Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

21.Yüzyılda çocuk yetiştirmek

barış Uzunahmet

Işık Kitapevi’nin düzenlediği Kitap Fuarı’nda “Barbar dünyada nasıl çocuk yetiştirilir?” başlıklı bir söyleşi vardı haftasonu… Önemli bir konu… Keşke bu tür etkinlikler sosyal medya üzerinden canlı yayınlansa da gidemeyenler izleyebilse… Eminim ki bu söyleşide çok değerli bilgiler aktarılmıştır.

Bir süredir ben de değişen dünya ile birlikte çocuk yetiştirme modelimizin değişmesi gerektiği üzerinde kafa yoruyorum. Açıkçası teknolojinin tavan yaptığı, eğitimde yapay zekanın kullanılmasının tartışıldığı bir ortamda çocuk yetiştirmek elbette ki hiç kolay değildir.

Hele ki siz hala geleneksel yöntemlerle bu işi yapmaya çalışırsanız, yetiştireceğiniz çocuklar ile öğretim programlarınız, okul ortamlarınız ve elbette ki öğretmenleriniz arasında bir uyumsuzluk olabilir.

Benzer şeyler aileler için de geçerlidir. Daha bir yaşında akıllı telefonla haşır neşir olmaya başlayan çocukların geleneksel çocuk yetiştirme modelleri ile yetiştirmek mümkün değildir. Zaten sizin tüm engellemelerinize rağmen onların teknoloji kullanımı sizin çok önünüzdedir. Elbette “bütün ipleri çocukların eline verelim” anlayışı da doğru değildir. Tatlı bir disiplin her zaman iyidir.

Bugün artık çocuklar doğru veya yanlış bilgiye çok hızlı bir şekilde ulaşmaktadır. Ne anne-babayı, ne öğretmeni ne de bir başkasına bilgi edinmede pek de ihtiyacı yoktur. Hatta onlar size bazı şeyleri öğretebilir.

  1. Yüzyıl çocuklarının daha çok eksikliği duyuşsal öğrenmede yaşar. Yani tutum, ilgi, değer verme, hoşgörü gibi konularda sıkıntı yaşar. Kabul etmek gerekir ki öğretim programlarımız da bu konulara yeterince önem vermemektedir. Dolayısı ile çocuklardan bunu beklemek de ne derece doğrudur, onu da sorgulamak gerekir.

Covid-19 pandemisi sonrasında çocuklarda yaşanan davranış bozuklukları tüm dünyada bilinen bir gerçek. Zaten şiddet içeren bilgisayar oyunları, TV dizileri ve sosyal medyadaki saldırgan içerikler elbette ki tüm dünyada olduğu gibi bizim çocukları da etkiliyor.

KKTC’de okullardaki akran zorbalığının artışını bilmeyen yok. 21’inci yüzyılda değişen koşullar farklı bir öğrenci profili ortaya çıkardı. Dolayısı ile okullardaki sorunları öğretmenin tek başına çözebileceği dönemi çoktan geçtik. Sendikalar sürekli olarak okullarda rehberlik hizmetlerinin artırılması için çağrıda bulunuyor. Yalnız rehberlik hizmetleri değil, okullarda olması gereken diğer tüm profesyonel görevler olmadan okullardaki sorunları çözmemiz mümkün değildir.

Işık Kitapevi söyleşinin başlığında “barbar dünya” ifadesini kullandı. İddialı bir başlık… Haksız da sayılmaz. Yanıbaşımızda Gazze’de çocuklar ya bombalardan ya da açlıktan ölüyor. Ukrayna’da da savaşın mağdurları yine çocuklar… Böylesi bir ortamda barış eğitiminin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Savaşı çocukken gören, yaşayan bizim nesil, barışın değerini biliyor. Onun için çocukları şiddet ve düşmanlık aşılayarak eğitmek yerine barış kültürü içinde, merhamet duyguları ile yetiştirmek gerekir.

Şiddetin kol gezdiği dünyada bunu başarabilirsek, okullarda yaşanan akran zorbalığı ve benzer sorunlar da azalacaktır.

Çocukların ölmediği, herkesin eşit koşullarda eğitim aldığı bir dünya hayal ediyorum.

Hayali bile güzel…