Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ZİHNİYETLER DEĞİŞSİN…

Acısıyla tatlısıyla bir yılı daha geride bıraktık…
Yeni bir yıl demek, yeni beklentiler, yeni ümitler demektir aslında.
Daha doğrusu mutlu olmak için bizlere sunulan yeni bir şanstır. Yeni başlangıçlar, yeni şanslar, yeni heyecanlardır…
Biraz tuhaf olacak ama, bir yıl daha yaşlandığımızı bile bile sevindiğimiz tek gündür…
Eminim birçoğumuzun geçmiş yılla ilgili düşüncelerini sorsam, kimse “iyi bir yıldı” demeyecek. Hatta, “aman bitti de kurtulduk” diyeceklerdir. Aslında sadece 2015 için değil, hiç bir geçmiş yıl için güzel şeyler söylenmez… Adettendir, giden yıl kötülenir, gerçekleşmeyen beklentilerin, yeni bir yıl ile gerçekleşeceği umudunu taşırız hep…
Güzellikler ve umutla karşıladığımız yeni yılı, 365 gün sonra 2015 ve öncesinde olduğu gibi “bir daha yaşamamak” üzere göndeririz…
Olmayacağını bile bile, sevgi ve saygının, savaşların değil, barışın hakim olmasını dileriz. oysa hepimiz de çok iyi biliyoruz ki, bu yıl da, savaşlar, trafik kazaları, felaketler ve hastalıklar olacak, insanlar ölecek…
Temenni etmiyorum ama yine hırsızlık, cinayet, ölümler ve intiharlar gazetelerin ilk sayfalarını süsleyecek. Bunları görmek için de, müneccim olmaya gerek yok sanırım…
2015 yılına o kadar olay damga vurdu ki, hangisini hatırlasam bilemiyorum. Hiç alışık olmadığımız soygunları mı, yoksa uyuşturucu olaylarının tavan yaptığını mı? Eğitimde, sağlıkta yaşananları mı, yoksa trafiğe verdiğimiz canları mı…
Siyasete hiç girmeyeceğim. O hep bildiğimiz gibi. Bence 2015 yılında siyasete damga vuran olay, yıllardır hayal edilen iki büyük partinin ortak bir hükümet kurmalarıydı. İdeolojik olarak taban tabana zıt bu iki partinin, birçok olumlu ve radikal kararlara işe imza atmalarının beklentisi içerisinde olduk. Geçen 5 aylık sürede beklentilere cevap verdiği pek söylenemese de, CTP-UBP hükümetinden yeni yıl için toplumun beklentileri oldukça yüksek. Temennimiz yeni yılla birlikte, bu birlikteliğin toplumsal sorunlara eğilip çare üretmeleridir..
İşte böyle bir yılı geride bıraktık. Yıllardır süren siyasi kavgaların bitip, toplumsal barışın hüküm sürdüğü, insanların siyasi kimlikleri ile değil, bilgi ve liyakat ile değerlendirildiği bir yönetim anlayışı hayallerimizi yeni yıla taşıdık…
Mutlu olmasak da, bitti gitti. Şimdi yeni umutlara yelken açma zamanı. İki toplumun kardeşçe yaşayacağı, kimsenin kimse üzerinde tahakküm kurmayacağı, adil ve kalıcı bir çözüm için çalışma ve değişim zamanı…
Olmaz ama, insanların mutlu olacağı, hükümetlerin hedefler doğrultusunda plan üretmek ve bu hayata geçirirken, yeni hedeflerle toplumu olası bir anlaşmaya hazır tutmalarını isterim…
Aslında, 2016’in geçen yıldan daha zor geçeceğini düşünmeme rağmen yine de umutluyum. Yarım asırdan fazladır, kan, gözyaşı, acılar ve en sonunda belirsizlikler yaşayan bu insanlarımızın artık yüzü gülsün, gelecek ve yaşam kaygısı olmasın, kavgaların yerini dostluklar alsın istiyorum.
Mesajlara baktım, “Barış yılı” olsun diyenler var, “Emeğin yılı” olsun diyenler var, “Refah” dileyenler var. Ama bence bunların hepsinin sebebi, dünyaya bakış açısı… Yeni yıla ülke olarak beyaz bir örtü ile başladık. Vatandaşlar bu güzelliği doyasıya yaşadılar. Biliyorsunuz, beyaz, huzur ve mutluluktur. Dilerim doğanın bize yaptığı bu sürprizlerin arkası da gelir, adada beyaz bir sayfa açılır, zihniyetler değişir…

 

 

YERİN KULAĞI VAR
SU, BU YIL DA GÜNDEM OLACAK:

Hiç kuşkusuz yeni yıla yine, Türkiye’den gelen su tartışmaları damgasını vuracak. Temennimiz, yaklaşık beş yıldır bir arpa boyu yol alamadığımız bu konuda tarafların ortak bir akılla soruna çözüm bulmalardır…

KARLI BİR İŞ DEĞİL Kİ:
Türkiye’den gelen suyun işletmesinin, su temin projesi ortaklarından Kalyon İnşaat’a verilmek istendiği dedikodusunu sokaktaki çocuklar bile öğrenmişti. Ancak dün Hürriyet’te Vahap Munyar, bu konuyu sorduğu Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Cemal Kalyoncu’dan “ilgilenmiyoruz” yanıtı aldığını yazdı. Asıl ilgilendikleri, bizim projenin benzeriyle, Nil nehrinin suyunu, Suudi Arabistan’a taşımakmış. Böyle muhataralı ve riskli bir işe girmeyi tercih etmedikleri anlaşılıyor. Daha doğrusu bizim suyu işletmenin “karlı” olmadığı…

İSTESEK YAPABİLİRİZ:
Yani biraz sıksak, en azından cari bütçe giderlerimizi karşılayacakmışız gibi görünüyor. Yatırımlar değil tabii ki. Aşırı uçların iddia ettiği ve çoğu zaman kem gözle baktığımız o “hastaneler, okullar yetmiyor” söylemi, yalan değil. Şaka değil, bundan on sene öncekine göre bile iki katı fazla bir nüfus var bu ülkede. Çalışma izinli olsun, vatandaş olmuş olsun, öğrenci olsun. Ama ne azından madem ki, son üç aydır maaşlar kendi kaynaklarımızdan karşılandı, ensemizden milyar dolarları götüren asalak vergi kaçaklarının yakasına yapışabilsek, dediğim olacak…. Cesaret ve niyet olduktan sonra, neden olmasın…

ENGEL KİM:
“Kıbrıslı Türkler Kıbrıslı Rumlara, Kıbrıslı Rumlar da Türkiye’ye güvenmiyor”diyen Rum lider Anastasiadis, “Sayın Akıncı Türkiye tarafından cesaretlendirilir, desteklenir ve yardımcı olunursa çözüm olabilir” ifadelerini kullanırken, çözümün önündeki engelin Cumhurbaşkanı Akıncı’nın değil, Ankara’nın olduğunu ima ediyor….  Peki acaba, bizim güvensizlik duygularımız ne olacak? Kendisi bunun hiç bir şey yapmadığı gibi, aksine güvencelerimizi de ortadan kaldırmaya çalışıyor.

AMORTİ BİLE DEĞİL: 
Yılın son günü Türkiye’den gelen para için, “hükümete yeni yıl piyangosu” demek ne kadar doğru olur bilemem. Maliye Bakanı Birikim Özgür hala, kasada 160 milyon açık var diyorsa gelen paranın amorti bile olmadığını söyleyebiliriz…  

KORKMAYA GEREK YOK:
Hani bir laf var, “fala inanma ama falsız da kalma diye.”Astrolog Abdella Abdelaziz de, bu yıl ne olup biteceğini bir bir söylemiş. Referandumda “evet” çıkacağını,  ilk seçimlerde TDP’nin birinci parti olacağını, bu yıl euro’ya geçileceğini görmüş falımızda. Hatta, Türkiye’den gelen ve burada yaşayan vatandaşların olası bir anlaşmadan korkmaması gerektiğini çünkü, kimsenin bir yere gitmeyeceğini bile söylemiş. O zaman kimse “ne olacak halimiz”diye kaygılanmasın. Baksanıza bu yıl çözüm de olacak, euro da gelecek. Bundan iyisi can sağlığı…

 

ZİRVEDEKİLER
Barış Burcu:
“Biz Kıbrıslılar sütten çıkmış ak kaşık değiliz. Bu sorunun bu kadar uzun zamandır devam etmesinden kaynaklanan kendi hatalarımız da var. Kıbrıslı Türklerin olduğu gibi Kıbrıslı Rumların da var. Ama bu aynı zamanda dünyanın da sorunudur. Bu sorunun bu kadar uzuyor olmasında, dünyanın da en az Kıbrıslılar kadar hatası var”…

DİPTEKİLER
Geçici Elektrikle Şov:
Hüseyin Ekmekçi, dün Onkoloji Hastanesi’nin binadan başka hiç bir şeyinin olmadığını yazdı. İsveç’ten gelen kemo cihazının montajını, binada geçici elektrik olduğu için yapamamışlar. Bunu okuyunca şaşırdım, ben evimden binayı görüyorum, her akşam mubarek ışıl ışıl. Dört bir tarafında koca koca projektörlerle aydınlatılıyor. Bu ne? Şov mu? Herhalde “bina yaptık” şovu…