09 Aralık 2016

Herkesin payı var…

Haber İçi Üst

Petrol felaketiyle ilgili olarak gözler, dün bizim de vurguladığımız denetim ve cezalandırma konusuna odaklandı. Geminin çıkışı yasaklandı, Başbakan cezasının büyük olacağını söyledi.
Ancak tüm kesimlerde, olayın tek sorumlusunu taşımacı şirket gibi gösterme gayreti sezdim ben. Oysa öyle değil. Görünen o ki, asıl sorumlu yine AKSA, yine AKSA…
Dün Kamu-Sen Başkanı Mehmet Özkardaş’ın bir mesajı vardı. Sabah saatlerinde AKSA’nın tesislerine gittiğini, denizden karaya yakıt taşıyan boruların pas içinde olduğunu, hatta çürümüş göründüğünü söylüyordu.
Eminim polis ve Savcılık olayın bu yönüne de bakıyorlardır ancak, bence gerekli tedbirleri almayan sorumlu AKSA’dır. Çünkü taşıyıcı şirketin KKTC Devleti’ne karşı bir yükümlülüğü yok ki. Devletle sözleşme imzalayan, AKSA.
Şimdi olay suç tespitinde ve değerlendirmesinde düğümleniyor. Çevre Yasası, evet, para ve hapislik cezası öngörüyor, ancak yaşatılan felaketin tazminatı ne olacak? Birileri şu sözleşmeyi ortaya serse de hepimiz görsek. Sırasında UBP’nin, sırasında CTP’nin uzattığı o sözleşme, bu gibi durumlar için ne öngörmektedir. Vatandaş adına devlet, bu tazminatın da peşine düşmeli. Alım garantisi diyerek her ikide birde devlete baskı yapan, kendine “enerji lideri” sıfatını layık gören AKSA’nın, şimdi bu büyük suçunun bedelini ödediğini, hep birlikte görmek istiyoruz.
Başbakan Siber “Gelişmiş ülkelerde birçok petrol nakli yapılmasına rağmen bunlar yaşanmıyor, küçücük ülkede 3 ayda iki felaketin yaşanmasının izahı mümkün değil” diyor. Mümkün Sayın Başbakan. Çünkü bizim yeterli kanunumuz yok, yaptırımımız da yok. Denetim hiç yok. Adamlar burayı denetimsiz cenneti olarak görüyorlar. O nedenle de donanımları, bakımları her şeyleri en ilkel, en ucuzundan. Amortisman giderlerini ne kadar düşürürlerse kardır diye bakıyorlar.
Yalnız bir söz de CTP’li arkadaşlara. Son 4 yıllık hükümet döneminde AKSA’nın adı her geçtiğinde, hükümete veryansın eden CTP, AKSA’nın bugün için, yani 2013’te KKTC’de faaliyette bulunuşunun müsebbibidir. Çünkü AKSA’nın 2009’da biten “garantili alım sözleşmesi”ni 2024 yılına kadar, yani 25 yıl uzatan, CTP hükümetidir. O sözleşmeyle, elektrik tarifesi yüzde 208 artırılmış, ek kapasite hakkı ve alım garantisi verilmiştir. Tabii ardından gelen UBP iktidarı da, şirkete aynı şekilde hüsnü kabul göstermeye devam etti. Alım garantisini artırmaya çalıştı, filtre takmayıp halkı zehirlemesine göz yumdu…
Demek ki, birbirimizden farkımız olmadığı gibi, başımıza bir felaket gelmediği sürece de akıllanacağımız yok. Her neyse, şimdi zaman, herkesin birbirini suçlamasından çok, çare üretme zamanı. Başbakan Siber, “Halk petrol dolum tesisi yapacağız diyenleri izlesin” diyor ya, biz izliyoruz… Ama hepsini!..
Seçimlere giderken, böyle bir sorunu programlarına bile almayanlar, geç de olsa derhal tutum belirlemelidirler. Bekliyoruz… Hem de hepsinden…

YERİN KULAĞI VAR
MORALLER YÜKSELDİ: DP-UG’nin yaptırdığı, ancak yasaklar nedeniyle yayınlayamadığı kamuoyu yoklamalarının sonuçları yüzleri güldürmüş. Yaptırılan anket adayları bayağı motive etmiş ve moralleri yükseltmiş. Şimdi tek hedef, önlerindeki on günlük süreyi iyi değerlendirip, bir kazaya kurban gitmemek için işi sıkı tutmakmış. Özellikle Serdar Bey, sonuçlardan sonra derin bir oh çekmiş diyorlar…
ARSLAN BIÇAKLI İLK SIRADA: 28 Temmuz seçimlerinde TDP’den aday çıkan Türk-Sen Genel Başkanı Arslan Bıçaklı’nın, propaganda döneminde gösterdiği performans dikkatlerden kaçmıyor. Kendine has konuşma stili ve televizyonlardaki performansı, Bıçaklı’yı bir anda ilk sıraya taşımış. Bıçaklı bu performansı ile genel başkan Çakıcı dahil, diğer adayları sollayıp listede birinci sıraya yükselmiş…
NEYİN MASASI: Karpaz’da yaşanan felaketin ardından hükümet, Ekonomi ve Enerji Bakanı Atay Ahmet Raşit başkanlığında bir kriz masası oluşturmuş. Masa etrafında oturanlara baktım. Çoğunun konuyla ilgili uzaktan yakından ne alakaları, ne bilgileri, ne de daha önce böyle bir felaketi görmüşlükleri var. Denizi Mersin’den gelecek ekip temizleyeceğine göre, bunların kurduğu masa ne yapacak çok merak ediyorum. Mesela Gümrük Dairesi olayın hangi boyutuyla ilgilenecek. Boşuna dememişler, “dostlar alış verişte görsün” diye…
HASTALAR PERİŞAN: Lefkoşa Burhan Nalbantoğlu Onkoloji Servisi’ndeki klimalar çalışmayınca, kemoterapiye giden birçok hasta resmen perişan oldu. Günlerdir tamir edilmediği için çalışmayan klimalar nedeniyle, sıcağa mahkum edilen hastalar resmen eziyet çekiyorlar. Özel bir tedaviye muhtaç bu hastalara karşı biraz daha duyarlı olmamız gerekirken, görmezden gelmenin vebali kimin acaba?..
CUMHURBAŞKANI OLAYA MÜDAHALE ETTİ: Cumhurbaşkanı yararlı bir iş yaptı ve Ruh Sağlığını Koruma Derneği’ni kabul etti. Bu temasını, devletin başının, halkının genel ve ciddi sorunları konusunda icraya yardımcı olma yetkisi çerçevesinde yaptı diye düşünüyorum. Doğrudur, iklimiyle, doğasıyla, diğer Akdeniz adaları gibi sakin sessiz bir yaşamı olması gereken Kıbrıs’ın Türk halkının yaşadığı deliliğe bir çare bulmak şart. Tabii önce nedenlerini bulmak gerek. Aklıma Cem Karaca’nın şarkısı geliyor; “Beni siz delirttiniz… Evet, evet, siz, siz, siz”… Bal yapmaz arı gibi yöneticiler; cep-makam derdiyle memleketi birbirine katan “liderler”; denize dökülen petrol, Allah’ın günü dönüm dönüm yanan ormanlar, zamlar, zamlar… Daha sayayım mı? Yok saymayım, Eroğlu doğru bir kabul yapmış. Umarım sonuçlarını bizlere de açıklar…
DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK: Vatandaşın hayatı pahalılaşmaya devam ediyor. Benzinden sonra son zam tüp gaza geldi. Daha önce 34,5 TL’den satılan ev tipi tüp gaz, 3 TL’lik artışla 37,5 TL’ye yükseldi. Maaşlar sabit kalırken, zamlarla vatandaş bir o kadar daha fakirleşiyor. Kısacası değişen bir şey yok, aynı tas, aynı hamam.
TV’LERE GÜN DOĞDU: Daha birkaç ay öncesine kadar konuk bulmada büyük sıkıntı yaşayan televizyon kanalları, seçim nedeniyle konuk bolluğuna uğradı. Seçime girecek beş partiden beş yüz aday olunca, tüm kanallar sabahtan akşama seçim programlarıyla günü dolduruyorlar. Bu işi ticarete çeviren bazı TV kanalları olduğu ve seçimi geçim kapısı olarak gördükleri yönünde iddialar da var. Neyse on gün sonra yine gerçeklerle yüzü yüze kalacaklar…

ZİRVEDEKİLER
Arsen Angı: Genç İş Adamları Derneği Başkanı Angı, Karpaz’da yaşanan felaketle ilgili yorumunda, “Bu gibi günlerde Sultan Süleyman’ın döneminde olmayı hayal ediyorum. Böyle bir felakete yol açan ihmalin cezası belli! Kellesini alacaksın… Günümüzde kelle almak için bir mahkeme ve cesaret sahibi yargıç yeterlidir… Bu zamana uygun kelle alınmalıdır ve AKSA en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Sorumlular hapis yatmalı ve şirkete yaptırımlar ivedilikle uygulanmalıdır” diyor…

DİPTEKİLER
AKSA’ya Göz Yuman Herkes: Karpaz’da yaşanan çevre felaketinin ardından titreyip kendimize geldik. Şimdi kimse kalkıp bu olay üzerinden siyaset yapmasın, hepsinin de sorumluluğu var. UBP iktidarı döneminde adaya gelen AKSA, CTP döneminde hamiyete mazhar oldu, 25 yıllığına sözleşme uzattı, devlet içinde devlet oldu. Bırakın hesap sormayı, denetlenmedi bile. Talepleri emir telakki edildi. Örneğin, denizden karadaki tanklara yakıt taşıyan boruların uluslararası standartlara uygunluğu, dayanıklılığı ve yeterliliği konusunda firmayı denetleyen oldu mu bugüne kadar?.. Onun için şimdi kimse çıkıp suçlu aramasın…

Bu fotoğraf yaşanan çevre felaketini özetliyor

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil