Başbakan Yorgancıoğlu bir ay sonra yoktur…
Ben söylemiyorum, kendisi açıkladı…
Partisi Kurultay yapacak ve Sayın Yorgancıoğlu da aday olmayacak.
Görünüşe göre parti başkanlığına Mehmet Ali Talat gelecek. Talat milletvekili olmadığından, başka bir milletvekili Başbakan olacak.
Dediğim gibi şunun şurasında bir aydan kısa bir zaman var…
Bu durumda olan bir Başbakan’ın, giderayak bürokratları görevden alması, yeni atamalar yapması ne kadar etiktir..?
Önce kendine bağlı çalışan Başbakanlık Müdürü’nü taltif ederek, Denetleme Kurulu Başkanlığı’na getirdi. Bu da, diğer atamalar da pekala bekleyebilirdi…
Diğer yandan, bugüne kadar sorunsuz çalıştığı BRT Müdürü’nü görevden almak için Yönetim Kurulu’na yazı yazdı…
Ne oldu ki, hangi yumurta kapıya dayandı..?
Aldığımız duyumlara göre, kendine yakın birini de BRT Müdürlüğü’ne getirmeye hazırlanıyor.
Üstelik de bir ay sonra partisi yine iktidarı elinde bulunduracakken, böyle bir atama akla iki ihtimali getiriyor.
Birincisi, Yorgancıoğlu son günlerinde birilerine kıyak yaparken, birilerinden de anlamadığım bir şekilde intikam alıyor…
Diğer bir olasılık, gelecek dönem için yapılmış bir ön pazarlık olabilir. Yani “Atamaları ve görevden almaları sen yap, biz tepki çekmeyelim”. Sokakta çok tartışılan bu seçenek, teoride bir ihtimal olsa da, pratikte bana inandırıcı gelmiyor…
Bir kere yeni gelen kendi ekibini oluşturmayı isteyecektir. Diğer taraftan, zaten başarısız olduğunu kabul ederek istifa eden biri, bir kez daha böylesine şaibeli kararları başkaları için neden üstlensin.
Onun için bu kararlar, Sayın Yorgancıoğlu’nun keyfi kararlarıdır…
Yaptığı bu son icraatlarla, “tek seçici” olduğunu göstermek istemiş, partisini de, arkadan gelecek ekibi de hiçe saymıştır…
Ve bunların hem kendisi, hem de partisi açısından pozitif değil, negatif sonuçları olacaktır.
Ayrılmasına kısa bir süre kalan Başbakan’ın bu şekilde inisiyatif kullanması asla kabul edilemez.
Böylesi bir kararda asla iyi niyet ya da gereklilik aranmaz. Gereği varsa bile, bunu yeni yönetime bırakırsınız. Bu aynı zamanda saygının da gereğidir, devlet adamlığının da.
Yani elinizde o yetki var diye keyfi hareketler yapamazsınız…
Bir kaç haftaya CTP’nin sade bir milletvekili olacak olan Özkan Yorgancıoğlu’nun, şu anda kurultay için istihdam yapan İrsen Küçük’ten bir farkı kalmamıştır…
Devletin ensesinden rant değilse bile, yandaşa kıyak yapılmaktadır…
Atanan kişiler o mevkileri hak ediyor dahi olsalar, atamaları, bu şartlarda sonuna kadar tartışmalıdır…
Biliyor musunuz, vatandaş hükümet icraatlarını çok fazla yakından takip etmese de, bu gibi çıkışları mutlaka bir kenara yazıyor…
Ve bunlar da sonuçta muhalefetin “erken seçim” çığlıklarına bir kamuoyu desteği olarak geri dönüyor. Her dönem böyle olmuştu, yine öyle gibi görünüyor…
Keşke yapmasaydı, keşke aklımızda o istifa büyüklüğünü gösterdiği gibi kalsaydı…
YERİN KULAĞI VAR
KEŞKE DÜRÜST OLSAYDI:
Başbakan Yorgancıoğlu giderayak kelle almaya devam ediyor. Sıra BRTK Müdürü Mete Tümerkan’a geldi anlaşılan. Ancak, bilmem hangi madddenin hangi bendine “aykırı davranışlarda bulundu” gibi hayali bahneler üreteceğine, çıkıp açık açık, “bana yakın isimler benden sonra mağdur olmasınlar diye, onlara makam ayarlıyorum” diyebilseydi, o zaman çok daha saygı duyardım…
TÜZÜK YETMEZ, SİSTEMİ DEĞİŞTİRİN:
UBP Tüzüğü taslağında, Siyasi Partiler Yasası’yla yapılamayan değişikliği yapmaya çalışıyor. Kurultayda başkan adayı olabilmek için, son genel seçimde, partiden milletvekili seçilmiş olma şartı geliyor. Siyasi partilerle ilgili yasanın sakat olduğu ortada. Bu sakatlık da sadece bir partinin sorunu değil. Herkes için geçerli. Üstelik bu iş bazıları için ranta dönmüş durumda. Önünü kesmenin tek yolu, yasayı değiştirmek. Hem de sadece başkan adaylıklarını sınırlamak değil, parti değiştirmek tümüyle yasaklanmalı. İlla da gidecekse, milletvekilliğini de bıraksın. Madem UBP de bundan rahatsız, komite çalışmalarına hız verilsin, Yasa değişsin. Aksi bir durum sadece, bazılarının önünü kesme anlamına gelecektir ki, bunun da ne kadar iyi niyetle yapıldığı tartışılır… Unutulmasın ki, şu andaki başkan da o partiden transferdir…
ŞEFFAFLAR VE ŞEFFAF OLMAYANLAR:
Kudret Özersay, Sibel Siber’den sonra, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı da seçim harcamalarını açıkladı. UBP, DP veya Derviş Eroğlu’ndan hala ses yok. Diğer yandan, seçimler sırasında en çok eleştirildiği mal varlığını, bir TV programında okuyarak geçiştiren Eroğlu’nun, devlete resmi bir kayıt bırakıp, bırakmadığı da merak konusu…
VARSIN BEKLESİN:
Hükümet ha değişti, ha değişiyor. Buna karşın bir yandan da yasalar geçiyor. En ciddi konularda, mesela Vatandaşlık Yasası, mesela Kamu Görevlileri Yasası’nda yapılacak köklü değişiklikler… Bu kaos ortamının hükümeti hiç de hoş hatırlanmayacak. O nedenle, varsın biraz daha bekleyelim de, yasaları da gelecek olanlar geçirsin. Çünkü “Hükümet olamadık” diyen Başbakan Yardımcısı’nın, başarısızlığı kabul eden Başbakan’ın Meclis’e getirdiği Yasalara da güvenim yok artık…
SÜRPRİZLERE AÇIK:
CTP’nin 14 Haziran’da yapılacak kurultayında PM için yüz kusur kişi müracaat etmiş. Bunlar arasında yıllardır bu görevleri yapanlar kadar, yeni isimler de var. Herkes pozisyonunu almış durumda. Bazı önemli isimlerin liste dışı kalması için çalışmalar başladı bile. Sizin anlayacağınız 14 Haziran kurultayında birileri isimler hayal kırıklığı yaşayabilir…
KİMSENİN SESİ ÇIKMIYOR:
Başbakan eski yardımcısı Serdar Denktaş’ın sürpriz istifası ve istifa nedenlerinden biri olarak, Türkiye Yardım Heyeti’ni sorumlu tutmasının ardından, yer yerinden oynayacak diye düşündüm ama, bakıyorum da bu konuda kimsenin söyleyecek bir şeyi yokmuş. Hiç olmazsa, “Bu memleket bizim platformu” nun söyleyecek sözü olur sanmıştım ama, herkes sessiz kalmayı tercih etti. Acaba bu işin arkasında benim göremediğim başka birşey mi var, yoksa söyleyen Serdar Denktaş olduğu için mi böyle oluyor dersiniz…
ZİRVEDEKİLER
Ahmet Okan: “Düzene uymak iyi bir şeydir. İnsanların belirli kurallarla ahenk içinde yaşamasını sağlar.
Ki, hukuk tarifi de beş aşağı beş yukarı budur. Fakat bizim cemaatimiz kendisini düzene fazladan kaptırmıştır. Eşekli dönemde de, Mercedes’li dönemde de”….
DİPTEKİLER
İcraat Beklentisi: Bir süre önce UBP için “Ana Muhalefet Yok Hükmündedir” demiştik. UBP Genel Başkanı’nın, muhalefet yapma adına tuhaf kabadayılıklar sergilemesi üzerine yapmıştık bu değerlendirmeyi. Şimdi de, “hükümet yok hükmündedir” sözü “cuk” oturacaktır. Ortaklardan ikisi de ayrılma noktasında, biz de her Allah’ın günü saf saf, “şunu da yapsanız, bunu da yapsanız” diye icraat beklemekteyiz… Bence esas dipte olan, onların ne yapıp ne yapmadığı değil de, vatandaşın hala ölü gözünden yaş beklemesidir…
































