Türkiye ve Yunanistan arasındaki söz düelloları, it dalaşları, kendi kamuoylarını manipüle etmekten başka bir şey değildir.
Her ikisi de NATO üyesi olan bu ülkelerin BATI için de önemi çok açık bir gerçekliktir.
Son Ukrayna krizinden sonra Rusya ile karşı kutuptaki ABD ve AB arasındaki çelişkiler artarken, Amerika’nın Yunanistan ve Türkiye arasındaki sürtüşmeye yol açacak bir siyaset izlemesi mümkün değildir.
Amerika gelecekteki bir çatışma olasılığına karşı hem Türkiye’yi, hem de Yunanistan’ı kendi safında görmek istemektedir.
Yunanistan ve Türkiye haritasına bakıldığında, DEDEAĞAÇ taki Amerikan üssü, boğazdan geçmesi muhtemel Rus gemilerini etkisiz hale getirebilecek bir pozisyondadır.
Türkiye’nin herhagi bir şeklide Boğaz’da Rus donanmasına direnememesi durumunda, Amerika Yunanistan’daki DEDEAĞAÇ üssünden Rusya’ya karşı bir direniş başlatmayı hedefleyen bir strateji izlemektedir.
Kıbrıs’a Amerikan askeri ambargosunun kaldırılması olayında da Türkiye basını gerçekleri yazmamakta ısrarcıdır.
İki yıl kadar önce Güney Kıbrıs limanlarında Rus savaş gemilerinin konaklaması ve ikmal yapması gündeme gelmişti
O dönemde Amerika’lı yetkililer, Rum yönetimini uyararak, Rus gemilerine kolaylık sağlanmaması durumunda, Rumlara uygulanan silah ambargosunu kaldıracağını söylemişti.
Kısaca Amerika’nın hem DEDEAĞAÇ Üssü, hem de Rumlara SİLAH AMBARGOSUNU kaldırması, Türkiye’ye karşı değil, Rusya’ya karşı alınan tedbirlerdendir.
Zaten gerek Yunanistan’ın gerekse Kıbrıs Rumlarının Türkiye ile savaşması mümkün değildir.
Türkiye gerek ekonomik yapısı, gerek askeri yapısı ile, Yunanistan ve Kıbrıs’ı çok kısa bir zamanda etkisiz hale getirebilir.
Kuzey Kıbrıs’ta ve Türkiye’de başlatılan Güney Kıbrıs ve Yunanistan aleyhtarlığı politikaları tamamıyla iç türbinlere dönük hamlelerdir.
Zaten 2 gün önce ,İZMİR-SELANİK arasında feribot seferleri başlatılarak, iki halkın ekonomik olarak yakınlaşması ve dostluk bağlarının güçlendirilmesi teşvik edilmiştir.
Türkiye-Yunanistan gerilimini tırmandırmada, Kuzey Kıbrıs’ta statükoyu sürdürmek isteyenlerin başrolde oldukları unutulmamalıdır.
Bu çevreler, Güney’de ekmeğini kazanan insanların, orda tedavi gören hastaların, okullara devam eden öğrencilerin, bir gerilim durumunda içine düşeceği zorlukları düşünmeden düşmanlığı kışkırtmaktadırlar.
Kuzey’deki turistik tesislere gelenlerin çoğunun, Ercan yerine, Larnaka ve Baf hava alanlarını kullandıkları çok açıktır.
Kuzey ekonomisine, TL nin değer kaybından dolayı, Rumların yaptığı katkı her geçen gün artmaktadır.
Bu şartlar düşünülmeden, ırkçılığı kışkırtmak, Kuzey ekonomisinin yıkılmasını istemekle eş anlamlıdır.
Kıbrıs’ta oynanan oyunlar artık iyice açığa çıkmaktadır.Yeter ki anlamak için küçük bir çaba gösterelim.
































