ZİL TAKIP OYNAMALI

17 Mayıs 2018 Perşembe | 09:40
Erdoğan Özbalıkçı
erdoğan özbalıkçı

Bu dolara acaip şeyler oluyor. Sadece dolara değil, Euro ve İngiliz Paund’una da bir şeyler oluyor…

Son günlerde, bu paralar yeniden Türk lirasını ezer gibi, devamlı değer kazanıyorlar.

Oysa son bir yıldır, Türkiye, gelişen ekonomisiyle ve komşularıyla sürekli dalaşarak, tüm dünyaya gücünü göstermekteydi. Tüm ülkeler, Türkiye önünde el pençe divan dururken, Türk lirasının değerinin düşmesi acaba, Türkiye’nin dış dünyaya karşı uyguladığı yeni bir siyaset mi diye düşünmek mi gerekir.

Türk lirasının değeri düştükçe, döviz değer kazandıkça, yabancıların paralarıyla, Türkiye içerisinde daha ucuz koşullarda tatil yapma şansları yaratılmakta, bu da yabancı turistleri Türkiye’ye doğru yönlendirmeyi hedefleyen sonuçlar doğurmaktadır. Belki de paranın değerinin düşmesi, özellikle yöneticilerimiz tarafından kurgulanmaktadır.

Ekonomik olarak zorda kalan yoksul insanlar, karınlarını doyurmak için, elde ne varsa, satılığa çıkartmaktadırlar.

Satılığa sunulan mallar arttıkça, değerleri de düşmektedir. Bu değer düşüşü, dış ülkelerdeki insanları, ucuz mal almaya, Türkiye’ye doğru yönlendirebilir. Bu da Türkiye içerisindeki Döviz artışını sağlayacak yeni bir politika olabilir.

Kıbrıs’a gelince… Kıbrıslı Türkler zaten oldum olası TL’yi sevmemişlerdi. TL’nin tepetaklak gitmesi, Kıbrıs Türkleri ile Türkiye’nin arasını daha da açmakta ve Türkiye yöneticilerinin, Kıbrıs adasını istediği fiyatta satmasının koşullarını yaratmaktadır.

Türkiye’nin düşük değerli TL politikası, tamamıyla devletin genel politikalarıyla uyum içerisinde olan bir politikadır. Bu politika ile birlikte, yastık altındaki sarı liralar, bileklerdeki altın bilezikler ve değerli olan her şey, ekonomiye kazandırılmakta ve Türkiye 2023 yılına kadar “ekonomide en büyük ON GÜÇ” arasına girme hedefine hızla yaklaşmaktadır.

Türkiye, bu ekonomik önlemleri daha da pekiştirmek için, dünya ekonomisine yön veren YAHUDİLERİ de oyunun içine sokmak için, elinden geleni yapmaktadır.

Artık zaman, milliyetçi tutumumuzu sorgulama zamanıdır. Elimizde ne varsa, mutlaka satılığa çıkartmalı ve yabancı sermayenin bu kaynakları ucuza almasını sağlamalıyız. Bu yapılırsa, yabancı ülkelerin kaynaklarını ülke içerisine çekip, ekonomiye çağ atlatabiliriz.

Rumlar, Yunanistan ekonomisi batarken, Yunan ekonomisini kurtarmak için, beş buçuk Euro’yu hiç acımadan BATIRMIŞLARDI.

Biz Kıbrıslı Türkler, Anavatanımızı, Rumlardan daha az mı seviyoruz. Bu kabul edilemez…

Rumlar, kendi ANAVATANLARINI kurtarmak için, beş buçuk milyar dolar harcarken, bizler hiçbir şey yapmamaktayız…

Bu tutum, kardeşlik, Anavatan sevgisiyle hiç bağdaşmamaktadır.

Aslında tüm Türklerin, bu derin politikaları anlayıp, ZİL TAKIP oynamaları gerekmektedir.