynı zamanda seçmen yaşıdır. Yani 18. KKTC’de 18 yaşın üstündekilerin sayısı, 161 bin 373. Demek ki kişi başına yaklaşık 2 kredi kartı düşüyor…   
Kredi kartının hayatımıza getirdiği kolaylık ve rahatlığa diyecek sözüm yok. Cebinizdeki nakitin çalınma tehlikesi yok. Cebinizde olmayan paranın üzerinde bir alışveriş imkanı tanıması da tamam. Ancak kredi kartları ile bilinçsizce ve biraz da açgözlülükle “bizim olmayan” paraları çok kolay harcadığımızı çok geç anlıyoruz. Görüşüne değer verdiğim bir banka yetkilisinin, “KKTC’de yaşanabilecek bir kredi kartı felaketinin sonuçlarının çok vahim olacağını” söylemesi, aslında tehlikenin hayali olmadığını gösteriyor…
Yine Bankalararası Kart Merkezi’nin verilerine göre, KKTC’de kullanılan 262 bin 145 aktif kredi kartı sahibinin, 2012 yılının ilk 8 ayında, 86 milyon 380 bin TL (eski para ile trilyon) harcandığını görüyoruz… Yani kullandığımız kredi kartlarının aylık ortalaması, 11 milyon TL…
Yine elde ettiğim bilgilere göre, bu 262 bin küsur kart sahibinin büyük bir çoğunluğu, ay sonları ilgili bankalara harcadıkları miktarı değil, “asgari ödeme tutarını” yatırıyor. Bu geri kalan bakiye faiziyle birlikte bir sonraki aya aktarılıyor. Zaman içerisinde içinden çıkılmaz bir duruma düşen kart sahibi, ya mahkemeye düşüyor veya elde ettiği bir başka kredi kartı ile alışkanlıklarını sürdürme adına, Ali’nin külahını Veli’ye giydirerek daha da batağa saplanıyor. Kullandıkları kartlar nedeniyle, 30-40 binlerle ifade edebileceğimiz bakiye borçları bulunan binlerce kart sahibi olduğunu biliyoruz…

Bu rapor, sadece kart sahiplerinin değil, bankların da dikkatle incelemesi gereken bir belgedir diye düşünüyorum. 2000 yılında ülkemizde yaşanan banka krizini ve sonuçlarını birlikte yaşadık. Onlar, bankaların zafiyetinden kaynaklanıyordu. Bu kez ekonominin zafiyeti nedeniyle yaşanabilecek bir krizin sonuçları, çok daha vahim olacaktır…  

YERİN KULAĞI VAR:

O MÜSTEŞAR VE MÜDÜR: Milli Eğitim, Gençlik ve Spor eski Bakanı Kemal Dürüst’ün görevden alındığı gün evinin önünde, “Başbakan İstifa” diye alkış tutan müdür ve müsteşarı, dün el pençe divan yeni bakanın arkasında görüntüleyen fotoğraf aslında siyasette geldiğimiz nokta açısından çok önemlidir. Daha dün Dürüst’ü görevden aldığı için Başbakan’ı istifaya davet edenler, bugün eğer hala o koltuklarda hiçbir şey olmamış gibi oturuyorlarsa ve “kral öldü, yaşasın yeni kral” diyebiliyorlarsa,  söyleyecek söz bulamıyorum… Onlar siyasete kolayca bulaşabiliyor, ama yeni bakanın başarısı, buna izin vermemek olmalı.
RUM DA 40 YILDIR SÖYLER:  “Güzelyurt benden sorulur” diyen Kemal Dürüst’le ilgili olarak, Güzelyurt’tan bir arkadaş, şöyle bir tespitte bulundu. “Kemal Bey ‘Güzelyurt benden sorulur’ diyor. Ona bakarsanız, Rum da 40 yıldır ‘Güzelyurt benim’ diyor, ne değişiyor? Hiçbir anlamı yok…”. 
BIRAKIP GİDENLER: Muhalefet partilerinin erken seçim ittifakı Başbakan Küçük’ü kızdırmış anlaşılan.  “Daha önce iki kere hükümeti yarı yolda bırakıp gidenler, şimdi iktidar rüyası görüyorlar” diyerek hepsine meydan okuyor. “Hangi destekle hangi üyeyle, kimin desteği ile siz iktidar olacaksınız” diye de soruyor. Bu kadar net konuştuğuna göre bir bildiği mi var Başbakan’ın..?
EKONOMİ DEĞİL KARŞILIKSIZ ÇEKLER UÇUYOR: Bir dönem bir gazetemizde çarşaf çarşaf yayımlanan, daha sonra yayın yasağı getirilen “çek yasaklıları” yine gündem oldu. Her fırsatta “ekonominin uçtuğu” yalanını diline dolayanlar, 2012 yılının ilk altı ayında yaklaşık 2000 kişinin çek yasağı kapsamına alındığını nasıl açıklayacaklar merak ediyorum. Bu hesaba göre, her ay ortalama 320 kişi çek yasaklısı oluyor. Öyle anlaşılıyor ki, havada uçan ekonomi değil, karşılıksız çeklermiş…
NÜFUSTAN ÇOK KREDİ KARTI: Merkezi İstanbul’da bulunan Bankalararası  Kart Merkezi yayımladığı raporda, KKTC’de 262 bin 145 aktif kredi kartı  bulunduğunu açıkladı. Çocuk nüfusu dışarı çıkardığımızda, bunun anlamı nüfusumuzdan çok kredi kartımız var demektir. Sanki geri ödemeyecekmiş gibi “cırt cırt” diye harcadığımız para ise dudak uçuklatan cinsten. 2012 yılının ilk 8 ayında kredi kartları ile tam 86 Milyon 380 bin TL para harcamışız…
DANANIN KUYRUĞU KOPACAK: İskele, Güzelyurt derken, hafta sonu sırada Girne ve Mağusa Kongreleri var. Küçük tarafı Girne’yi çantada keklik olarak görüyor. Esas “kavga” pazar günkü Mağusa Kongresi’nde verilecek. Küçük tarafı hezimeti önlemek, Kaşifçiler ise 3 ilçe kongresinde yaşadıkları mağlubiyeti bir nebze olsun unutturmak için işi sıkı tutuyorlar…    
EKONOMİ SINIR TANIMIYOR: Bu kez de Rumların KKTC ve Türkiye’de kredi kartları ile yaptıkları harcamaların dökümü çıktı. Kıbrıslı Rumlar bu yılın ilk üç ayında 1 milyon 997 bin 471 Euro’yu KKTC’de ve Türkiye’de harcamışlardı. 5 ay sonra bu rakam, 6,6 milyon Euro’ya ulaşmış. Bu gidişle, bizim geçen yıl Güney’de yaptığımız 17 milyon Euro’ya yaklaşacaklar. İlginç olan şu, bu rakamın içinde Kuzey’de casinolara bıraktıkları miktar, toplam harcamanın sadece yüzde 10’unu oluşturuyor…  Alışverişler, bunca yıldır çare bulunamayan fanatizmin önünü kesecek gibi görünüyor…
KIBRIS KONUSU GÜNDEMDE YOK: Egemen Bağış’ın açıklamaları da olmasa, bizim “Kıbrıs konusu” diye bir konumuz olduğunu unutacağız. Downer’ın yeni bir düzenlemeyle alt düzeyde görüşmeler başlatma girişimleri konusunda kamuoyuna bilgi verilmiyor.  Konuya ilişkin diğer gelişmelere değinen açıklamalar da yok. Neden bu sessizlik? İşler çok mu iyi gidiyor, yoksa bu konuya muhatap olanların başka işleri mi var? Hala “Kıbrıs konusu ne oldu” diyenler varsa, Bağış’ın Lefke Avrupa Üniversitesi’nde vereceği konferansı takip etmeliler. Bizimkilerin söylemediklerini, Egemen Bağış’tan dinleme imkanımız olacak…

ZİRVEDEKİLER:
Serdar Denktaş: Ercan ihalesinin şartnamesi, hepimizin ulaşabileceği bir belgeydi. Ancak DP herkesi atlattı. Yakaladıkları çarpıklıklar asla kabul edilebilir cinsten değil. Kamuoyunun önüne getirdikleri için kutlamak lazım…
iPhone 5: Ben pek anlamam ama anlayanların aylardır merakla bekledikleri iPhone 5, görücüye çıkmış. Yeni telefonla ilgili ilk yorumlar oldukça ilginç. Bir tanesi çok hoşuma gitti, sizlerle de paylaşmak istedim, “Kasa aynı, Doğan görünümlü Şahin misali…”
DİPTEKİLER:
Ercan İhalesini Hazırlayanlar: DP Genel Başkanı Serdar Denktaş’ın Ercan ihale şartnamesine ilişkin bulguları trajikomiktir. Başka bir havalimanı şartnamesini kopyalamışlar. İsimleri bile değiştirmeye lüzum görmemişler. Ben o bakanlıkta çalışanların bu kadar kabiliyetsiz olduklarına inanmam. Bu, sadece ve sadece kamuda şu anda hakim olan otoritesizliğin bir ürünüdür. Hadi memur baştan savdı, onca müdürü, müsteşarı da mı bakmadı. KKTC’de bugüne kadar yapılan en büyük ihalenin böylesine gayriciddi ele alınması bile bir istifa sebebidir aslında…
Dikmen Taş Ocağı: Girne dönüşü değişiklik olsun diye Dikmen yolunu izledik önceki gün ve pişman olduk. Kuzey Kıbrıs’ın belki de en eski taş ocağı, artık yerleşim yerlerinin ortasında kalmış olmasına rağmen hala kazılıyor. Yanından geçerken göz gözü görmez oldu. Neredeyse Dikmen’in çıkışına kadar da aynı sis ve duman bulutu içinde kaldık. Bu nasıl bir ranttır ki, kimse önüne geçemiyor…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam