KıbrısKöşe YazarlarıSürmanşet

Zibile atılası Hidroksiklorokoinler






Şu “Kıbrıs sorunu” olmasaydı, Kıbrıs’ta gerek Türk gerekse Rum gazetecilerin birçoğunun ne yazacağını merak ediyorum. Hem de çok. Aklınıza gelebilecek her konu döndürülüp dolaştırılıp Kıbrıs sorununa bağlanıyor.

İlk nüshası elimize ulaşan ilk gazetelerimizden Zaman Gazetesi, yayınlanma amaçlarının arasında şunlar da yer almaktadır: “Foni dis Kipru” (Kıbrıs’ın Sesi) ve Larnaka’da yayınlanan “Enosis” gazetelerinin sürekli olarak propagandasını yaptıkları Enosis davasına karşı çıkmak. Kendi bakış açılarını dünyaya duyurmaya çalışan birçok Rum gazetesi ile mücadele etmek. Bu satırların yazıldığı 1891 yılından beridir nur topu gibi bir “Kıbrıs meselemiz”, bir “Kıbrıs davamız”, bir “Kıbrıs sorunumuz” olagelmiştir. Duruma göre adı değişir ama temeldeki harç aynı kalır.

Viroloji uzmanı olan duayen gazetecilerimizden biri, bir süre önce bir bomba patlattı. Gürültüsünden kulaklarım sağır oldu. Konuyu yerli yerine oturtabilmek için iki konuyu anımsatmak gerekir.

Bilindiği gibi, Akıncı’nın isteği üzerine Rum Sağlık Bakanlığı, Türk tarafına Kovit-19 için bazı ilâçlar gönderdi. Bunların arasında ismini bir türlü telâffuz edemediğim Hidroksiklorokoin ve Klorokoin de vardı.

Bundan bir süre sonra saygın tıp dergisi Lancet’te yayımlanan bir araştırmada Hidroksiklorokoin’in Kovit-19’a iyi gelmediği hatta zararlı olduğu iddia edildi.

Bunun üzerine bizimki bombayı patlattı: “Rumlar bu ilâcın bir işe yaramadığını biliyorlardı. Onları zibile atacaklarına bize gönderdiler.”

Aynı günlerde tıp doktoru olan Prof. Osman Müftüoğlu şunları yazıyordu: “Ben kişisel olarak (bu araştırmaya) güvenmediğimi, daha doğrusu güvenemediğimi daha şimdiden söyleyebilirim. …Bizim uzmanlar, olayın  sadece ilâcın akılcı, doğru kullanılıp kullanılmadığı ile ilişkili olduğu görüşündeler. Anlaşılan o ki Hidroksiklorokin, bizde çok sayıda vakada kullanılmasına rağmen can sıkıcı ya da ciddi bir yan etki ortaya çıkarmamış. …Kısacası Hidroksiklorokin’in bizdeki kullanımında başarılı neticeler verdiği kanaati var.”

4 Haziran günkü New York Times gazetesinde Lancet dergisinin Klorokoin ve Hidroksiklorokoin konusunda bir ay önce yayımladığı yazıyı geri çektiğini okuduk.

İki gün sonra “Tuz da koktu” başlıklı yazısında Prof. Müftüoğlu, bu olan bitenin ilâç markaları arasında yürütülen bir savaş olduğunu anlatır ve şöyle devam eder: “Millet can derdinde ama o kişiler maalesef ceplerini doldurma peşinde koşuyor. …Hidroksiklorokin’i kötüleyen araştırmanın sonuçlarını yayınlayan The Lancet dergisi, yüzlerce bilim insanından gelen yoğun ve haklı tepkiler üzerine birkaç gün önce birinci veri kaynaklarının doğruluğunu garanti edemediğini ileri sürdü. Bu durumlardan oluşabilecek herhangi bir utanç veya rahatsızlıktan dolayı okurlarından özür dileyerek yayını geri çektiğini açıkladı. Yani, kısacası, söz konusu ekonomi olunca bilimin bile sorgulanır hale gelebileceği bir kez daha anlaşıldı.”

Lancet okurlarından özür diledi, bizim bombacı diledi mi? Ne gezer.

Korona hep hüzündür

Korona virüsü nedeniyle evlere tıkılmak kadınlara ekstra yük bindirmişe benziyor. Özellikle de bizimki gibi pederşahi kurallarının geçerli olduğu toplumlarda.

Bir kadın çıkar ve şikâyette bulunur: “Eşim saklandığım odanın kapısını çekiçle kırdı, kafamı balkon kapısına vurdu, beni saçımdan sürükledi.”

Bu ve buna benzer olaylar, Türk toplumunda vaka-yı adiyeden sayılır. Ne var ki bunu yapan kişi, oyu Kayacı’nın oyu ile aynı olmayan dağdaki çoban değil. Ankara Ticaret Odası eski başkanının oğlu ve Beşiktaş Kulübü yöneticilerinden bir beyefendi. Bir yerlerde bir sakatlık var.

Nefes alamıyorum.

Bu bana George Floyd’un insafsızca öldürülmesini anımsattı. Floyd kadın değildi ama zenciydi. Bazı ülkelerde siyah olmak kadın olmaktan beterdir. Amerika da o ülkelerden biridir.

Adamın boğazına bütün ağırlığıyla dizlendi ve alttaki adamın bütün yalvarmalarına rağmen hareketsiz kalıncaya kadar 8.46 dakika süreyle bana mısın demedi. Aslan tarafından bu kadar süre boğazı sıkılan Afrika mandası bile ölür.

Bu arada elini kolunu oynatmadan Joe Biden, kamuoyu yoklamasında Trump’ı 10 puan geçti. Virüs beceriksizliği ve Floyd’un öldürülmesi sonucu yer alan protesto yürüyüşlerine karşı gösterdiği duyarsızlığı nedeniyle Trump, siyahlardan ve gençlerden büyükçe bir destek kaybı yaşadı.

Zaten bu seçimleri Biden kazanırsa Trump’a rağmen değil, Trump sayesinde kazanacak. Biden’in kendisi karizması olmayan, durgun ve beceriksiz bir devlet memurunu andırır. Bu nedenle kazanabilmesi için Trump’ın yapacağı hatalarla onu bayağı iteklemesi gerekecek.

İkinci dalga

Sağıma bakıyorum, soluma bakıyorum ama “yeni bir normal” formatladığımızı göremiyorum. Hiçbir şey olmamış gibi eski normali sürdürüyoruz. Bu yaşam tarzı ve bu umarsızlık ikinci dalganın habercisidir.

Yazda mı olur, güzde mi, yoksa kışta mı bilemem. Ancak bu minval üzere devam edersek ikinci dalga bizi çarpacak. Hem de fena çarpacak.







Başa dön tuşu