09 Aralık 2016

İstihdam – seçim ilişkisi…

Haber İçi Üst

Dün gazeteniz Havadis’te bir haber vardı… UBP İnönü ilçe delegesinin oğlunu, belki seçim, belki kurultay gailesiyle sözleşmeli olarak işe almışlar. Siber hükümeti de, sözleşmeyi sonlandırmış.
Burada iki önemli nokta var. Biri giriş, diğeri sonuç…

Önce sonuçtan başlayalım…

Hükümet, aralık ayında bitecek sözleşmeyi sonlandırırken, “uzatılmayacağı” gerekçesini koymuş. Süre bitmeden, uzatmadan bahsetmek mümkün mü? Bu gerekçe tamam değil, izaha muhtaç bir durum var. Eğer sorun, sözleşmenin yapılış şekli, yani yasal olup olmaması ise, o zaman sonlandırmanın gerekçesi bu olmalıydı. Orman Dairesi’ne alınan 10 geçici işçinin de benzer bir yöntemle, sözleşmeleri bitmeden durduruldu. Hatta onlar bir de 3 ay ödeneksiz çalıştırılmışlardı, o da ayrı konu. Usulsüz birçok icraatı geri alan Bakanlar Kurulu, kamuoyuna daha aydınlatıcı bir açıklama yapmak, adaletini ortaya koymak durumunda. Aksi takdirde, istihdamı yapan kadar şaibeli olacaktır…

İkincisi istihdamın yapılışı, yani giriş meselesi. Biliyoruz ki, İrsen Küçük ve bakanları, göreve geldikleri andan itibaren ve 2 kurultay sürecinde artan oranlarda geçici-sözleşmeli istihdamı yaptılar. Tüm kamuoyu, bu istihdamların yasal kılıfa uydurulmuş olsa bile, münhal ilan edilmeden yapıldıkları için adalet ilkesinin zedelendiğini biliyordu. Tepki büyüktü. İşte bu arkadaşın işe alımı da bu kapsamdaydı…

Şimdi, “Yaşananların sorumlusu UBP’dir” diyor ve istifa ettiğini duyuruyor. Benim anladığım kadarıyla demek istediği, “UBP icraatları ile iktidarı kaybetmiş, oğlumun işten çıkarılmasına sebep olmuştur”… Ben de diyorum ki, UBP’nin seçimi kaybetmesinin başlıca nedeni zaten bu adaletsiz istihdamlardır. Kendine kıyak yapılırken UBP’nin icraatlarını alkışla, seçimi kaybedince de “Bizi bu hale düşürdü” diye tepki göster…

Yasaları zorlayarak yapılan partizanlıklar, adam kayırmacılıklar, ardından gelen seçimde hiç bir zaman beklenen sonucu vermiyor. Örnek mi, işte 1993 seçimleri. Seçimden bir gün önce, zamanın Personel Dairesi Müdürü Mustafa Tokay imzasıyla dağıtılan işe alımlar… Sonuç, UBP tarihinin ilk ciddi yenilgisini aldı. Birinci parti çıksa da, hükümet kuramadı. İşte 2003… Devletin tüm münhal kadroları neredeyse dolduruldu, yetmedi, yine dünya kadar geçici işe alındı. Sonuç, yine hezimet. Aynı şey CTP için de geçerliydi. Onlar da geçici UBP’lileri işten attılar, yerine kendi adamlarını aynı yöntemle doldurdular, sonuç, daha büyük hezimet… Yirmi yıl sonra 2013’e geldiğimizde UBP aynı sonucu bir kez daha yaşadı… Kurultaylar da ortada, ne kadar delege yakını varsa devlete dolduruldu. Bu durumda İrsen Küçük’ün delegenin yüzde 90’ının oyunu alması gerekmez miydi? Ama öyle olmadı işte…

Demek ki neymiş:
– Vatandaşın adalet duygusuna dokunduğunuz anda, cezasını çekiyorsunuz.
– Eşitlik, yasa, kural, etik, adalet dinlemeden nemalandırdıklarınızın oyları asla garanti değil. Çünkü onlar, iktidarlardan kolay yolla çıkar elde etmeye alışkındırlar. Hemen bir sonraki seçimde, seçilecek gibi görünen kimse, onun yanında yer alıyorlar. Yani ilk ihanet edenler oluyorlar. Aynen dama taşı gibi.

Olay bu kadar basit…

 

YERİN KULAĞI VAR

SÜT VE YOĞURT MESELESİ:
DP-UG, CTP heyetine sıcak süt ve yoğurt ikram ederek, ince bir mesaj verdi. Ciğerin yanında yoğurt iyi gider mi demek istendi acaba. Hani bir söz var, “sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer” diye. Bence asıl mesaj bu. Denktaş, ÖRP’den önce ortağı olan CTP’ye “bu kez daha dikkatli olacağız” mesajı vermiş olabilir. Ancak geçmişte kimin ağzının sütten yandığı belli değil…

İNŞALLAH OLMAZ AMA:
Artık yavaş yavaş CTP-DP koalisyonuna doğru gidiyoruz. Ne yazık ki hükümet kurulur kurulmaz, o en çok eleştirdiğimiz müdür kıyımları yeniden başlayacak. Yıllardır partilerinin iktidara gelmesini bekleyenler sıraya dizilip görev talep edecekler. Hükümet de bu istekleri geri çevirmeyip, bakanlıklardaki üst düzey yöneticileri görevden alıp, kendi adamlarını atayacak. İnşallah bu sınırlı sayıda olur demek isterim ama görüntü hiç de öyle değil. Yine onlarca müdür-müsteşar, müşavirler ordusuna katılacak…

EN AZ ÇAKICI KADAR SORUMLU:
TDP Genel Sekreteri Cemal Özyiğit, “TDP’ye omuz veren kitle, geniş çerçevede aday ol derse, aday olmak konusunda yarı yolda bırakmam” demiş. Seçimlerdeki başarısızlığın tek sorumlusu Genel Başkan Çakıcı mı sizce? Genel sekreter olarak en az onun kadar sizin de sorumluluğunuz yok mu Sayın Özyiğit?.. 

SÖZ BİRLİĞİ ETTİLER SANKİ:
Son günlerde basına demeç veren tüm CTP’liler ağız birliği yapmışçasına “CTP tabanı DP ile koalisyona sıcak bakıyor” yollu açıklamalarda bulunuyorlar. DP ise böyle açıklamaları duydukça ellerini ovuşturuyor ve CTP’nin kendilerine mahkum olduğunu görerek, pazarlık payının artmasına seviniyor. Bu açıklamaları yapanlar CTP’nin önde gelen isimleri olunca, durum daha da vahim oluyor. Tabii CTP açısından…

BEYHUDE:
İkinci Cumhurbaşkanı Talat, CTP’yi DP ile yapacağı koalisyon konusunda bir kez daha uyardı ve “CTP’nin tek alternatifi DP değil” yorumunda bulundu. Bence artık bu konuyu fazla irdelememeli. Çünkü konuştukça tepki topluyor. Zaten kimsenin de bu uyarıları dikkate aldığı yok. Onun için bıraksın, ne yapacaklarsa yapsınlar. Bari günü geldiğinde, söyleyecek sözü olur…

KOLAY OLMAYACAKTI:
UBP, daha bir yıl bile dolmadan, 10 ayın içinde 3. kez kurultaya gidiyor. Nedenlerini onu, bunu suçlayarak anlamak olanaklı mı? Bence değil. Bu bir zihniyet değişimi kavgası. Kısa aralıkları dışarı çıkarırsak, otuz yıla yakın bir süre devam eden hakim zihniyetin etkisinden kurtulmak öyle kolay değil. O zihniyetin parti içindeki mensupları, doğal olarak değişime karşı direniş göstermekte. Herkes layığıyla derler ya, UBP’nin layığını da daha göreceğiz… Bu defa kurtulmayı mı seçecekler, yoksa bir kez daha teslimiyeti mi?..
 
YÜZDE 25-30 ARASI:
2 yıl önce yapılan sayım sonuçları nihayet açıklandı. Buna göre, de-jure nüfusun 286 bin 257 olduğu ve bu rakamın %56’sının Kıbrıs doğumlu olduğu belirtildi. Ancak %56 içinde anne ve babası Kıbrıslı olanların oranının ne olduğu ısrarla açıklanmadı. Kabataslak bir hesap yapılırsa bu oranın % 25-30 arasında olduğunu söyleyebiliriz. Yani kala kala 50-60 bin kişi kaldık…

KOMİK OLUYORSUNUZ:
Haber aynen şöyle: “Polis, bir gece kulübüne düzenlediği operasyonda, para karşılığı birlikte olmak isteyen 3 kişiyi gözaltına aldı.” Tam bir komedi. Yahu bu ülkedeki onlarca gece kulübünde her gece para karşılığı fuhuş yapılıyor. Oraya gidenler sizce bayanlarla pişpirik mi oynuyorlar? Komik olmayın lütfen. Gücünüz yetiyorsa kapatın gece kulüplerini de görelim…

ZİRVEDEKİLER
Mehmet Harmancı: Turizm, Çevre ve Kültür Bakanı her ne kadar resmi açıklama yerine, sosyal medyadan duyurmuş olsa da, pazar günleri Büyük Han’ın açık olması kararı harika bir haber. Pazar günü Arasta’ya doluşan turistlerin, Büyük Han’ın tarihi kapılarındaki şaşkın hallerine birçok kez şahit olmuşluğumuz var. Keşke bakan eli değmişken, şu bir türlü hayata geçemeyen Surlariçi Projesi’ne de bir baksaydı. Hani Türkiye Başbakanı tarafından finanse etme sözü verilen, ama bizimkilerin bir türlü ortaya çıkartamadıkları proje…

DİPTEKİLER

Yıllardır Aynı Terane: Korkmadan üzüm yemek bize haram… Piyasaya sürülmek istenen 60 ton sultani üzümde ilaç kalıntısı bulunmuş. Her yıl bu dönemde üzümle ilgili aynı sorun yaşanıyor. Ancak bu sorun sadece sultani de mi sanki, verigoda da aynı, hatta belki daha beteri var. Üç beş kuruş fazla kazanmak adına insanların sağlığıyla oynayanlara yazıklar olsun… Bir de imha edilen üzümlerin üreticilerine ne yapılacak? Benim esas beklediğim açıklama bu.

 

FOTO GÜNDEM…

Güney Kıbrıs’ta birçok işletmenin tatile çıktığı ağustos ayında havalimanlarında aşırı yoğunluk yaşanıyor. Larnaka ve Baf Havalimanlarından 10 günde 400 bin yolcu geçecek ve 2 bin 500’den fazla uçuş yapılacak

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil