07 Aralık 2016

KANIMIZIN SON DAMLASINA KADAR…

Haber İçi Üst

Uzun bir süredir memlekette yaşanan kaosun bedeli Kalecik’te çevre felaketi oldu.

Hem de çok ağır bir bedel.
Zamanındaki kaostan yararlanarak bütün pisliklerini Lefke’ye bırakıp kaçan CMC felaketinden sonra  ikinci büyük felaket.
İkisi arasındaki bariz benzerlik kaostur.
Birincisi, yani CMC 1974’ün hemen sonrasının kaosunda,  beceriksiz yöneticilerin de katkılarıyla Lefke’ye ve dolayısı ile memlekete korkunç bir miras olarak kaldı.
Amerikan şirketi CMC sırra kadem bastı. Üstelik ileride hesap sorulamayacak bir şekilde ağlarını da ördü.
Geçtiğimiz gün Kalecik’te yaşananlar da bir benzeridir.
Yani kaosun ürünüdür.
Son 2 yıldır doğru dürüst yönetilmeyen, sadece parti kurultayına ve siyasi komplolara odaklanan devlet yapısının ürünü.
Şöyle ki; devletin ve hükümetin görevi kontrol etmek, denetlemek ve tedbir almaktır.
Her yerde ve her alanda.
Son iki yılda o kadar çok bürokrat ve üst kademe yöneticisi yani kontrol etme, denetleme, tedbir alma görevi olanlar görevden alındı ki devletin sürekliliği, ortak aklı ve ortak bilgisi-becerisi zaafa uğratıldı.
Üstüne siyasilerin büyük bir hırs ve açgözlülükle “petrol dolum tesisi kurarım, kimseye de hesap vermem” kültürü eklendi.
Kamu-Sen Başkanı Mehmet Özkardaş “Kalecik’e gittim AKSA Santrali’ne mazot aktaran boruları inceledim, pas içinde ve kullanılmaz durumdadırlar” diyor.
Bu durumda sormak gerekiyor;
“Kalecik’te AKSA santraline, Teknecik’te Kıb-Tek santraline fuel-oil  boşaltımı yapan gemiler ile boşaltım sistemi kontrol ediliyor mu?”
Devletin Çevre Bakanlığı ve daha ilgili birçok birimi vardır.
Devlet adına bu kontroller yapılıyor mu?
Yoksa her altı ayda bir görevden alınan bürokratlar nedeniyle devlet büyük bir zafiyet içinde mi?
Biyologlar Derneği Başkanı Hasan Sarpten  “aktarma borularının kaldıramayacağı denli tonajı yüksek gemi geldi, borular basınca dayanamadı” diyor.
Bu ciddi bir iddiadır.
Bu iddiayı araştırıp sonuca götürecek bir devlet mekanizması var mıdır?
Hükümetin çevre felaketi karşısındaki ilk refleksi olumludur.
Fakat yeterli değildir.
Bu felaketin sorumluları süratle belirlenmeli ve adalet önüne çıkarılmalıdır.
Vatandaşın hükümetten beklediği adalettir, hızlı ve etkili bir adalet.

      ***

Gelelim meselenin diğer tarafına.
Geçmiş hükümet döneminde ülkenin en güzel sahillerine petrol dolum tesisi izni verilmişti.
Üstelik birçok örgütün eylem yapmasına ve genelde kamuoyunun karşı çıkmasına rağmen bu izin verilmişti.
Yeni hükümet bu izni iptal etti. Bizce doğru da yaptı.
Şimdilerde bazı UBP yetkilileri “hükümete gelirsek petrol dolum tesisi iznini yine vereceğiz” diyorlar.
Bunun UBP’nin resmi görüşü olup olmadığını bilmiyorum.
UBP’nin Girne ilçesi yetkilileri her ne hikmetse bu konuya kafalarını takmış durumdadırlar.
Seçmene naçizane tavsiyem şu olacak;
“Petrol dolum tesisi iznini geri vereceğiz” diyenlere oy vermeyin.
Eğer bu UBP’nin resmi görüşü ise UBP’ye de oy vermeyin.
Memleketin en güzel değerleri bunların han-ı iktidarına yağma olmasına izin vermeyin.
Bir tek memleketin doğal güzellikleri kaldı elimizde.
Kanımızın son damlasına kadar savunmalıyız…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil