Hiç bu kadar güzel bir yağmur görmedim.
Bu kadar güzel ıslanmadım hiç…
…
Ne Londra’da Trafalgar Meydanında böyle yağmur gördüm, Ne St. Petersburg’un Vevsky Caddesinde,
Ne Prağ’ın Charles Köprüsünde böyle ıslandım, ne Roma’nın Melekler Köprüsünde…
…
Aylardan zemheri,
Günlerden Ocağın 26’sı.
Bir akşam vaktidir bulutlar çarşaf misali yağmur yüklü hava soğuk fakat ana şefkati gibi nemli gözleri.
İnce ince bir yağmur yağmakta durmaksızın, ağaçlar kımıltısız, Venedik surları kalabalığa uymuş, gözlerinde belli belirsiz bir sevinç.
Şeherin giriş çıkış yolları arabalarla istila edilmiş egzozlarından çıkan dumanlar yağmura karışmakta.
Bir zemheri akşamı içimde bir türkü çalmakta…
…
Hiç bu kadar güzel bir yağmur görmedim.
Bu kadar güzel ıslanmadım hiç…
…
Omuz omuza değildi kalabalıklar kucak kucağaydı,
Dudaklarında sallanan bir gülümseme vardı.
Bugüne kadar hiç böyle görmemiştim o yağmurda ıslak ıslak gülüyorlar, o loş ışıklarda mavi mavi bakıyorlardı…
…
Hiç böyle yürümemiştim şimdiye kadar.
Hiç kimseyi sevmemiştim o gece sevdiğim kadar.
Sesim seslerine vuruyordu, sesleri seslerime.
Gözleri gözlerime değiyordu, gözlerim gözlerine.
Herkes herkese ıslak ıslak bakıyordu, ıslak ıslak.
Gözlerinde Akdeniz mavisi ve salıncak gibi sallanan bir gülümseme…
…
Hiç bu kadar güzel görmemiştim herkesi, teker teker herkesi ve bu şehri.
Elleri, ayakları, gözleri ve gözleri üzerine itinayla kondurulmuş kaşları ve dudakları ve kimisinin kakülleri ıslak, kimisin savrulmuş saçları.
Görmemiştim bugüne kadar hep birlikte yağmurdan ıslanan insanları ki yüzlerinde gidip gelen, salıncak misali her an sallanan bir gülümseme…
…
Hiç yüreğime bu kadar kalabalık sığmamıştı ne sıcaktılar ne soğuk, bir türkü söyler gibiydi gözleri ve şemsiyelerin altında yumruklaşan elleri.
Doğrusu görmemiştim ne yalan söyleyeyim böyle kavgaya gireni, böyle şarkı söyleyeni…
…
Hiç bu kadar güzel yağmur görmedim.
Bu kadar güzel ıslanmadım hiç…
…
O taş duvarlar, o surlar bu kadar dik durmamışlardı hiç, bir de efkaliptolar.
Kanlı Dere, Kanlı Dere olalı böyle insan seli görmemişti o güne kadar.
Nasıl yazsam,
Nasıl söylesem!
Diyeceğim,
Böyle güzel yağmur görmemiş,
Böyle güzel üşümemiş,
Bu şehri böyle güzel sevmemiş,
Yollarında, caddelerinde böyle güzel yürümemiştim hiç…
































