UBP’nin dört yıllık iktidarını bu sayfadan çok eleştirmiştik. Hatta İrsen Küçük kabinesini, gelmiş geçmiş en kötü kabine olarak ilan etmiştik. Zira o dönemde, Kıbrıs Türkü olarak hiçbir dönemde işitmediğimiz sözleri ve yakıştırmaları, aşağılamaları da duymuş, yaşamıştık… Bunların hepsi doğru. Eksiği var fazlası yok.
Seçmen, 28 Temmuz seçimlerinde sandık başına gittiğinde bu yapılanların hesabını sormak, siyasilerin etrafında çöreklenen küçük bir azınlığın, çıkar grubunun defterini dürmek ve hak ettiği idareyi getirmek için oyunu kullandı… Hatta o kadar ki, dürüst namuslu adaylar seçilsin diye, karmaya asıldı. Sonuçta seçim bitti… Meydanlarda vadedilen o güzel günlerin tamamen bir yutturmaca olduğunu, hesap sormanın sadece, “seninkiler gidecek, yerine benimkiler gelecek”ten ibaret olduğunu, aslında niyetin kendi kadrolarını yerleştirmek olduğunu çok erken öğrendik. Alakalı, alakasız birçok isim, liyakat ve bilgi gözetilmeden, sadece “iyi partili” kıstaslarına göre, hala daha atanmaya devam ediyor…
Hakkını yememek lazım; her bir kaç ayda yeni adamlar atayarak, müşavir ordusunu büyüten, bu işi çığırından çıkaran DP’dir. Ancak hükümet oma adına buna göz yuman da CTP’dir. O zaman sormak lazım, sizin UBP’den farkınız ne, seçim öncesi topluma verdiğiniz sözler nerede..? Yok Kıb-tek özelleşemezmiş, yok Ercan’ı geri alacakmışız, bundan böyle parti rozetine göre değil, hak ediş ve liyakate göre atamalar yapılacakmış, mış mış mış… Her iktidar kendi programını uygulama, çalışma arkadaşlarını seçme hakkına sahiptir, buna kimsenin itirazı olamaz. Zamanında UBP de aynısını yapmıştı. Ama Allah’ı var, hiç olmazsa onlar bu konuda, CTP ve DP kadar iddialı söylemlerde bulunmamıştı… CTP/DP-UG koalisyon hükümetinin iktidarı üzerinden 14 ay gibi bir süre geçti. Sağlık, eğitim, ekonomi gibi temel konularda veya vatandaşın günlük yaşamını rahatlatacak konularda adımlar ne yazık ki atılamıyor. Özellikle de iktidar ortağı iki partinin, kendi içinde yaşadığı “iktidar ve paylaşım” kavgaları, icraat yapma konusunda hükümetin elini kolunu bağlamış durumda. Vatandaş icraat, iktidar istihdam derdinde. Tabanla tavanın beklentileri çok farklı. Ülkenin gidişatı hoş değil. Bugüne kadar gelmiş geçmiş tüm hükümetlerin “başarı kriteri” maaşları ödemekle ölçüldü. Her yıl hazırladığımız bütçeler de, memur maaşlarını ödemeye endekslenmiş, yatırım konuları başka yerlere havale edilmiştir. Gelen ağam, giden paşam bir sistem, yıllardır ülkenin kanını emmeye, devleti daha da fakirleştirmeye devam ediyor… Kimse kusura bakmasın ama memleketin bugünkü durumu ahvali böyle. Muhalefet partilerinin ise, kendi sorunlarıyla uğraşmaktan etrafa bakacak halleri yok. Ülkede bir hükümet olduğuna bin şahit ister.
Dün bütçe görüşmelerinin açılışında, Meclis Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi Başkanı Birikim Özgür öyle güzel sözler söyledi ki… Mesela mevcut durumun sürdürülemez olduğunu belirtti ve “Eğer muhalefetseniz, sürdürülebilirliği vaat edebildiğiniz oranda halkın teveccühüne mazhar olursunuz” dedi. Aynen öyle. Ama önemli olan iktidarda bu sözlerin uygulamasını yapabilmek… CTP de muhalefette aynı şeyleri söylerdi, ancak iktidar gücü eline geçtiğinde, mevcut statükoyu sürdürmeyi seçti ne yazık ki.
Acaba diyorum, o zihin devrimini yapmak bu kadar mı zor…
YERİN KULAĞI VAR
NEREDE O GÜNLER: CTP Milletvekili Birikim Özgür, “2015, toplumumuzun yaşam kalitesini geliştirecek somut dokunuşların gerçekleşeceği bir yıl olacak” demiş. Biz de bir yıldır onu bekliyoruz Sayın Özgür. Ancak yap-bozlarla, devlete yeni yükler bindirmekle geçen bir yıldan sonra umutlanmak çok zor. Yine de hayal etmek güzel. Boşuna dememişler “insan hayal ettiği müddetçe yaşar” diye…
MEMUR BÜTÇESİ: Maliye Bakanı Zeren Mungan, “Bütçenin yaklaşık yüzde 75’i personel giderlerine ve cari harcamalara ayrıldı… Cari harcamaları 5 yıl, büyük ihtimal 4 yıl içinde düşüreceğiz ve Türkiye’den cari harcamalar için yani maaş ödemek için para almayacağız” demiş. Bütçenin geriye kalan %25’ini ise bozdur bozdur harca. İster fabrika, ister okul, istersen baraj yap… Önemli olan sayıları her geçen gün artan memurun maaşı, devlet zaten onlar için vardır. Gerisi hikaye…
MUHACERETTE AYRICALIK OLUR MU: Ercan Havalimanı’na ikinci derece önemli şahısların (CIP) muhaceret kontrollerini öncelikli yapabilmeleri için özel stantlar kurulmuş. Taşyapı şirketi uygulamasıyla övünüyor. Ancak benim bildiğim buna karar veren, İçişleri Bakanlığı. CIP uygulaması, bekleme salonları için geçerli olabilir. Ama muhaceret, ciddi bir mesele. Kriterler ne, neye göre bu ayrıcalıklar verilecek, sorgulanması gerekir bence. Ha bir de, şirketin açıklamasına göre, gelen her yüz yolcudan 68’i TC vatandaşı, sadece 16 tanesi KKTC’liymiş. Ülkenin yurttaşlarının sürekli yurt dışında olması beklenmez tabii. Ancak rakam bana yine de ilginç geldi…
ŞOVA LÜZÜM YOK, YAPILACAK OLAN BELLİ: GSM zammı konusunda en mantıklı olanı Ahmet Kaşif söylemiş. 2007 yılında yapılan sözleşmenin yeniden alınması, devletin aldığı vergi oranının düşürülmesi gerektiğini savunmuş. Şu anda devletin her faturadan aldığı vergi yüzde 62. Bu durumda şov yapmaya gerek yok. Sizin üstünüze düşen, aldığınız korkunç derecede yüksek vergiden feragat etmek…
ZAMANA GÖRE: Türk-Sen Genel Başkan Vekili Tuluy Kalyoncu, UBP Milletvekili Ersin Tatar’ın Türkiye’den kablo ile elektrik getirilmesinin fizibıl olduğunu söylemesini, “Dilin kemiği yok” sözüyle eleştirdi. Sayın Kalyoncu da çok iyi biliyor ki, bizdeki siyasetçilerin dilleri hükümette iken farklı, muhalefetteyken farklı konuşur…
SİZİN İŞİNİZ NE: Havadis Gazetesi’nin Girne’ye 10 katlı bina yapılmasıyla kentin dokusunun bozulduğuyla ilgili haberi, oldukça ses getirdi. Girne milletvekilleri, yapının daha fazla bozulmaması için bir an önce “Girne İmar Planı’nın” çıkarılmasını istemiş. İyi de a efendiler bunu biz mi yapacağız? Vatandaş sizleri Meclis’e, bu ve buna benzer sorunları çözmeniz için gönderdi. Şikayet edeceğinize, gereği neyse oturun ve yapın…
ZİRVEDEKİLER
Zeren Mungan: Benim açımdan başlayan 2015 bütçe görüşmelerinin flaş açıklaması, 2014 için öngörülen 357,5 milyonluk açığın, gelirlerin artırılması sayesinde yılsonu itibarıyla 47 milyona inmiş olmasıdır. Yani beklenen açığın sadece yüzde 13’ü gerçekleşmiş. Ciddi bir tasarruf. Bu da, sunumu yapan Komite Başkanı Birikim Özgür’ün de takdir ettiği gibi, Maliye Bakanı Zeren Mungan’ın ciddiyetinin ve titizliğinin sonucu. Ama bu şartlarda, bu tasarruf politikası nasıl sürdürülebilir, işte o şüpheli…
DİPTEKİLER
Günay Küçük: Önceki gün Lefkoşa’da meydana gelen trafik kazasında takla atan aracından çıktıktan sonra gazetecilere poz veren 18 yaşındaki Günay Küçük’ün davranışı, ülkemizde trafik konusunda ne kadar duyarsız olduğumuzun en güzel örneğiydi. Yılda ortalama 50 kişinin can verdiği kazalara nazire yapan Küçük’ün bu pozu, hepimize kapak olsun…
































