11 Aralık 2016

AYDINLIK BİR SAYFA AÇILIYOR

Haber İçi Üst

Kıbrıs Gazetesi’ni bırakıp, ayrılıp Havadis’i kurduk ya.

Şimdi hapiste olduğu için kalben üzüldüğüm ama o günden bu güne yansıyan düşmanlıklarına maruz kaldığımız Asil Nadir, ihtiraslarının esiri olan ve bir memleketi tarumar etme uğruna Başbakan ve Cumhurbaşkanlığı hayali kuran Derviş Eroğlu’nu da yanına alarak, sık sık bir araya gelerek ve tetikçilerinden bir ekip kurarak her Allah’ın günü saldırıp durdular.
Havadis’i basan matbaa sahibi üzerinde baskılar kuruldu, Havadis basılmasın diye, olmadı beraber çalıştığımız arkadaşlara cazip teklifler götürüldü, tutmadı, reklam veren şirketler, gazeteyi satan bayiler tehdit edildi.
Derviş Eroğlu, hiçbir öngörüsü ve programı olmadan CTP’nin yanlışları sayesinde (ki en büyük yanlış da ÖRP işiydi) ilk ihtiras durağına ulaştı.
Politikanın çöplüğünden çıktı ve Başbakan oldu.
Havadis’e yönelik bu kez örgütlü devlet saldırıları başladı. Biz gazeteciler yetmedi ailemiz, akrabalarımız ve yakınlarımız bu saldırı halkasının içine çekildi.
İlk gençlik yıllarından beri tanıdığım, hayatı toprakta ve köyde geçen Mesarya’nın gerçek evlatlarından olan İbrahim Türkkal ile yine başka bir Mesarya evladı, ekmeğini taştan çıkaran ve bugün ülke sanayisinin gurur duyduğu bir kompleks yaratan Hasan Onalt’ın kurduğu Biokim de bu çerçevede hedefe alındı.
Biz Kıbrıs Gazetesi’nde olduğumuz günlerde Biokim faaliyete başlamıştı. Asil Nadir üretimi yakından takip ediyor, takdir ediyor ve hatta şaka yollu “beni de ortak yapın” diyordu.
Derviş Eroğlu, Hasan Onalt’ı çok iyi tanıyor, sık sık ziyaret ediyor ve tebriklerini sunuyordu.
Hatta 2009 seçimleri öncesi Hasan Onalt’tan maddi destek de isteyecek, aldığı çeki de götürüp UBP Mağusa Kadın Kolları’nın hesabına yatıracaktı.
Meraklı olan o dönem UBP Mağusa Kadın Kolları Başkanı’nın kim olduğunu araştırır ve bulur.
İşte böylesi bir ortamda Başbakan olan ve Cumhurbaşkanlığı’na göz diken Derviş Eroğlu ve tek amacı Havadis’i ortadan kaldırmak olan Asil Nadir, Sanayi Odası tarafından yılın en iyi yerli şirketi seçilen ve kısa sürede köylünün takdirini kazanan Biokim’i ortadan kaldırmaya karar verdiler.
Akıllarınca Biokim, Havadis’i destekliyordu ve Biokim ortadan kalkarsa Havadis de büyük darbe alacaktı.
Bütün devlet aygıtı harekete geçirildi. Kıbrıs Gazetesi, BRT, Afrika Gazetesi ve bilumum tetikçiler işe koyuldu.
Yaratılan devlet terörü karşısında Biokim diz çöktü. Çeşitli entrikalarla mühürlendi ve üretim yapamaz hale getirildi.
Derviş Eroğlu basın toplantısı düzenledi ve “Köylüye gübre yerine toprak sattılar, ortada büyük bir yolsuzluk var” diye yırtındı.
Başta Kıbrıs tüm tetikçiler günlerce yayım yaptı.
Büyük bir linç kampanyasıydı düzenlenen. Ve maalesef o günlerde etkili oldu.
Sırf bizimle olan dostluğundan dolayı İbrahim Türkkal kişilik katline ulaşacak saldırılara maruz kaldı.
Hedeflerine ulaşmışlar, Biokim’i yok etmişler, İbrahim Türkkal’ı da “yolsuzluk yapan kötü adam” olarak lanse etmişlerdi.
Sonrası malumdur, ihtirasları uğruna memleket yakmayı göze alan Derviş Bey Cumhurbaşkanı oldu. Asil Nadir’e ihalesiz, sözleşmesiz Geçitkale Havaalanı’nı verdi. Asil Nadir, İngiltere’ye dönme hayallerinde İngiltere masraflarını karşılamak için Onur Hava Yolları sahibi Cankut Bagana’ya Geçitkale’yi temlik verdi.
Gerisini biliyorsunuz.
Tüm bu olanlar karşısında Biokim ve İbrahim Türkkal ne yaptı?
Başka bir ülkede olsaydı yapılacak çok şey vardı ama hukuka inandı, adalete güvendi ve mahkemeye sığınıp dava açtı.
Asil Nadir, Kıbrıs Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Reşat Akar ve Derviş Eroğlu hakkında dava açtı.
Dava 3 yıldır devam ediyor.
Duruşması yapılan bir davaya müdahale olmasın diye bu davayla ilgili tek satır yazmadık. Yazmayacağız da.
Fakat kısa bir bilgi notu babında şunları belirtelim:
Üreticiler yani köylüler mahkemeye geldiler ve Biokim’in gübrelerini kullandıklarını, çok çok iyi verim aldıklarını söylediler. Ülkenin tek golf sahasının ki yüzlerce dönüm çim alanı var, mühendisi ile sahibi geldi ve “Keşke Biokim üretime devam etseydi, biz yurt dışından ithal etmek zorunda kaldık” dediler.
Türkiye’nin en iyi laborantları geldi ve “Analiz ettik bilimsel kurallara uygun üretim yapıldığını tespit ettik” dediler.
Derviş Eroğlu lütfedip mahkemeye gelmedi. Asil Nadir’in zaten gelecek hali yok. Tetikçi Reşat Akar, yanına Saray’ın tetikçisi Şener Levent’i de alarak mahkemenin son duruşmasında akıllarınca kampanya düzenlemeye çalıştılar.
Lefke’de CMC alanında değil, limanın orada bulunan ve daha önceleri Türkiye’nin dev gübre şirketleri tarafından satın alınan kükürtten 4 kamyon da Biokim aldı diye “halkı zehirlediler, siyanürlü madenleri aldılar ve gübre diye sattılar” kampanyası tertiplemeye kalkıştılar.
Ebleh tetikçi Reşat Akar hızını alamadı ve mahkemede “Ben artık bu ülkede üretilen ekmekleri yemem hepsi zehirlidir” diyecek kadar kendinden geçti.
Saray’ın tetikçisi Şener Levent de bunu manşete çekti.
Bu ülkede ekmeklik buğdayın tümünün ithal edildiğini bilmeyecek kadar zavallı 2 tetikçi.
Neyse, mahkeme bitiyor ve sonucunu hep birlikte göreceğiz.
Sabredip beklemekte fayda var.
Bu arada yok etmek için hayatlarını adadıkları Havadis’e ne oldu?
Gazetecilerin gazetesine Kıbrıs Türkü sahip çıktı.
Reşat Akar, Kıbrıs Gazetesi’nden kovulmasaydı muhtemelen yılsonuna doğru  “KKTC’nin en çok satan gazetesi” olarak ilan edilecekti.
Sorun değil, bunun için daha çok çalışmayı biz göze aldık.
Zaten işimiz çalışmak ve Kıbrıs Türkü’nün desteğini hak etmektir.
Radyomuzu kurduk. Radyomuza gösterilen muazzam ilgi bizi televizyon kurmaya teşvik ediyor.
İnşallah televizyon da gelecek.
Bu arada bize bunları reva görenler ve tetikçileri tarihin çöplüğünü boylayacak.
Bir dönem kapandı artık.
Kıbrıs Türkü’nün önüne aydınlık bir sayfa açılacak.
Çok kalmadı, sadece 28 gün sonra…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil