BeslenmeKıbrısSağlık

Yrd. Doç. Dr. Zeybek: Salgın süresince ve sonrasında beslenme önemli






Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Yrd. Doç. Dr. Sabiha Gökçen Zeybek, COVİD-19 – Koronavirus salgını süresince ve sonrasında beslenmenin önemini anlattı:

Yrd. Doç. Dr. Sabiha Gökçen Zeybek, şunları şöyle:

Öncelikle hepimiz yeni tip korona virüsün (COVID-19) insandan insana yakın temas ile veya damlacık yolu ile bulaştığını ve bağışıklık sistemi baskılanmış veya zayıf olan bireyleri daha ciddi etkilediğini biliyoruz. Korona virus kendini ateş, öksürük ve nefes darlığı ile birlikte göstermektedir. AynI zamanda bu semptomlara ise diyare, kusma ve karın ağrısı gibi bulgular da eşlik edebilmektedir.

Yeterli ve dengeli beslenme ilkeleri her hastalığın tedavisinde ve önlenmesine anahtar rol oynamaktadır. 2020 yılında korona virus ile ilgili yapılan bir çok çalışma COVID-19 korunmak ve COVID-19 tanısı almış hastaların iyileşme sürecini hızlandırmak için bağışıklık sistemini güçlendirmeye yönelik beslenme modelinin etkisini açıkça ortaya koymuştur. Beslenmenin önemi, sağlık açısından görüşleri önemsenen kuruluşların yayınladıkları rehberler ile vurgulanmıştır. Bu rehberler bağışıklık sistemini güçlendiren ve var olan hastalıklar ile uyumlu beslenme modelinin korona virus görülme riskini ve semptomların şiddetini azaltmada önemli rol oynadığını bildirmiştir. Bu kuruluşlar tedavi adımlarını; virüsten korunmak, tedavi etmek ve tedavi sonrası nutrisyonel durumu geliştirmek olmak üzere 3 stratejik adımda bizlere sunmuştur.

Korunma stratejileri kısa ve uzun dönemli yaklaşımları içermelidir. Bu nedenle öneriler hem kısa hemde uzun dönemli önerileri kapsamaktadır. Korunma stratejileri kapsamında ilk olarak kilo kontrolümüzün sağlanması önemlidir. Zayıf  veya yetersiz beslenen kişilerde kişilerin bağışıklık sisteminin zayıflaması ile yüksek hastalık riskinin ve hastalık şiddetinin olduğu bilinmektedir. Obez kişilerde ise kas kaybının gözlenmesi ve yağ kütlesinin artışına bağlı olarak kronik hastalık riski artmaktadır. Böylelikle virüse yakalanma riskini daha yüksek hale getirmektedir. Covid-19 tanısı almış ve hastanede tedavi gören kişilerde beslenme tedavisi hastanede kalış süresini azaltmakta, tedavi süresinde oluşabilecek çeşitli komplikasyonları minimuma indirmekte ve klinik sonuçları iyileştirmektedir. COVID-19 tanısı almış ve hastaneden taburcu olmuş kişiler uzun süre tedavi altında oldukları için kas kütlesi ve fonksiyonlarında kayıplar yaşayabilirler. Bu nedenle taburcu olduktan sonra bağışıklık sistemlerini güçlü tutmaları ve beslenme durumlarını geliştirmeleri gerekmektedir.

COVID-19 riski taşıyan kişilerde bulaş riskini ve enfekte olan hastalarda hastalığın olumsuz etksini azaltmak için yeterli ve dengeli beslenme ilkelerine dikkat etmeli, vitamin ve minerallerden desteklenmeli ve/veya yeterli miktarda alınması sağlanmalıdır. Bağışıklık sistemini güçlendirmek için seçilecek besinlerin protein, lif, vitamin, mineral ve antioksidanlardan zengin olması büyük önem taşımaktadır. Bunun için ise besin çeşitliliğine dikkat edilmelidir. Bunların sağlanması için;

  • Günde en az 5 porsiyon sebze ve meyve tüketimine özen gösterilmelidir. Sebze ve meyveler her gün her öğün mutlaka beslenmemizde bulundurulmalıdır. Dayanıklı besin olarak hemen akla gelmese de alışverişlerinizde mevsimine uygun uzun süre dayanabilecek sebze ve meyvelerin alımına dikkat edilmeli ve pişirilmeye uygun miktarlarda dondurularak uzun süre tüketime hazır hale getirilmelidir. Raf ömrünü uzatmak için sebzeler yıkanmadan ve kesilmeden buz dolabında saklanmalıdır. C vitamini yönünden zengin, bağışıklığı güçlendiren narenciye grubu meyvelerin tüketimine ağırlık verilmeli ve yemeklere limon eklenerek C vitamini katkısında bulunulmalıdır. Raf ömrü uzun, dayanıklı ve bağışıklık sistemini güçlendiren lif ve minerallerden zengin kuru meyveler, bamya, patlıcan, biber, domates bu dönemde beslenmemizin önemli bileşenlerini oluşturmalıdır.

 

  • Kurubaklagil tüketiminizi artırınız. Bağışıklık sistemini güçlendirmede önemli protein ve lif kaynağı olan kurubaklagiller bu dönemde her gün tüketilebilir. Yeşil, kırmızı mercimek, nohut, fasulye çeşitleri önemli bakliyatlarımızdandır. Bu ürünleri konserve olarak tüketmekten günlük tuz alımımızın artmasını engellemek için kaçınılmalıdır.

 

  • Haftada iki kez balık tüketimine özen gösteriniz. Bağışıklık sistemini güçlendirmede ve enfeksiyonlardan korunmada bir diğer en önemli bileşen omega 3 yağ asitleridir. Balık omega 3 yağ asitleri açısından zengin kaynaktır. Ayni zamanda iyi kalite protein kaynağı olan bu ürünleri fırında pişirme yöntemleri ile tüketmeye özen göstermeliyiz.

 

  • Günlük iyi kalite protein alımına dikkat ediniz. Hastalıklara neden olan virus ve bakterilere karşı vücudun savunma mekanizmalarının görevini yerine getirmesi için her gün yeterli miktarda protein alınması gerekmektedir. Yumurta, et ve türevleri, peynir çeşitleri kaliteli hayvansal kaynaklı protein içeren besinlerdir. Bu besinlere ek olarak hem kaliteli protein içeriği hemde bağışıklık sistemini güçlendiren faydalı mikroorganizmaları bünyesinde barındıran yogurt (özellikle probiyotik takviyeli yogurt) ve kefir bu dönemin önemli besinleri haline gelmiştir.

 

 

  • Vitaminlerden D ve E vitaminleri bağışıklık için güçlü antioksidanlardır. E vitamini enfeksiyonlara karşı vücut direncini artırmaktadır. E vitamini gereksinmesini karşılamak için 15-20 adet fındık (30 g) veya 5-6 adet ceviz (30g) ve kurubaklagil tüketimine özen gösterilmelidir. D vitamini diş ve kemik sağlığı açısından önemli role sahip olsada bağışıklık sistemi üzerindeki olumlu etkileri yadsınamayacak kadar fazladır. Besinlerde bulunmayan bu vitaminden faydalanabilmek için mümkün olduğunca güneş ışınlarından yararlanılmalıdır.

 

  • Günlük yeterli miktarda su tüketimine özen gösteriniz. Su tüketimi, vucut ısısını dengede tutmamıza, vücut fonksiyonlarının düzenli çalışmasına ve vücuttaki toksinleri atmamıza yardımcı olarak enfeksiyonlara yakalanma riskini ve/veya hastalık şiddetini azaltacaktır. Günlük su tüketiminiz 1.5 – 2 litrenin altına düşmemelidir.

 

  • Tüketilmesi önemli olanlar kadar kaçınılması gereken besinlerde bu dönemde oldukça önemlidir. Bu dönemde tüketilmi sınırlandırılması gereken yiyecek ve içecekler, kan şekerini hızla yükselten şeker ve şekerli yiyecek ve içecekler, beyaz ekmek de dâhil hamur işi ürünler, işlenmiş et ürünleri, aşırı tuz içeren besinlerdir (hazır soslar, cips gibi tuzlu ürünler, patlamış mısır, tuzlu kurabiyeler, vb.). Enerji içeriği yüksek alkollü içeceklerin de vitamin, mineral emilimini olumsuz etkileyebildiği ve uyku problemlerine yola açabildiği için tüketimi mümkün olduğunca sınırlı olmalıdır. Ayni zamanda bu besinlerden kaçınmak evde kalış süremizin fazla olduğu bu dönemde kilo kontrolünün sağlanmasına destek olacaktır.

Tabiki beslenme önerilerini artırmak mümkün. Bu nedenle genel olarak tüm önerilere uyum sağlayabilmek için sağlıklı tabak modeline dikkat edilmelidir. Sağlıklı tabak modeli çerçevesinde her ana öğünde tabağın bir çeyreği sebzelerden, diğer çeyreği tam tahıl ürünlerinden ve kalan yarısının eşit üç parça halinde meyvelerden, yüksek proteinli besinlerden (kurubaklagiller, et, yumurta, balık, tavuk, yağlı tohumlar, vb.) ve süt ürünlerinden (süt, yoğurt, ayran, peynir vb.) gelmesi önerilmektedir. Beslenme ilkelerinin yanı sıra hijyen kurallarına, uyku düzenine ve fiziksel aktivite düzeyimize bu dönemde dikkat etmemiz optimal sağlık hedefimize ulaşmamızı sağlayacaktır.








Başa dön tuşu