08 Aralık 2016

Kaya’dan Çarpıcı Açıklamalar

Haber İçi Üst

PKK’NIN NİYETİ BAĞIMSIZ KÜRT DEVLETİ… Çözümden kast belli. PKK’nın talepleri belli. Yola çıkarken ortaya koyduğu bir yol haritası var, bir hedefleri var. “Bağımsız dört parçada tek ülke” diyor. Dört parçadan kasıt İran, Irak, Suriye, Türkiye. Yani Birleşik Bağımsız Kürdistan hedefi ile yola çıkmış bir örgüt. ABD’si, Avrupa’sı, desteklemiş, işine gelen kullanmış…

 MHP ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE “HAYIR” DİYECEK… Anayasa değişikliği konusu nisan ayı ortalarında gündeme gelir. O zaman da belli ki AKP’nin BDP ile oluşturacakları bir taslak çıkacak. Bu taslağı da referanduma sunma düşünceleri var. Bizim kanaatimiz Türk milletinin buna geçit vermeyeceği yönünde. Böyle bir Anayasa’ya, Türk milleti kavramının çıkartıldığı bir taslağa, Türk milleti onay vermeyecek…

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Atilla Kaya, Kıbrıs konusunda Milliyetçi Hareket Partisi’nin çok hassas olduğunu söyledi. Atilla Kaya,  Kıbrıs’ta bağımsız Türk Devleti’nden yana bir çözüm istediğine işaret ederek, MHP’nin KKTC’den taviz verilmesine karşı olduğunun altını çizdi. Atilla Kaya ile Havadis’in Ankara bürosunda konuştuk. Kıbrıs konusu ile başladık, Türkiye’de gündemin ön sırasına yerleşen Kürt meselesi ile devam ettik. Atilla Kaya sorularımıza çok kısa ve net yanıtlar verdi. MHP’nin hükümetin Kürt politikasına karşı olduğunu ortaya koydu. Başkanlık sistemine de partisinin karşı olduğunu söyleyen Atilla Kaya, “PKK’nın hedefinin Bağımsız bir Kürdistan olduğu” görüşünü ortaya koydu… 

Mete Tümerkan: MHP Kıbrıs meselesine nasıl bakıyor?
Atilla Kaya:
Türkün çıkarları söz konusu olduğu her yerde MHP söz sahibi olmuş bir harekettir. Dolayısı MHP, Kıbrıs’ı, Kıbrıs Türkü’nü bizim aziz bir parçamız olarak gören siyasi bir harekettir. Her zaman da bunu milli bir mesele olarak kabul eden siyasi bir partidir. Bizim değerlendirmemize göre, Annan Planı gündeme geldiği zaman bunun Kıbrıs Türkü’nün ve Kıbrıs’taki devletimizin varlığını ciddi anlamda sıkıntıya sokacak bir süreç olduğunu savunduk. Ben o tarihlerde Ülkü Ocakları Genel Başkanıydım. Biz Türkiye’nin hemen hemen birçok ilinde Kıbrıs ile ilgili yürüyüşler yapmıştık. Daha sonra ben Kıbrıs’taki öğrencilerle ilgili bir ziyaret için Kıbrıs’a geldiğimde, oradaki sol gazetelerde “Kurtlar ininden çıktı” diye bir başlık atmışlardı. Kıbrıs, MHP’nin varlık sebeplerinden birisidir. 

Mete Tümerkan: Önümüzdeki dönemde Güney Kıbrıs’taki seçimlerle beraber Kıbrıs’ta bir çözüm arayışlarının hızlanacağı belirtiliyor. Siz Kıbrıs’ta nasıl bir çözüm modeli öngörüyorsunuz?
Atilla Kaya:
Bu çözümden kast edilen şeyin esasına bakmak lazım. Çözüm, Türkiye’de de bizim karşı karşıya kaldığımız terör problemi için sihirli bir kelime olarak gündeme geliyor. Ben bağımsız bir Kıbrıs Türk devletinden yanayım. Türkiye Cumhuriyeti’nin politikası AKP iktidarına kadar, iki topluma dayanan iki ayrı devletin varlığını öngören bir çözüm modeli idi.  Eğer çözümden bahsedilen şey buysa biz de bundan bahsediyoruz. Kıbrıs Türkü’nü orada bir azınlık bir cemaat durumuna indirecek ve onun siyasi varlığını ortadan kaldıracak her türlü girişime MHP olarak biz karşıyız. Aslında Başbakan da zaman zaman söylüyor ama Annan Planı döneminde siz bunu kabul edin biz de sonrasına bakarız gibi birtakım sözler verildi. Neticede AB kendi prensiplerini çiğneyerek Rum Kesimini Kıbrıs’ın temsilcisi olarak Avrupa Birliği’ne aldı.

“KKTC’nin siyasi varlığından taviz verilmemesi lazım”
Sen zaten adama bir öncelik tanımışsın, adam da ben zaten AB’deyim diyor. Dolayısı ile çözüm için bir adım atmıyor. Uzun vadede Kıbrıs Türkünü eritmek, onun siyasi varlığını ortadan kaldırmak için elinden geleni yapıyor. Dolayısı ile burada son derece tavizsiz ve kararlı bir duruş olması lazım. KKTC’nin siyasi varlığından taviz verilmemesi lazım. Bu varlığı kabul eden biz çözüm varsa eyvallah.

Mete Tümerkan: Türkiye’de AKP’nin Kürt sorununa ilişkin ortaya koyduğu çözüm ve açılım sürecini MHP nasıl yorumluyor?
Atilla Kaya:
Bazı efsunlu kelimler vardır, Türkiye’de son dönemlerde bunlar tedavüle sokulmuştur. Barış, çözüm ve analar ağlamasın. Bu üç kelimeye karşı bir duruş sergilediğin zaman dünyayı başına yıkacaklar gibi davranıyorlar. Bunlara karşı geldiğinde televizyonuyla medyasıyla seni doğduğuna pişman ediyorlar. Geçenlerde ana dilde savunma mecliste görüşülüyordu ben de beş dakikalık bir söz aldım. Orada da aynı şeyi söyledim. “Bir barış diyorsunuz” dedim, ortada bir biriyle savaşan iki devlet mi var? Kardeşim karşıda bir terörist örgüt var. Sen bu terörist örgütle oturup neyin pazarlığını yapacaksın? Neyi konuşacaksın?. Sen terör örgütü ile oturup Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın nasıl olacağını nasıl konuşacaksın? Dünyada bunun bir örneği var mı?

“Çözümden kast edilen birleşik bağımsız Kürdistan mı?”
Çözümden kast belli. PKK’nın talepleri belli. Yola çıkarken ortaya koyduğu bir yol haritası var, bir hedefleri var. “Bağımsız dört parçada tek ülke” diyor. Dört parçadan kasıt İran, Irak, Suriye, Türkiye. Yani Birleşik Bağımsız Kürdistan hedefi ile yola çıkmış bir örgüt. ABD’si, Avrupa’sı, desteklemiş işine gelen kullanmış. Bu terör örgütü zaman zaman birtakım taktik adımlara başvuruyor. Silah bırakma, ateşkes gibi. Genelde kış ayları geldiği zaman, hem kamuoyunda kendisine yönelik bir sempati oluşturmak, hem de kendi ihtiyaçlarını rahat bir şekilde gerçekleştirmek için bu yollara başvuruyor. Ama bu hedeflerinden de hiçbir zaman vazgeçmiyor.

“Devletin televizyonu 24 saat Kürtçe yayın yapıyor”
Burada birtakım görüşmeler yapılıyor, sen bu görüşmelerde yer alıyorsun, adamın talebi siyasi statü. Diyor ki “bizim statümüz anayasada olsun”. Türkiye’de bireysel haklar deniyordu. Bundan 15-20 sene önce televizyonlarda, gazetelerde, birtakım insanlar bunların dağa çıkmaları terörü bir anlamada meşrulaştırıyor diyorlardı. Günde bir saat televizyonlarda Kürtçe yayın olsa ne olur deniyordu. Bunlar insan haklarıdır, Kürtçe öğrenmek için kurslar hatta seçmeli dersler olsa bu iş biter deniyordu. Bugün bırak günde bir saati televizyonlarda 24 saat devletin televizyonu yayın yapıyor. O bireysel ve kültürel hakların içine ne giriyorsa onun hepsi fazlasıyla verilmiş, ama terör durmuyor talepler daha da artıyor. Şimdi deniliyor ki bizim statümüz ne olacak?

Mete Tümerkan: Anayasa’da bir değişikliğe gidilmesi söz konusu vatandaşlık tanımının değişmesi söz konusu. Siz buna nasıl bakıyorsunuz?
Atilla Kaya:
Esas şey, Türk milleti kavramının Anayasa’dan çıkartılması. MHP bu durumda şunu yapacak; önümüzde anayasa uzlaşma komisyonu var, bu uzlaşma komisyonu zannediyorum nisan ayı ortalarında bu meseleyi konuşacak. O zaman da belli ki AKP’nin BDP ile oluşturacakları bir taslak çıkacak. Bu taslağı da referanduma sunma düşünceleri var. Bizim kanaatimiz Türk milletinin buna geçit vermeyeceği yönünde. Böyle bir Anayasa’ya, Türk milleti kavramının çıkartıldığı bir taslağa, Türk milleti onay vermeyecek.

“Kendi içlerinde bir netleşme yok”
Mete Tümerkan: MHP bu süreçte ne yapacak?
Atilla Kaya:
MHP bu süreçte, parlamentoda dört tane siyasi parti var, bu siyasi partiler içerisinde bu konularda tavizsiz bir duruş sergileyen tek partidir. CHP’nin kafası da son dönemlerde karışık. Kendi içlerinde bir netleşme yok. Hatta bölücü başı ile görüşmelere Kılıçdaroğlu “açık çek” verdi. MHP’nin bu hususlarla ilgili kararlı ve tavizsiz bir duruşu var. İkincisi bir toplumsal hareketlilik meydana getirmek, daha doğrusu toplumda var olan bu huzursuzluğu tedirginliği ve hoşnutsuzluğa bir tercüman olma noktasında MHP olarak her ay bir bölgede mitinglerimiz olacak.

“Türkiye genelinde %90 insanlar tepkili”
İki gün önce Bilkent Üniversitesi’nden siyaset bilimci bir hocanın 46 ilde 6500 kişi ile görüşülerek yapmış olduğu çok geniş kapsamlı bir araştırma ve bununla ilgili bir sununum vardı. Oraya iştirak etmiştim. Orada bütün bu AKP’ye oy verenlerde bile bıçak gibi yarıya bölünmüş bir durum vardı. Türkiye genelinde %90 insanlar tepkili. Aynı zamanda bu açılım adı altında bir takım atılan adımlara yine en düşük %80 oranında bir tepki var. Yine bu araştırmada dikkat çeken bir husus, “Ben Kürdüm” diyen insanların arasında daha önce %12-%13’ü geçmeyen Bağımsız Kürdistan isteği %24’lere çıkmış. Ben bunu mecliste de gözlemliyorum. Bu konuda AKP’nin vekillerinde de bir sıkıntı var.

“Abdullah Gül bütün bunları sineye çekip oturmayacak”
Mete Tümerkan: İş referanduma gider mi, giderse ne olur?
Atilla Kaya:
Bu referandum meselesi önceki referandumdan çok farklı. Bir önceki referandumda AKP çok akıllıca bir strateji izledi. Ben 12 Eylül’de hapis yatmış bir adamım, 10 seneden fazla hapis yattım. O referandumda 12 Eylül yargılanacak diye bize yakın insanlar da onay verdi. Ama durum şimdi farklı. Başbakan “zehir de olsa içecem” derken o da oradaki şeyi görüyor. Ama mecburi. Onu buraya getirenler önüne bir fatura koyuyorlar çünkü. Başkanlık sistemi olduğu zaman bunu hayata geçirebilir diye düşünüyor. AKP içinde de bunun tartışması olacak. Abdullah Gül bütün bunları sineye çekip oturmayacak. Tayip Erdoğan bence biraz her şeye nüfuz etmek istiyor. AKP için de bu süreçle ilgili çok ciddi bir tartışmanın yaşanacağını düşünüyorum.

“Sen Dokuz Işık’ın her tarafını kabul et biz razıyız”
Mete Tümerkan: Başkanlık sistemi ile ilgili Başbakan, Başbuğ Türkeş’in de Başkanlık sistemini istediğini söylüyor. Buna ne diyeceksiniz? Dokuz Işık’ta Başkanlık sistemi öneriliyordu değil mi?
Atilla Kaya:
Dokuz Işık rahmetli Başbuğ’un Türk milliyetçi hareketinin ve partisinin siyasi iktidar olması durumunda uygulayacağı bir parti programıydı. Dokuz Işık’ta 1980 öncesi Türkiye şartlarını değerlendirerek ona yönelik bir sürü çözüm var. Şimdi Başbakan da zaman zaman Dokuz Işık’tan bahsediyor, sen Dokuz Işık’ın her tarafını kabul et biz razıyız.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil