11 Aralık 2016

Demokrasi ve darbe!

Haber İçi Üst

Halkın oyu ile seçilmiş bir liderin askeri darbe ile devrilmesi kabul edilebilir bir durum değildir.

Mısır’da halk sandığa giderek Mursi’yi seçti.
Ama Mursi darbe ile devrildi.
Şimdi buna alkış tutmak ne kadar doğru?
Halkoyu ile gelen, halkoyu ile gitmeli.
Demokratik mekanizmalar işletilmeli.

Ama bizim de içinde bulunduğumuz bu coğrafyada demokrasi özümsenemedi.
Darbeler demokrasi özümsenemediği için “meşru” sayıldı.
Türkiye de darbelerden çok çekti.
1960 yılında ilk darbe yaşandı.
Darbenin sonunda Başbakan Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan idam edildi.
Türkiye’de ve burada yıllarca 27 Mayıs 1960 darbesi “Hürriyet ve Anayasa” bayramı olarak kutlandı.
Sonra 1971’de Türkiye’ye bol geldiği iddia edilen 60 Anayasası’nı “daraltma” süreci yaşandı.
Bu süreçte hükümetin başı Süleyman Demirel şapkasını alıp gitmek zorunda kaldı.
Bu kez üç genç fidan idam sehpasına yollandı.
Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan…
Yazık oldu.
Hem Adnan Menderes ve arkadaşlarına, hem de Deniz Gezmiş ve arkadaşlarına…
Bunlar göz önünde yaşananlardı.
Bu arada Türkiye darbe süreçlerine taşınırken binlerce insan yaşamını yitirdi, acılar çekti.
Türkiye 1980’de 12 Eylül sabahına darbe ile uyandı.
Ve son olarak da 28 Şubat 1997’de post modern darbe yaşandı.
Bugün Mısır’da halk ikiye bölünmüş vaziyette.
Mursi yanlıları ve karşıtları sokaklarda…
Ordu iktidarı ele geçirdi ve Mursi yanlılarına da ateş ediyor.
Demokrasisi gelişmeyen toplumlarda farklı görüşler bir birine tahammül ederek barış içinde yaşayamıyor.
Yaşayamayınca da Mısır’da olup bitenler yaşanıyor.
Bir kere darbeler alkışlanacak olaylar değildir.
Darbeler, demokrasileri ortadan kaldırır ve karartılan ortamlar yaratır.
Yaratılan karartma ile birlikte insan hakları çok ciddi bir şekilde çiğnenir.
Hukuk ortadan kalkar, hukuksuzluk egemen olur.
Silahlı gücün arkasına saklanılarak keyfi uygulamalar yapılır.
Hesap verebilirlik ortadan kalkar.
Darbeciler yıllar sonra hesap verme noktasına bir şekilde gelseler bile, darbenin açtığı yaralar kapanmaz, bitirdiği hayatlar geri getirilemez.
Darbelerin olmaması için demokrasiler gelişmeli, toplumdaki farklı görüşler arasındaki ilişkiler hoşgörü ve saygı temelinde şekillenmelidir.
Azınlıkların ya da güçsüzlerin hakları çoğunluklar ya da güçlüler karşısında ne kadar çok korunur ve gözetlenirse demokrasinin temelleri o kadar sağlam olur.
Bu nedenle demokrasiye sahip çıkılması noktasında hassasiyet gösterilmesi çok önemlidir.
Bunun için de darbelere karşı durmak şarttır.
Gün gelir herkesin demokrasiye, hukuka ihtiyacı olur.
Az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerin en büyük sorunu, demokrasiyi kendi hedeflerine ulaşmak için araç olarak gören grupların siyaset sahnesinde mücadele ediyor olmalarıdır.
Bu işin kötü tarafı ise bu mücadeleyi verenlerin kendi doğrularını karşı gruplara dayatma arayışlarından vazgeçmemeleridir.
Mısır’da bunun örneği yaşanmaktadır.
Birbirlerinin hayat tarzlarına dahil her şeye müdahale etme anlayışı ile meseleye yaklaşılması demokrasiyi yok etmektedir.
Halbuki siyaset sahnesinde olanlar karşılarında olanlara kendi doğrularını dayatma arayışlarına son verseler ve ilişkiler karşılıklı saygı ve hoşgörü temelinde şekillense bundan o ülkeler kazançlı çıkar.
Bizde çok şükür askeri darbeler olmuyor.
Ama başka türlü “darbeler” olmadığını söylemek mümkün değil.
Bizim de demokrasimiz eksik ve aksak.
Bizdeki demokrasi de dönem dönem yara alıyor.
İçinde bulunduğumuz coğrafyada yaşanan örneklere benzer olaylar bizde bire bir yaşanmasa da, bazıları kendi doğrularını diğerlerine empoze etmek için demokrasiyi bir araç olarak kullanmaktan geri kalmıyor.
Bunun sonucunda, yıllarca ulusalcı ya da çözümcü diye ülke kamplara bölündü.
Gün geldi, toplum Denktaş-Eroğlu kavgası sürecinde bir birine kırdırıldı.
Tüm bunlar az gelişmiş demokrasinin bir göstergesi değil de nedir?
Neyse Mısır’da yaşananlara dönecek olursak, hemen yanı başımızdaki bu ülkede olup bitenlerle ilgili bizde hiçbir siyasetçi ya da sivil toplum kuruluşu nedense tek bir söz etmedi.
Aslında bu da çok düşündürücü olmakla birlikte bizim ne kadar içe dönük “ben” merkezli yaşadığımızın bir göstergesidir.
Aynı zamanda da gelişmişlik düzeyimizin…
Ne dersiniz…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil