09 Aralık 2016

Hayırlısı olsun…

Haber İçi Üst

Koalisyon konusunda ilk ciddi adım atıldı ve CTP, DP-UG ile görüşmelere dün resmen başladı. Her ne kadar bu görüşmelerin perşembeye kadar süreceği ve perşembeden sonra, “gerekirse UBP” ile de görüşüleceği açıklansa da, UBP ile herhangi bir görüşmenin yapılacağına pek ihtimal vermiyorum…
O nedenle şimdiden CTP-DP-UG koalisyonu hepimize hayırlı olsun diyorum. İki günlük bu görüşme maratonunda, DP-UG’ye verilecek bakanlıklar ve bakanlıklara bağlı dairelerin paylaşımı ana gündem maddesi olacaktır. Her ne kadar, Kıbrıs konusunda iki partinin farklı görüşü olduğu söylense de, bu da bir sorun olmayacaktır. Zaten DP, geçmiş CTP ortaklıklarında da, Sayın Rauf Denktaş’ın varlığına rağmen Kıbrıs konusunu hiç sorun etmemiştir. Nitekim ilk görüşmenin ardından değerlendirme yapan CTP Genel Sekreteri Akansoy, şu ana kadar yapılan görüşmelerde herhangi bir sıkıntı olmadığına da dikkat çekti…
Benim bu koalisyonda dikkatimi çeken bir ilk var. Bu kez CTP, kendi programını DP’ye dayattı. Aynı şeyi UBP’ye de yapmaya çalıştı aslında. Demek istediğim, her iki taraf programlarından bir miktar taviz vererek uzlaşmadılar, Sayın Yorgancıoğlu’nun defalarca vurguladığı üzere DP, CTP’nin programını kabul etti. Şimdi DP’nin programının bir önemi kalmamış oldu. Umarım bu durum, Serdar Denktaş tarafından “ne yapalım, tek başına iktidar olamadık, programımızı uygulayamadık” gerekçesine bir kez daha temel oluşturmaz. Çünkü hükümet kurulurken gördüğümüz kadarıyla CTP’nin tavrına bir itirazları olmadı.
Şimdi buradan bakıca, önümüzdeki dönemin, CTP’nin sıkı kontrolünde bir hükümet dönemi olacağını söylemek mümkün. Yani esas CTP yoğurdu üfleyerek yemiş gibi…
Gelen ilk bilgilere göre CTP’nin DP-UG’ye 4 bakanlık vereceği yolunda… Bakanlık paylaşımı konusunda CTP içerisinde bir kriz yaşanacağını sanmıyorum. Ancak aynı şeyi DP-UG için söylemek mümkün değil. Ahmet’e verse Hasan, Zorlu’ya verse Ergün gücenecek. Haklarında ortaya atılan iddialar nedeniyle görevlerinden alınan Hasan Taçoy ve Zorlu Töre, iade-i itibar, (sözlük anlamı; ticarette iflastan kurtulma. Kaybedilen itibarı tekrar kazanma. Şerefini kurtarma) adına bakan olmak isteyecekler. DP içerisindeki Ulusal Güçler kanadı, “ayrık otu” gibi orada duruyor. Zaten alacakları bakanlık sayısı en çok 4… 12 vekil de kendini o koltuklara layık görüyorlar haklı olarak. Eminim Serdar Denktaş’ın en büyük rahatsızlığı ve başını ağrıtacak konu bu olacak. Zaten gelen ilk duyumlar da, Serdar Denktaş’ın kabinede yer almayacağı yönünde… DP kanadını hiç saymıyorum. Peki ama, partinin en zor günlerinde destek olan, partiyi sahiplenip özveriyle çalışanların ödülü ne olacak?.. İnanın bu konular DP-UG içerisinde koalisyon görüşmelerinde daha çok sıkıntı yaratacağa benzer… Seçim kaybeden ve tüm umutlarını partinin iktidar olmasına bağlayanlar da, müsteşarlık, yönetim kurulu üyelikleri gibi önemli yerlerin kavgasına girişecekler. Bu ikinci yazdığım şık, CTP içinde geçerli…
15 Ağustos tarihinde hükümeti kurma görevini Cumhurbaşkanı Eroğlu’ndan alan CTP lideri Özkan Yorgancıoğlu’nun ay sonuna kadar süresi var. Ancak gidişat onu gösteriyor ki, içinde bulunduğumuz hafta içerisinde bu iş bitecek gibi. Biraz mecburiyetten, biraz da kamuoyu ve partililerin baskısı ile CTP bu nikahı DPUG ile kıyacak. Ancak tüm seçim boyunca “hesap sorma” iddiasını gündeme taşıyan CTP, 4 yıllık UBP iktidarının kabinesinde de yer alan Ahmet Kaşif, Hasan Taçoy ve Zorlu Töre’den de kendi dönemlerinin hesabını sorma cesaretini gösterebilecek mi?..
Geçmişle yüzleşip yüzleşmemek, onların tercihi… Her hükümet ortaklığı döneminde hükümetten giden DP’nin neden gittiği, CTP’nin 4 yıllık iktidar döneminden ders alıp almadığının cevabını, hükümet kurulduktan sonra bulabileceğiz sanırım… Temennimiz, hem CTP, hem de DP-UG’nin, kısır çekişmeleri bir yana bırakarak, halkın beklentilerine cevap verecek icraatları yapmalarıdır…

YERİN KULAĞI VAR
SAĞDA BİRLİK MÜMKÜN DEĞİL: Seçimlerin hemen ardında bazı UBP milletvekilleri televizyon ekranlarından, “Benim misyonum UBP ile DP’yi birleştirmek olacak” demişlerdi hatırlarsanız. Hatta daha da ileri gidip, genel başkanlık için aday olabileceklerini bile söylemişlerdi. Sunat Atun da katıldığı bir programda, UBP’nin DP-UG ile birleşmesinin mümkün olmadığını söyledi. Aklı başında herkes bu ortamda UBP-DP birleşmesinin olamayacağını biliyor bilmesine de, işin içinde sarayı kırmamak da var…
SADECE KONUŞUYORUZ: Her konuda çok konuşuyoruz da iş yapmaya gelince beceremiyoruz. Alın mazbata mağdurlarını. Yılların meselesi… Zaman zaman alevlenir, sonra söner, ama sorun orada durur. Trafik kazaları, uyuşturucu, kaçakçılık, kaçak ekonomi. Sadece konuşma, tartışma ve bilgiç bilgiç laflar. Bugünlerde yeniden gündemde, yangın helikopteri meselesi. Konuşulmadık tarafı kalmadı. Yahu hiç mi bir şey yapılamaz? Mesela alınmayacaksa, nedenleri nedir, almaksa niyet, engel nedir. Sündüre sündüre anlamı kalmıyor, ta ki bir sonraki felakete kadar…

ÖZCAFER BELEDİYE BAŞKAN ADAYI: 28 Temmuz seçimlerinde milletvekili seçilemediği için kırgın olmadığını söyleyen Özcafer, önemli olanın DP-UG’nin başarısı olduğunu ifade etti. Bu arada iddialara göre DPUG, yerel seçimlerde Gazimağusa Belediye Başkanlığı için Afet Hanım’ı aday göstermeye hazırlanıyormuş. Ne diyelim, hayırlısı olsun… En büyük kozları da CTP’nin Mağusa’daki kavgasıymış.
KENDİLERİNE GÜVENLERİ YOK: Sunat Atun’un “Eroğlu-Küçük kavgası partiye yarar sağlamadı” sözleri, bugünlerin modası. Peki ya sormazlar mı adama, Küçük onu yaptı, bunu yaptı da, Eroğlu masum muydu? Bu kavganın bölünmeye kadar götürülmesinde Eroğlu’nun payı yok muydu? Yoksa “Biz bu vesayetten kurtulabilecek kapasitede değiliz, bizi idare etmeye devam etsin” mi demek istiyorsunuz?..
40 KEZ YAZARSAN OLURMUŞ: Teknecikten etrafa yayılan duman ve son zamanlarda buna ilave olarak kötü kokuların çevreye verdiği rahatsızlığı yazmıştım önceki gün. Sağolsun bölge sakinleri arayıp teşekkür ettiler. Ancak bir istekleri var, “bir şeyi 40 kere söylersen olurmuş” deyip, her gün bu konuyu tekrardan yazmamı rica ettiler. 40 kez yazarsam belki çözüm üretilir diye ümit ediyorlar…
İLK DEFA DUYDUK: Bakın Türkiye Sosyal Güvenlik Kurumu Trabzon İl Müdürü Musa Bulut ne diyor: “Gurbetçiler izin dönemlerinde Türkiye‘de tedavilerini yaptırabilmek için ikili anlaşmalar gereği SGK’ya müracaat ederek sağlık belgesi almakta ve tedavilerini bu belge ile yaptırmaktadırlar.” Bulut, anlaşmalı ülkeler arasında KKTC’yi de sayıyor ve “Yurt dışında çalışan vatandaşlarımızın çalıştığı ülkelerde prim ödedikleri ‘Sağlık Kasası’ndan alacakları sağlık belgesinin il müdürlüğüne ibraz etmeleri gerekmektedir” diyor. Benim bundan anladığım, çifte vatandaşlığı olup, KKTC’de çalışan herkes, Türkiye’deki sağlık hizmetlerinden de yararlanabiliyor. Sağlık Bakanlığı’nın bir yetkilisi açıklasa da aslını öğrensek…

BU NASIL BİR ANLAYIŞ: Kervansaray Plajı’nı halka kazandıran Girne Belediyesi, bir benzerini Antis denilen bölgede sürdürürken, kaymakamlık “rahatsız olan var” diyerek çalışmayı durdurmuştu. Hükümetin bu noktada müdahale ederek, çalışmaların devamını sağladığını öğrendik. Hem “Plajlar halkındır” diye bas bas bağırırız, sonra da halka açık plaj yapımından rahatsız oluruz. Bence biz, ne istediğini bile bilmeyen insanlarız.

ZİRVEDEKİLER
Seçim Hükümeti: İki ay ne çabuk geçti değil mi?.. Kavga ve gürültünün olmadığı, Bakanlar Kurulu’nun sadece zam yapmak için değil, toplum vicdanının sesine tercüman olmak için toplandığı, insanların mutlu olduğu bir dönemi geride bırakmaya hazırlanıyoruz. Sibel Siber başkanlığındaki hükümetin tüm üyelerine, kısa bir dönem bile olsa, Kıbrıs Türkü’ne yaşattıkları mutluluktan dolayı teşekkür ederiz…

DİPTEKİLER
Üniversitelerarası Savaşlar: Belki de çoğu insanımız farkında değil ama üniversitelerimizle ilgilenenlerin ve başta öğrenci ailelerinin yakından takip ettiği bir kavga sürüyor. Üniversitelerimiz arasındaki karalama kampanyası, bindiği dalı kesmekten başka bir şey değil. Sektörde bugünkü büyüme sağlanmışsa, bu, birlikte hareket etmenin bir sonucudur. Bu ülkenin YÖDAK’ı var, üniversiteler arası kurulu var. Neden birileri bu insanları sağduyuyla bir araya getirip, ateşi söndürmeyi denemiyor ki? Sonuçta üç kuruş fazla kazanacağım diye körüklenen bu kavga, ülke üniversitelerinin hepsine birden darbe vurmayacak mı?..

Toplumcu Demokrasi Partisi’nde Genel Başkan Mehmet Çakıcı ve Merkez Yönetim Kurulu dün akşam yapılan Parti Meclisi toplantısında istifa etti. Çakıcı ve MYK’nın istifalarını kabul eden Parti Meclisi, kurultayı Kasım ayında olağan kurultay şeklinde yapacak.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil