07 Aralık 2016

ÇÜNKÜ BENİ ÖZÜM DÖVER…

Haber İçi Üst

Ustaların çıraklarına sadece edindikleri mesleği, zanaatı değil hayatı da öğrettikleri, en geniş ve gerçek anlamıyla öğretmen oldukları dönemde Hintli bir ahşap ustası yaşıyordu.

Bu ustanın çırağı büyüdü, ahşap işlemeyi ve hayatı öğrendi, kendi işini kurup başlattı.
Bir süre sonra dostlarından biri oğlunu getirdi, ustadan onu yanına çırak almasını istedi. Fakat bu çırak sürekli yakınıp duran, her şeye bozulan bir çocuk çıktı.
Tahta getirmeye gidiyor, döndüğünde ellerine kıymık battığından uzun uzun yakınıyordu. Bir iş teslim etmeye gidiyor, döndüğünde yoldan, sıcaktan, müşterinin tavrından yakınıyordu. Usta çocuğa bir şeyler anlatmaya çalışıyordu ama sözlerinin hiçbir etkisi olmuyordu. 
Bir gün usta, çırağını köye tuz almaya gönderdi. Çırak, ustasının söylediği gibi tuzu alıp döndü. Usta bir bardak su getirmesini söyledi. Çırak bir bardak suyu da getirdi. Usta, “Şimdi o tuzu suyun içine at” dedi.
Çırak ustasının söylediğini yaptı.
Sonra usta! “Şimdi o suyu iç” dedi.
Çırak suyu içti ve tabii ki içer içmez de tükürdü. Öfkeyle ustasına bakarken, usta “Nasıldı tadı” diye sordu.
Çırak nefretle, “Çok acı” dedi. Usta çocuğa “Tuzu yanına al gel, gidiyoruz” dedi.
Çırak, ustasının peşine takıldı.
Bir süre sonra civardaki gölün kıyısına geldiler.
Usta, çırağa, “Bütün tuzu göle dök” dedi. Çırak söyleneni yaptı.
Usta, “Şimdi gölün suyundan iç” dedi. Çırak içti.
“Suyun tadı nasıldı” diye sordu usta.
Çırak, “Çok güzeldi” dedi.
“Peki tuzun acısını hissettin mi” diye sordu bu kez de.
Çırak “Hayır” dedi.
Usta, çırağı karşısına oturtup anlattı:
“Hayattaki bütün olumsuzluklar işte bu bir avuç tuz gibidir. Eğer sen küçük bir bardak su isen, nasıl tuzun bütün acısını tattıysan, hayatın bütün olumsuzluklarından da öyle etkilenirsin. Eğer sen kişiliğinle ve gönlünle bu önümüzdeki göl gibi isen, hayatta karşılaşabileceğin bütün olumsuzluklar, o bir avuç tuz gölün suyunu nasıl etkilediyse seni de öyle etkiler. Bir bardak suda tattığın acıyı vermez sana.
Seçim senindir: Ya bardak olacaksın, ya da göl…”

      ***

Cephede göğüs göğüse müthiş bir savaş sürüyormuş. Düşman mevzisine bomba atmak için öne fırlayan asker vurulup toprağa düşmüş.
Mermiler yağmur gibi yağıyor. Arkadaşları çaresizlik ve panik içinde ne yapacaklarını bilemiyorlar. Bir tanesi “Ben gidip onu alacağım” demiş. Yanındakiler itiraz etmişler “Gitme sen de ölürsün” demişler.
Fırlamış, mevziden çıkmış, kurşun yağmuru altında, vurulan arkadaşının yanına ulaşmış.
Vurulan arkadaşı son nefesini vermek üzere, mutlu bir ses tonuyla konuşmuş;
– “Geleceğini biliyordum.”

      ***

Bir Azeri öyküsüdür:
“Altını demir ile döverler ses çıkmaz ama demiri demir ile döverler niye bu kadar çok ses çıkar?”
Demir yanıt vermiş:
“Çünkü beni özüm döver…”

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil