09 Aralık 2016

Kıbrıs konusunda yeni bir başlangıç mı?

Haber İçi Üst

Kıbrıs konusunda son günlerde gerek BM gerekse AB tarafından, sonbahara yönelik Kıbrıs’ta iki taraflı kapsamlı görüşmelerin başlatılması hususunda bir hareketlilik yaratılmaya çalışılmaktadır.
Bu konuda gerek BM Genel Sekreteri özel Danışmanı Downer’ın taraflarla yaptığı temaslar, gerekse bu hafta KKTC Cumhurbaşkanı ile ve Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı ile Brüksel’de ayrı ayrı AB Komisyonu Başkanı Barroso ve genişlemeden sorumlu AB Komiseri Füle’nin yaptığı görüşmeler de, bunu göstermektedir. Basına yansıyan tarafı ile, muhtemelen Ekim 2013 ayı veya müteakip aylarda kapsamlı görüşmelerin başlatılması hususunda taraflara telkinde bulunulmuş ve bu konularda görüş alış verişinde bulunulmuştur.
3 yıla yakın bir zamandan beri Kıbrıs Türk ve Rum liderliği seviyesindeki görüşmelerin, çeşitli nedenlerle durduğu bilinmektedir. Türk tarafında yeni Cumhurbaşkanlığı seçiminden bir süre sonra Güney Kıbrıs’ın 2013’te Cumhurbaşkanlığı seçiminin olacağı ve kendisinin aday olmayacağı gerekçesiyle, dönemin Başkanı Hristofyas’ın görüşmeleri seçim sonrasına ertelemesi, gerekse 2012 deki Güney Kıbrıs’ın AB Dönem Başkanlığı’nı yürüttüğü dönemde görüşmelerin yararlı olamayacağının, uluslararası taraflarda da kabul görmesi, ertelemelerde önemli nedenler olmuştur. Türk tarafının arada 5’li Konferans şeklindeki görüşme teklifine de BM Genel Sekreteri’nin görüşmelerde 5’li konferansı gerektirecek bir ilerleme olmadığı cihetle faydasının olmayacağını söyleyerek reddetmesi, tarafların bu dönemde isteksizliğini ortaya koymuştur.
Güney Kıbrıs’ta Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra ise yeni Başkan Anastasiadis’in de Güney’deki büyük ölçüde ekonomik krizin öncelikle çözümünün, kendilerince önem taşıdığını ileri sürerek liderler seviyesinde ikili görüşmelere yanaşmaması, iki taraf arasındaki zirve görüşmeleriyle ilgili ilişkileri 3. yılında bu güne kadar koparmıştır.
Bu arada taraflarca, teknik seviyede görüşmelerin zaman zaman yapıldığı açıklamaları olsa da bunların daha ziyade sosyal ve kültürel alanları kapsadığı anlaşılmaktadır.
Şimdi uluslararası ilgili camia iki tarafı da ısındırmaya çalışmaktadır.
Yeni dönem görüşmelerinde Downer planının Rum kesimi Liderliğince kabûl görmemesi ve öncesinde Talat- Hristofyas görüşmelerinde mutabık kalınan konular olarak kayda geçen hususların yeni Rum Yönetimi Başkanı tarafından kabul edilmemesi ve bu hususların yeniden kendi görüşlerine ve müzakereye eskiye bağlı kalmadan kendi açısından yeni görüşlerle açma isteğine olumlu bakıldığı, BM Güvenlik Konseyi üyelerinden de destek gördüğü yapılan açıklamalardan müşahede edilmektedir. BM Barış Gücü süresinin Kıbrıs’ta uzatılmasıyla ilgili BM Güvenlik Konseyi raporunda yeni müzakerelerin Ekim ayında yapılmasının tescil edildiği haberleri yayılmaktadır. Bir de Rum Liderliğinin bu müzakerelerde istediği, AB’nin müzakerelere müdahil olmasıdır.
Müzakerelerin de Avrupa hukuku ve müktesebatı çerçevesinde olması ve “Kıbrıs’ın yarısının AB’de yarısının dışarıda olmaması” konusunda Avrupa yetkililerine telkinlerde bulunulduğu sızan diğer haberler arasında. Yine Rum Yönetimi çevrelerinden sızan haberlere göre, AB’nin gerek siyasi gerekse hukuki düzeyde aktif katılımı ve Türkiye üzerinde etkili olması, baskı unsuru olması isteniyor. Hatta bu müdahillerin “özlü müdahalesi” üzerinde duruluyor. Esasen Rum tarafı, yıllar öncesinden müzakereleri BM zemininden uzaklaştırmak ve AB platformuna taşımak için çok gayret göstermiş, ancak Türk tarafının etkili çalışmaları ve BM’nin de buna sıcak bakmaması nedeniyle amacına ulaşamamış ve bu güne kadar müzakereler BM nezdinde ve aracılığıyla iyi niyet misyonu çerçevesinde yürütülmüştür. Şimdi Rum tarafının, tekrar Kıbrıs konusunu AB platformuna taşıma gayretlerini yeniden görüyoruz. Tabii ki Türk tarafının ve ilgili tarafların yeni müzakerelerde uygulanacak yöntemler konusunda etkileri ve görüşleri daha önemlidir. Ve esas olan, müzakerelerin BM zemininden kayması olasılığı da mümkün görülmemektedir kanaatindeyim. Belki AB bir miktar müzakerelerde yardımcı unsur olarak taraflara telkinlerde bulunabilir. Türkiye’nin AB üyelik müzakereleri ve Güney Kıbrıs’ın AB üyesi olması dolayısıyla…
Rum tarafı şimdi de bu safhada Maraş konusunu ön plana çıkarma gayreti içinde ve görüşmeler için “Maraş’ın iadesini” gündeme getirmişlerdir. AB nezdinde temas ve bu konudaki tekliflerini “güven ortamı yaratılması” vesilesini öne sürerek görüşme sürecine yeni unsurlar sokmak istemektedirler.
Maraş konusunun hiçbir şekilde Türk tarafınca ayrı bir görüşme konusu olarak kabul edilmeyeceği, karşı taraflarca bilinmektedir. Kapsamlı görüşmeler üzerinde müzakerelerin sürdürülmesi ve topyekun bir anlaşma zemininin ve görüşme sürecinin başlatılması esas olmalıdır.
Gerek KKTC, gerekse Türkiye bugüne kadar çözümsüzlüğün büyük ölçüde Rum tarafından kaynaklanmasına rağmen, çok bedel ödemektedir. KKTC’ye 40 yıldır izolasyon ve ekonomik açıdan çökertme politikası uygulayan ülkeler, Türkiye’yi de her platformda, “Kıbrıs konusunun çözüme bağlanması” şartı ve engeli ile mağdur etmektedir. Doğu Akdeniz’de kalıcı bir barış ve huzur isteniyorsa adil bir çözüm ve eşitlik temelinde Türk halkının haklarının teslimi şarttır.
Güney Kıbrıs’ın, bir taraftan görüşmeler süreci için ayak sürürken, öte yandan kendi Münhasır Ekonomik Bölgesi olarak ilan ettiği Doğu Akdeniz’de 40 trilyon ayak küp doğal gaz rezervleri üzerinde uluslararası Amerikan ve İsrail sondaj şirketleriyle anlaşmalarını daha ileri safhalara götürerek kaynakların tasarruf ve idaresini tek başına yapmaya, hala bu günlerde devam etmektedir. Dolayısıyla Türk tarafının haklarını korumada daha da fazla inisiyatif alma ve çözüm yolunda da çözüm önerilerini ısrarla sunmaya ve dünyada kamuoyu yaratmaya yoğun çaba harcamalıdır.
Bugün KKTC’de genel milletvekilliği seçimleri gerçekleşmektedir. Sonuçların halkımıza hayırlı ve uğurlu olmasını diler, halk iradesiyle oluşacak Meclis’ten, halkın önünü açacak güçlü bir hükümetin oluşumunu dileriz. Yeni Meclis’ten ayrıca Kıbrıs konusunda müzakereler ve çözüm önerileri için Meclis gündemine getirilerek yoğun mesai harcaması ve hakların korunması yönünde, uluslararası alanda daha aktif ve her platformda ağırlık koyması beklenmektedir.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil