11 Aralık 2016

Bu kafayla bir şey olacağı yok!..

Haber İçi Üst

“Ne olacak bu memleketin hali…”
Son günlerde yolda rastladığım vatandaşların en çok muhatap olduğum sorusu. Geçmişte de çok duyardık bunu, ancak son zamanlara kadar daha çok, “Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner” misali yorumlara muhatap olurduk. Yani birileri gider, başkaları gelir diye bir umut vardı hep.
Yaşananlar vatandaşı öyle bir umutsuzluğa sevk etti ki, artık hiç bir beklentileri yok gibi…
Aslında bu kafayla gittiğimiz sürece memleketin halinin ne olacağı belli. Çünkü bu bezginlik, bu umutsuzluk çok tehlikeli. Herkes az çok biliyor ne olacağını ama, “hiç bir şey olmaz” diyerek, kimse çaba göstermiyor… “Yapamam!.. Olmaz!.. Bunu başaramayız!..” gibi çaresiz inançlarımız, yapabileceğimiz o kadar çok şeyi sınırlıyor ki, değiştirme fırsatları bir bir elimizden kayıp gidiyor…
Bir de sanki olaylara daha fazla kafa yorup, iyice dibe vurmaktan korkuyor insanlar. Memleketin halini sorduklarında, cevabı duymak bile istemediklerini fark ettim. Hani haksız da sayılmazlar, şu günlere gelene kadar öyle çok şey gördük ki, daha beterinin ne olabileceğini düşünmek bile istemiyorlar.
Ama gerçek şu ki, karabasan gibi üstümüze geliyor ülkenin yarını…                                                   
Ekonomisi, teknolojisi, tüm değerleri, her şeyi yerle bir durumda, karış karış gidiyor, göz göre göre iliklerimize kadar sömürülüyoruz…
Artık ben de yolumu çevirip soranlara cevap vermek istemiyorum. Çocuğun işi, efendinin ihalesi, şirketin kredisi diyerek oylarımızı ipotek altına alan insanlar değil miyiz biz? Şimdi dertlenmeye hakkımız var mı?
Yine de bana ısrarla bu sorulara soranlara diyorum ki; “Unutmayın ki çaresiz değilsiniz, çare sizsiniz”… Ne zaman ki şahsi çıkarlarımız için oy vermekten vazgeçeceğiz, o zaman adam olacağız. Vazgeçmediğimiz sürece, “memleket” lafını da ağzımıza almayacağız.

Ercan’da olup bitenler, turizmi tehdit ediyor

Türkiye Özel Sektör Havacılık İşletmeleri Derneği, Ercan Havalimanı işletmesini alan Taşyapı’nın, terminal ücretlerini aşırı şekilde yükseltmesinin sonuçta KKTC turizmine vereceği zarara dikkat çekti.
Ülkeye gelen yolcunun yüzde 80’ini taşıyan bu şirketler, maliyetlerine gelen ani artışı doğal olarak bilet fiyatlarına yansıttıklarında, önce yolcu sayısı düşecek. Yolcu sayısı düştüğünde de bu şirketler uçuşlarını azaltmak zorunda kalacaklar. Sonuçta, uçak şirketleriyle birlikte, KKTC turizmi de büyük darbe yiyecek.
Nereye elimizi atsak yüzümüze gözümüze bulaştırıyoruz. Bir havaalanını özelleştirebilirsiniz, ancak o kararı vermeden önce, yapacağınız özelleştirmenin, her bakımdan devletin çıkarına olmasını gözetmek zorundasınız. Hem devletin, hem de o sektördeki paydaşlarınızın. Özel havayolu şirketlerini baltalayarak, dolayısıyla ülke turizmine zarar vererek, siz nasıl havaalanı işleteceksiniz ki?
Bunların hiç birine bakılmadı. Tek bir gündem vardı, nakit para sağlamak… Sadece o gün için bütçeye tek bir defada girecek olan 100 milyon Euro’nun hesabı yapıldı. Ne halkın sırtına binecek yük, ne de paydaşların zararı hesaba katılmadı.
Eğer alan şirket, havaalanında hizmet adına bir şeyler yapmış olsaydı, belki yine kimse ses çıkartmayacaktı. Ama ortada iğneden ipliğe her türlü hizmete zam var, aylar geçmesine rağmen çakılan tek bir çivi yok!
Yapılan sözleşmeye göre, şirket 100 milyon Euro verdi ama 4 yıl çivi bile çakmasa yılda 50 milyon Euro’yu cebe atacak. Bir de üstüne üstlük, kendinde olmayan “havaalanı işletmecisi” rütbesi kazanacak. 
Bu arada, ihaleye çıkılırken 100 milyon Euro, artı yüzde 16 KDV denmişken, Taşyapı’dan KDV de alınmadı. İhaleye giren diğer şirketler itiraz etse, dava açsa, ihale düşecek. Ama her nedense onlar da buhar olup, ortadan kayboldular.
Yapılanın yanlış olduğunu hem muhalif partiler, hem sendikalar defalarca dile getirdiler. Buna karşın Başbakan, kendisini “Bu ay uçacak, bir dahaki ay uçacak” diye oyalayan Ersan Saner’e inanmaya devam etti. İşte sonuç ortada. KTHY’nin yok edildiği yöntemle, Ercan da gitti. Şimdi sıra tümden turizmde. Korkarım bu iş domino taşı gibi her şeyi bir bir yıkacak.

YERİN KULAĞI VAR

YAŞANANLAR İDDİALARI DOĞRULUYOR:                                                                                                              

Ercan’ı 25 yıllığına kiralayan Taşyapı İnşaat’la ilgili olarak aylar önce yazdığımız iddia doğrulanıyor gibi. İddiaya göre söz konusu şirket tek kuruş ödemeyeceği 4 yıllık süreyi tepe tepe kullanacak, elle tutulur bir yatırım yapmayacak ve dört yılın sonunda da bu işten vazgeçecek. Şirketin turizm sezonu öncesi yaptığı zamlara baktığımızda geçmişte söylediğimiz iddiaların gerçeğe dönüşeceğini görüyoruz… 
SANER AÇIKLAMALIDIR:                                                                                                                                       

   Ercan özelleştirmesiyle ilgili iddialar muhtelif. Bir tanesi de doğrudan Saner’le ilgili. Ercan Havaalanı özelleştirmesine ilişkin yasada, şu an tartışılan hizmet ücretlerinin artması konusu da vardı. Yasa bizim Maliye Bakanlığı’nda hazırlanıp Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ersan Saner’e verildi. Bakan Saner ise, taslakla birlikte Ankara’ya, İstanbul’a uçtu ve Taşyapı yetkilileriyle görüştü. Döndü geldi, yasayı Meclis’ten geçirdi. Ama o da ne, Maliye hazırladığı taslağın değiştirildiğini yasa geçtikten sonra öğrendi. Böylece Taşyapı İnşaat, taslakta yapılan bir değişiklikle, vergi ve zam oranlarını, istediği gibi belirlemeyi başardı.
İŞLER TERSİNE DÖNDÜ:                                                                                                                                          

Daha ucuz olduğu için Rumlar, özellikle Türkiye’ye gitmek için Ercan Havaalanı’nı tercih ediyorlardı. Geçen yıl bunun için de yaklaşık 3 milyon Euro harcamışlardı. Ancak Ercan’ın Taşyapı’ya kiralanmasıyla birlikte astronomik olarak artan fiyatlar, KKTC’den uçuşun cazibesini yitirmesine neden oldu. Bundan böyle bırakın Rumları, bizler Larnaka Havaalanı’nı kullanmak zorunda kalacağız…

YAĞMURDAN KAÇARKEN: Güney’deki İngilizlerin neden paralarını İngiltere’ye havale etmediklerini, başka yerler aradıklarını düşündüm. Kısa bir araştırmadan sonra, zaten paralarını vergiler yüksek olduğu için ülkelerinde tutmadıklarını öğrendik. Bu durumda Kuzey’e getirmeleri bir ihtimal. Ama acaba biz o güveni verebiliyor muyuz, mesele budur.
ADAYLARA HATIRLATMA: LTB başkan adayları Lefkoşa’yı nasıl kurtaracaklarından çok, sanki her şeyiyle normal bir kentmiş gibi, projelerle, vizyonlarla uğraşıyorlar. Halk sadece ve sadece, basit ve anlaşılır bir kurtarma formülü bekliyor… Bu vaatlere de karnı tok aslında. Geçmiş başkanın 2010’da sıraladığı vaatleri hatırladıktan sonra, vaat dinleyecek hal kalır mı insanda? Bakın 2010’da Cemal Bulutoğluları’ndan bir kaç cümle: “Bütçeyi büyüteceğim, gelirleri arttıracağım… Haspolat Arıtma Tesisi’nden günde 30 bin metreküp tarım elverişli su elde edeceğiz… Ben söylediğini yapan adamım… Dere yataklarına yapılan evleri yıkacağım… Altyapıyı bitirdik, şimdi makyaja geçiyoruz… Köprüler, üst geçitler yapacağız… Hem yatırım yaparık, hem maaş öderik… Bir dönem Sosyal Sigorta yatırımları yapılamadı, şimdi onlar da yatıyor…” Yeter mi?..
UTANMASA ZİL TAKIP OYNAYACAK:                                                                                                                 

    KKTC Maliye Bakanı Ersin Tatar, Güney Kıbrıs’ı etkisi altına alan ve binlerce insanı sokağa döken ekonomik krizin, günlerdir kapalı olan bankaların yarın açılması durumunda bile atlatılamayacağını ve işsizlik oranının % 40’lara varacağını söyledi. Ne vicdani, ne de etik bu konuşmanın ayrıca hiçbir tutarı yok. Başkalarının mutsuzluğu üzerine kurulan hayaller bir gün ters tepebilir. Hani Sayın Tatar, utanmasa zil takıp oynayacak. Ancak Rum yetkililerin dile getirmeye başladığı gibi, bu söylemler siyasi alanda bumerang gibi bizi vurmaya aday.
SOKAKLAR SESSİZ:                                                                                                                                                

  Lefkoşa Belediye seçimlerine neredeyse bir hafta zaman kaldı ama bakıyoruz ortalıkta henüz daha bir seçim havası yok. Ne adaylar, ne de Lefkoşalılar bir türlü havaya giremediler. Hani birisine bir hafta sonra bu şehirde önemli bir seçim var desek, inandıramayız. Ne bangır bangır müzik çalarak geçen arabalar, ne de evlere bırakılan yığınla broşür. Hani sevinmedim de değil, eskiden olduğu gibi sokakları kirleten kağıtlar ve kulakları sağır eden gürültü yerine, işi sessiz sedasız, kimseyi rahatsız etmeden götürmek daha iyi oluyor. Ama son 2-3 günde buna uyacaklarını pek sanmıyorum…
BAŞKA İŞLERİ YOK HERHALDE:                                                                                                                                  Bilmem farkında mısınız. Belediye başkan adaylarının gezilerine katılan siyasiler işi tam bir şova dönüştürüyor. Olanca milletvekili ve bakan hiç başka yapacak işleri yokmuş gibi kendi adaylarının peşinden koşturuyor. Daha önce kurultay bahanesiyle günlerini bakanlıkta değil de delege tavlamayla geçirdiler, tam “bitti artık, iş yaparlar” derken, bu kez de seçim nedeniyle bakanlıklara uğramıyorlar. Herhalde yapacak başka işleri yok…

ZİRVEDEKİLER
Travmaları Unutturan İlaç: Fransızların bulduğu inanç, geçmiş travmaları unutturuyormuş. Bu ilaç galiba en çok bize lazım. Hem de adanın her iki tarafına da. Yüzyıllık travmalarımızı unutursak, barış içinde yaşayabilir miyiz acaba? Herhalde bize oldukça yüklü bir doz gerekecek.

DİPTEKİLER

Çözüm Hayali: Yanlış anlaşılmasın, Kıbrıs’ta bir anlaşma hepimizin hayali. Ancak bugünlerde “Ekonomik kriz, çözüme yol açar” şeklinde, bence temelsiz bir tartışma sürüp gidiyor, bahsettiğim o. 2004 referandumunda Türk askerinin çekilmesi ve önemli oranda geri dönüş olanağı varken bunu reddetmişlerdi. Bugün plan aynı bile olsa, çözüme “evet” diyeceklerini hiç sanmıyorum. Neden evet desinler? Adamların şu anki sıkıntısı, refah seviyelerindeki düşüş. Karşılığında ne vereceksiniz ki, bir anda çözümcü olacaklar? Ya da o bildik “ulusal dava”larını unutturacak ne gibi bir motivasyon sağlayacaksınız? 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Spor Dairesi Girne Şubesi arkasından bir görüntü. Yoruma gerek var mı?

 

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil