10 Aralık 2016

FANUSTAKİ İNSANLAR (TOPLUMLAR)

Haber İçi Üst

“Narsisizm kendimize duyduğumuz sevgiyi anlatan bir kelimedir. Fiziksel yaşamı sürdürebilmek için herkesin suya ve gıdaya ihtiyaç duyması gibi olgun bir psikolojik yaşam için de ‘narsisizm’e ihtiyaç vardır.

Burada üzerinde durulan konu, abartılmış bir narsisizm ve bu yöndeki bir gelişmeyi dış ve iç dünyamıza uyum yapmadan kullanma durumudur. Abartılmış narsisizmi olan kişiler yaşamlarını büyük bir ikilem içinde sürdürürler.
Bu kitapta psikanaliz süreçlerinin öykülerinin anlatıldığı iki kişinin de abartılmış bir narsisizmi vardır. İkisi de çocukken ebeveynleri tarafından içtenlikle sevilmediklerini algılamışlar ve bu eksikliği gidermek için kendilerine olan sevgilerini patolojik bir düzeyde artırmışlardır. Bu süreç, bilinçdışında gerçekleştiği için narsisizmlerini abarttıklarının pek de farkında değillerdir. Sanki dünyanın en güçlü, en akıllı veya en güzel insanlarıymış gibi davranmak onlar için olağan bir durumdur. Aynı zamanda kimliklerinin sevgiye aç kısımlarını saklamaktadırlar. Kimliklerinin dünyanın ‘en önemli’ insanı olarak gördükleri parçasını sevgiye aç olan kimlik parçalarından ayırmışlar ve büyüklüğü abartılmış olan kısmı bir fanusla örter gibi korumaya almışlardır. Bu da yaşamlarında birçok problemin ortaya çıkmasına neden olmuş ve en sonunda kendilerini bir analistin divanında yatarken bulmuşlardır.”

Dünyaca ünlü psikiyatr Vamık Volkan’ın Fanustaki İnsanlar kitabının tanıtım bülteninde bunlar yazar.
Psikoloji, insan davranışlarıyla ilgilenir.
Sosyoloji ise insan topluluklarının yani toplumların ortak davranışlarıyla.
Psikoloji ile sosyoloji arasında enteresan ilişkiler olduğunu düşünürüm.
Bilim insanları muhakkaktır ki bu iki bilim dalı arasında mantıklı geçişler yapmışlardır.
Sonuçta birinde insandır ve onun psikolojisidir ilgilenen diğerinde de tek tek insanların oluşturdukları toplumlar.
Vamık Hocamın Fanustaki İnsanlar kitabını ilgiyle okudum.
İştigal ettiğim meslek kitapta anlatılan insanlarla doludur.
Hem de tanıtım yazısında belirtildiği gibi kendilerini “analist divanında yatarken” bulmadan ömür tüketti çoğu.
Ama bizim meslektaşlardan çok politikacıların da benzer durumda olduklarını varsaymışımdır hep.
Özellikle de kendilerine “lider” misyonu yükleyenlerin.
Haliyle lider partilerinin narsisizm hastalığından muzdarip olduklarını söylemek psikolojiyi sosyolojinin alanına sokmak gibi olacak çünkü partiler de insan topluluklarından oluşur.
Bilim buna ne der bilmem ama benim için fark etmez.
“En iyi parti, en güçlü parti, en doğru parti, benim partidir” demek narsisizme girmiyor mu sonuçta?
Ha bireysel narsisizm ha toplumsal…

      ***

Vamık Volkan “çocukken ebeveynleri (aileleri) tarafından içtenlikle sevilmediğini algılayanların” hastalığı olarak nitelendiriyor narsistleri.
Peki bir başka ülkeyi ebeveyn yerine koyanların ve sonrasında içtenlikle sevilmediklerini ve hatta piç olduklarını anlayanların durumunu nasıl yorumlamalı?

       ***

Daha önceleri çok yazdım.
Kıbrıs Türkü’nün hep bir fanus tarafından koruma altında olduğunu.
Fanusun kırıldığı gün gerçek kimliğini bulacak.
Sadece insanlar hastalıklı yönlerini koruma altına almazlar.
Toplumlar da öyle.
Ah bir bunu anlayabilsek…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil