Benim için sürpriz oldu.
Mehmet Çağlar’ın aday olmasını bekliyordum açıkçası…
Ama Asım Akansoy’un aday olmasını beklemiyordum.
Hoş, genel sekreterliğe aday olmasını da beklemiyordum ama…
Özkan Yorgancıoğlu’nun “onunla çalışmak istiyorum” demesine rağmen, Parti Meclisi’nde Teberrüken Uluçay’a karşı aday olmuştu.
Özkan Yorgancıoğlu’na ilk tepki de buradaydı.
Daha önce de yazdım…
Asım Akansoy’un genel sekreter seçilmesi, Özkan Yorgancıoğlu’na “herkesi kucakla, kendi ekibinde ısrar etme” mesajıydı.
Özkan Bey bunu anladı mı?
Emin değilim.
Kurultayda Ömer Kalyoncu’nun çekilmesinin ardından, Mehmet Çağlar, “İkinci turda benimle yarışması gerekir” diyebilirdi…
Demedi…
Bu yolu Yorgancıoğlu seçti
Özkan Yorgancıoğlu, parti genel başkanı olmasının ardından “herkes ile birlikte yürüme” fikrini sevmedi, sevemedi.
Israrla, “1- 2 dönem parti başkanlığı yaparak gençlere devretme” projesini sıcak tuttu.
“Bıyıklılar” tartışmalarını da…
“Dinozorlar” tartışmalarını da aslında, “Yorgancıoğlu partiyi bize devredecek” beklentileri ateşledi.
Özkan Yorgancıoğlu, “kurultayın ertelenmesine” olanak tanınmasında da…
Dağılan MYK’nın ardından yeni bir MYK oluşmasında da kendisine destek veren, “KÖGEF” ekibinin desteğini doğru algılamadı.
Seçim propaganda sürecinde de…
Seçim sonrası hükümet kurma görüşmelerinde de…
Kabine oluşumunda da…
“Partiyi devredeceğim” dediği ekiple yürümeyi seçti.
Bakanlar Kurulu oluşumu ve ardından yaşanan bürokrat atamaları da sorun oldu.
Üzerine bir de parti içinde başlatılan “eskiler- yeniler” tartışması Özkan Yorgancıoğlu’nu iyice yalnızlaştırdı.
Yaşananlara da şaşıyorum
Özkan Yorgancıoğlu ile daha önce çalıştım. Ötesinde de kendisini yıllardır tanıyorum.
Son derece vefalı ve anlayışlı birisi.
Vefalı olması da kendisini daha anlayışlı ve herkesi kucaklayıcı yapar…
Ama nedendir bilinmez?
CTP içerisinde Özkan Yorgancıoğlu, “Soyer- Kalyoncu” baskısından mıdır bilinmez…
Kucaklayıcı olma noktasında yetersiz kaldı.
Akansoy’un adaylığı nasıl gündeme geldi?
Ömer kalyoncu, son yapılan PM toplantısında, kürsüye çıkmasa da, olduğu yerden, “aday olmayacağını” söyledi.
PM üyeleri de bunu duydu.
Ferdi Sabit Soyer de aday olmayacağını zaten deklare etti.
Ötesinde, “kurultayı değil, icraatları tartışalım” dedi.
Peki, Akansoy nasıl gündeme geldi?
Tam da bu noktada.
Özkan Yorgancıoğlu’nun kucaklayıcı olmadığını düşünen birçok isim, “yeni bir aday” arayışına girdi.
Kalyoncu aday değilse…
Soyer aday değilse…
Kim o zaman?
Bu soruya yanıt arayanlar, Asım Akansoy’a yöneldi.
Akansoy gizlemedi
.jpg)
Dün öğleden sonra, Asım Akansoy’a telefonla ulaştım.
“Bu resmi bir telefon konuşması olacak” uyarımı yaptıktan sonra da , “aday olup olmadığını” sordum…
Önce şaşırdı…
Kendisine, “adaylık için zemin yokladığını duyduğumu ve bunu teyit etmek için aradığımı” söyleyerek, üsteledim.
Akansoy, “aday değilim” demedi.
“Sorumlulukları” olduğunu hatırlatarak, bir süreden buyana “uyumsuzluk ve uyumsuzluğun yarattığı bir huzursuzluk” olduğunu vurguladı.
CTP içerisinde özellikle son dönemde “eskiler” denilerek bir dışlama yaşandığına dikkat çeken Akansoy bunu kabul etmeyeceğini belirtti.
Üç noktada hassasiyeti olduğunu belirtti ve şöyle sıraladı:
1- Partinin bir an önce örgütsel anlamda yeniden yapılandırılması,
2- Siyasi anlamda programının gözden geçirilmesi ve yenilenmesi,
3- Kimsenin dışlanmaması ve ötekileştirilmemesi, birlik ve bütünlüğün sağlanması.
Özellikle bu üç başlık, aslında “adaylık manifestosu” gibi bir noktada.
Akansoy, son cümlesinde ise, “adayım demiyorum ama adaylık için kapıyı kapalı tutmuyorum” ifadesini kullandı.
Bu da gösteriyor ki, Akansoy, bir süreden bu yana, geniş bir ekiple çalışıyor.
Kalyoncu ve Soyer aday olmayınca…
“Meydanı boş bırakmamakta” kararlılar…
Aman ha…
UBP Kurultayı’ndan çok çektik.
O kadar yerlerde süründü ki siyaset…
İktidar partisi CTP şimdi kurultaya gidecek.
CTP iktidarda olmasına rağmen, “seçimli bir kurultay” yaşanacak.
UBP’nin kurultayı hafızalarda…
CTP’nin benzer şeyler yaşayacağını düşünmüyorum.
Örneğin vekiller açıkça taraf olmayacak.
Adaylar gazete ilanları ile TV programları ile ve gazete röportajları ile birbirine saldırmayacak…
Beklentim bu yöndedir.
Yıpranan siyasete saygı anlamında CTP’nin geçireceği bu süreç çok önemlidir.
Aman ha…

Yurt dışına çıkışını yasaklayın!
Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Sertoğlu ile ilgili ciddi bir karalama kampanyası başlatıldı, devam ediyor.
Benzer şekilde destek de var.
Hükümetin CTP kanadı bu konuda suskun…
2’nci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat destek verdi. Talat, “Ben Cumhurbaşkanı ile fırsat vardı ancak bütünlüklü çözüm de kapıdaydı. Şimdi bütünlüklü çözüm olasılığı yok. Sertoğlu ve ekibi sonuna kadar gitmeli” dedi.
Eski başbakanlardan Ferdi Sabit Soyer ise, “Hasan Sertoğlu görüşmesin diyenler, Fenerbahçe ve Trabzon uçağı Larnaka’ya inerken, gidip piste yatsalardı, engelleselerdi. Sertoğlu görüşmelere devam etmeli” dedi.
Mevcut Başbakan Özkan Yorgancıoğlu ise henüz “icranın başı” olarak açıklama yapmadı. Bu sessizliğini, “destek” olarak algılasam, fazla saf olur muyum?
Başbakan yardımcısı ve sporun patronu Serdar Denktaş ise görüşmelere karşı. Ötesinde de “nasıl görevden alırız?” diye kafa da yoruyor.
5 Kasım’a bir şey kalmadı…
Ekip hafta başı yola çıkacak, Zürih’e gidecek…
Cumhurbaşkanlığı sözcüleri de görüşmelere karşı…
Belli ki Cumhurbaşkanı da görüşmelerin devamından yana değil…
Peki ne olacak?
“Hasan Sertoğlu ülke adına uluslararası görüşme yapamaz, karar alamaz” deniyor…
Özerk futbol federasyonu başkanı uluslar arası görüşme yapamaz öyle mi?
Oldu olacak, yurtdışına çıkış yasağı da alın…
Hiç gidemesin…
































