10 Aralık 2016

Kıbrıslının neyine dokunmayacan?

Haber İçi Üst

Yahu bu işte bir tuhaflık var.

Artık UBP’lisi de aynı şeyi söylüyor.

Ayırt et edebilirsen.

Hani ayıptır söylemesi karşındakine

“Sen eşeksin” desen.

Cevap olarak “evet öyleyim istersen anırayım da “ dese nasıl olur.

Laf kalır mı söylenecek. O misal.

İstinye Park AVM’de karşılaştığım geçmişiyle soy sop kuruluşundan UBP’li arkadaşım ve ailesini dinledikten sonra, o bize özgü her zaman özlemi içinde olduğum Kıbrıs Türkçemizle “Ma biziminan dalga geçen be” dedim.

“Kamera şakasıysa söyle da kameraya doğru birlikte el sallayalım.”

UBP’lisi dahil herkes düzenden illallah etmiş, ağız birliği etmişçesine “böylesi hiç olmadıydı” diyorlar.

UBP’lilere göre de memleketin sonu gelmiş. Göçten başka çare yok.

Bu ortamda bir şey söyleyip ağız tadıyla siyasi tartışmaya girmek de artık mümkün değil. Sen ne söylesen iktidarı desteklemiş olanlar da az bile söyledin diye ekleme yapıyorlar.

İyi taktik ama.

Söyleyeceğini de unutuyorsun konu kendiliğinden kapanıyor.
Desenize Kıbrıslı Türk’ün bir eğlence kaynağı daha elinden alındı gitti.

Gündüz siyasetin dedikodusu akşam dizilerle hayat geçiyordu.

Şimdi sabah dedikodusunda siyaset eksik kalacak artık. Tartışacak konu var da aksi görüşü söyleyecek pek kalmadı.

Bak işte bu durum birçok değişikliği hızlandırabilir.

Kişileri “Rumculukla” suçlama dönemi de büyük ölçüde kapandı gibi…

Ya da en son çare onu eskitmemek için dolaba kaldırdılar. Seçim zamanı yine bayramlık diye eski defterleri çıkartacaklar. Başka çeyiz yok çünkü.
Ama bunu ne kız ne erkek tarafı artık yer mi bakalım göreceğiz.

Vatan hainleri memleketi bir türlü satamadı da…

Vatanseverler siyaseti anahtarı hangimiz daha hızlı veririz yarışına çevirdi evelallah.

Geriye ne kaldı.

Karşılıklı döneklik ve siz iktidardayken sizi de gördük demekten başka bir şey kalmadı.

Bununla da siyaset ne kadar gider.

Gidebildiği kadar.

Şimdi köy kahve toplantılarına başlanmış.

Bizde siyasette “ayağıma kadar gelip beni dinledi” dedirtmek bu işin raconu.

İyi de gelip dinliyorlar da acaba seni duyuyorlar mı diye hiç düşündün mü?

Ayağına kadar gelene sana başarının resmini çizmesini talep et ey Kıbrıslı.

Sonra da sen iyi dinle bakalım seni duydular mı diye.

Başka bir oyun daha var. Buna da artık gelme gözünü seveyim.

Suyu kirlenmiş havuza 10 leğen temiz su atınca havuz temizlenmiş olur mu?

Bunu da iyi düşün.

Biliyorsundur artık, partilerimizin en büyük siyasi stratejisi temiz el değmemiş arkadaşları aday yapıp arkasına sığınıp bir kez daha merhamet beklemek.

Bunu yine yeme diyeceğim ama.

Sen de haklısın demokrasi adına başka çare yok yine yiyeceksin gibi geliyor bana.

Ama en azından iyi sorgula var mı geçmişlerinde bir başarıları ve farkları diye. Unutma bugüne kadar kendine hayrı olmayanların topluma da hayrı olmaz.

Siyaset bu toplumun tercihleri ancak bir anlaşma olursa kendini temsil edeceklerin nasıl özelliklere sahip olması gerektiğini düşündüğünde temizlenecek gibi geliyor bana.

Ha bak işimiz yine Rum’un evet ine kaldı.

Onun da başı büyük dertte ya…

“20 Temmuz sabahından beter olduk” diye daha geçen gün çalıştığım şirketin ana merkezinde çalışan Girne göçmeni Rum arkadaşım söylüyordu.

Neredeyse don atlet güneye göç ettiklerini defalarca bana anlattığını hatırlattım. Güldü. Anla sen diye ve ekledi, “o gün Türkiye’den kaçıyorduk bugün giderek muhtaç duruma geldik.”

Her iki taraf da birbirinden habersiz siyasi “tasfiye” sürecine girdi gibi geliyor bana.

Bu iş artık “tesviye” ile olacak gibi gözükmüyor.
Niye mi?

Kıbrıslı memurun, emeklinin maaşına dokunmayacan.

Bir de ağız tadıyla tartışarak uzun uzun yapacağı siyasi muhabbet ve dedikoducuğuna…

Her iki tarafta da durum ayni noktaya geldi.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil