11 Aralık 2016

Eğitimi kurtaracak bir hükümet yok mu?

Haber İçi Üst

Sayın Siber’in geçiş ve 28 Temmuz sonrası yeni hükümeti, eğitim sistemi açısından ciddi görevler beklemekte. Eğer eğitim umurlarında ise. Eğitim sistemi çok kötü durumda. Yıllarca süren bilim dışılık ve buna bağlı kararlarla uygulamalar, toplumun en değerli kurumu olan eğitim sistemini dibe çekti.
Eğitim sisteminde başarıda en önemli aktörlerden bir tanesi de öğretmendir. Yapılan bütün değişiklikler onlar tarafından hayata geçer. Ancak öğretmenlik toplumda “meslek” olarak tanımlanmıyor. Her meslekten birey torpil sistemini kullanarak “öğretmen” olabiliyor. Buna dur demenin zamanı çoktan gelmişti ama hiç bir hükümet bu konuda adım atmadı, o cesareti gösteremedi. Örneğin hangi meslekten olursa olsun, ilkokullarda toplam 36 ay çalışanlar, Öğretmen Akademisi’nde 3 aycık bir kurstan geçtikten sonra öğretmen olmaya hak kazanıyor. Üstelik bu yasaya sendikalardan da tepki yok. Sayın Siber ve yeni hükümet bu konuya el atmalı.
Sorunlardan bir tanesi de Öğretmen Akademisi. Kapatılacaksa bir an önce kapatılsın. Kapatılmayacaksa da bir bakkal gibi ciddi düzenlemeyle yoluna devam etmesi için düzenlemeler yapılmalı. Bir yıl öğrenci almak diğer yıl almamak eğitim programını zora sokar, motivasyonsuzluk yaratır.
Eğitim sisteminin çağdaş bir bakanlık yapısına kavuşturulması gerekmekte. Eğitim sistemindeki yasalar çağdaş değil. Dikey hiyerarşiye dayalı eski yönetim anlayışının terk edilip, yatay örgüt yapısının gerektirdiği yasalar bir önce hazırlanmalıdır. Bakanlık teşkilatında, eğitim bilimi literatürüne uygun olmayan daireler bile mevcut. İlköğretim dairesi diye bir daire var. İlköğretim, ilkokul ve ortaokulu kapsar. Halbuki bakanlık çatısı altındaki ilköğretim dairesi sadece ilkokullardaki uygulamalardan sorumlu. Ortaöğretim dairesi ise orta ve liselerdeki uygulamalardan. Dairelerle literatür denk hale getirilmeli.
Bakanlık teşkilatında eğitim programları ve ölçme-değerlendirme birimi veya dairesi olmaması, 21. yüzyıl eğitim anlayışına ters. Eğitim sisteminin temeli geliştirilen eğitim programlarıdır. Eğitim sisteminde temel referans noktası burası çünkü. Böyle biri birimin olmaması, programların geliştirilmesi niyeti olmadığını göstermekte. Bu da eğitim programlarının başkaları tarafından hazırlanıp, burada da aynısının uygulanmasını dayatmakta. Ne gerek varsa söylemleri de kendi insanına güven yoksunluğunu doğurur.
YÖDAK gerçek anlamda yeniden ele alınmalı. Üniversitelerde açılan yeni bölümler ve özellikle yüksek lisans ve doktora eğitimlerini denetlemeli, eski programları da tabi ki. Üniversitelerde açılan pek çok alanda, özellikle yüksek lisans ve doktora düzeyinde, alandan gelen akademisyenler yok, örneği çok. Öğrenciler genelde tek bazen iki alan hocasından ders alarak mezun olmakta. YÖDAK’sa bu duruma seyirci. Yeni bir düzenlemeye gidilmeli. TC’li öğrencilerin buralardaki üniversiteleri tercih etmemesinde başka nedenler aranmamalıdır, neden ortada.
Okullardaki öğretim sürecine odaklanıldığında en büyük sorunun hala daha ilkokullarda “Rehberlik ve Psikolojik Danışmanların” yerinin olmamasıdır. Kamudan ilkokullara yerel rehber uzmanlar atanmayınca, onların yerlerini TC’den kültür anlaşmasıyla gelenler doldurmakta. Ama gelen rehber uzmanlar, öğrencilerimize yardım edebilecek, onların içinde olduğu kültürden gelen uzmanlar olmadığından, öğrencilerimize yardım edememekteler. En acil sorunlardan biri bu.
Sorunlar yığınla, yeni atanan öğretmenlerin aldıkları maaş gibi. Yeni atanan öğretmenler eski öğretmenlerle aynı işi yapıp, çok düşük maaş almaları ve kendilerinin belirttikleri “zor” işlerin de kendilerine verilmesi, okulun programının aksamasına neden olmakta. Bir öğretmen bu konuda “biz de gerçek performansımızın %10’unu gösteriyoruz” demesi, konunun sos verdiğinin kanıtı.
Kolej olgusu kanayan en büyük yara. İlkokul çocuklarının çocukluklarını yaşayamamaları ve omuzlarına yüklenen ağır sorumluluk altında ezilmelerine neden olmakta. Psikolojilerinde onarılmayacak derecede büyük yaralar açmakta. Diğer taraftan fakir öğrenciler açısından ‘fırsat eşitsizliği’ yaratmakta. Dershaneler ve özel dersler aileleri sömürmekte. Başta çocukluklarını yaşatmak ve devamında özel ders ve dershanelerin sömürüsünü ortadan kaldırmak adına kolej olgusuna son verecek bir düzenleme şart.
  Kıbrıslı öğretim programları ve ders kitaplarından önceki dönemde çöpe atılanlar, tekrardan su yüzüne çıkarılmalı. Kısaca kendi eğitim sistemini kendisinin yapılandırması için Kıbrıslı Türklere güvenildiğini göstermek için bazı adımlar atılmalı. İlk olarak da bakanlığın isminden başlanmalı, önceki dönemde atılan halbuki eğitim sisteminde aktarılan ‘kültür’ bakanlığın için alınmalı; gülünç durumdan kurtulunmalı. Yer kalmadı, bu sorunlara devam edeceğiz.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil