Konu malum…
Dün kaleme aldım…
“CTP’ye yönelik vergi affı yaptı ve kasasına para koydu” suçlamasına, Başbakan ve CTP Genel Başkanı Özkan Yorgancıoğlu’nun bir cevabı olup, olmadığını sorguladım.
Dün bir araya geldik.
Kendisi davet etti. Ben de icabet ettim…
Yaklaşık bir saat konuştuk…
Elbette konu “vergi affı” ile ilgili yasadaydı.
Başbakan, “Vergisi affedilecek” denilen şirketlerin, tam da bu yasa ile “vergi ödeyecek” noktaya geldiğini söylüyor. Yani bu para devletin kasasında zaten yoktu, şimdi belli bir indirimle alınacak.
Ama ötesi var ki, Sayın Başbakan o noktaya dikkat çekiyor.
“Küçük esnaf… Hem de yüzlercesi bu yasaya destek verdi. Biz bunu gördük ve küçük esnafın sorununa çare ürettik…”
Ve dikkati şu noktaya çekiyor:
“28 belediyenin alacakları bu yasayla düzenlendi… Vakıflar İdaresi’nin alacakları bu yasayla düzenlendi… Kayıt dışı kalan araçların kayıt altına alınması da bu yasa kapsamında düzenlendi…”
Ötesinde, “anapara” vergi borcuna da af gelmedi. Af, uygulanan faize geldi.
Başbakan’ı en çok üzen nokta, “CTP para aldı” denmesi.
Bunları “maksatlı” buluyor.
Ve ekliyor:
“CTP’nin geleneklerinde atılmaya çalışılan bu çamur yoktur. CTP’nin aklına dahi gelmeyen, birilerinin karalama kampanyası olmamalı. Yasayı okumadan, uygulamayı bilmeden peşin hüküm vermek, doğru değildir. Bu mantıkla bakılacaksa, hükümetlerin yasa yapmaması gerekir. Beni mutlu eden, yüzlerce esnafın bu yasaya verdiği destektir…”
***
“Alo ben Ömer” ve sonrası…
Başbakan: Özkan Yorgancıoğlu
İçişleri Bakanı: Dr. Ahmet Gülle
Maliye Bakanı: Zeren Mungan
Dışişleri Bakanı: Özdil Nami…
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı: Teberrüken Uluçay
Sağlık Bakanı: Dr. Abbas Sınay
Tarım Bakanı: Önder Sennaroğlu
Şaşırdınız değil mi?
“Alo ben Beşir” vakasını bilirsiniz…
Bir de, “Alo ben Ömer” vakası var…
Genel seçimler biter…
Abbas Sınay Girne’de ilk sırada çıkar…
Ömer Kalyoncu ise dört…
Abbas Sınay bunu “övünç” meselesi yapar…
Girne’de, “Özkan Bey’in kurultaydaki en büyük rakibini az kalsın sandıkta bırakıyordum… Vekilliği zar zor kazandı. Herhalde, kabinede ben yer alırım” der…
Bu Kalyoncu’nun kulağına gider…
Kalyoncu bunu sineye çekmez…
CTP MYK, kabinenin açıklanmasından bir gün önce toplanır.
Başbakan Özkan Yorgancıoğlu, CTP MYK’ya, kabinede çalışacağı isimlerden bahseder…
CTP MYK’dakiler de görüşlerini söylerler…
“Biz, yetkimizi size devrediyoruz. Çalışabileceğiniz isimleri siz seçin, sorumluluklarını da siz yüklenin…”
Kabineyi kurma görevini alan Özkan Yorgancıoğlu’nun kabinesi, bir şekilde medyaya sızar…
Bir akşamüstü… 6200 Havadis Haber Paketi, yukarıda yazdığım kabine üyelerini, “İŞTE CTP’nin BAKANLARI” diye verir.
Ertesi sabah, Başbakan Özkan Yorgancıoğlu, kabinesini Cumhurbaşkanı’na sunar…
Kabinenin açıklanan isimleri beklenenin aksinedir…
Başbakan: Özkan Yorgancıoğlu
İçişleri Bakanı: Teberrüken Uluçay
Maliye Bakanı: Zeren Mungan
Dışişleri Bakanı: Özdil Nami…
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı: Aziz Gürpınar
Sağlık Bakanı: Dr. Ahmet Gülle
Tarım Bakanı: Önder Sennaroğlu
Perde gerisi aralanır…
Burada devreye Ömer Kalyoncu girer…
Başbakan Özkan Yorgancıoğlu’nu arar ve “Seçimlerde tercih çalışan bir CTP’linin yani Abbas Sınay’ın kabinede yer alması halinde, bunu bir kriz nedeni” olarak kabul edeceğini söyler.
Bu “üstü kapalı rest” Başbakan tarafından görülür…
Sınay kabine dışında kalır…
“Girne’nin en çok oy alan vekili” kabinede yoktur…
Hatta CTP’den Girneli kabine üyesi de yoktur.
Abbas Sınay’ın, “İtibarsızlaştırıldım” dediği olay budur…
Devamında, Girne İlçe Başkanlığı’nı “vekil” olmayan Erkan Emianağa’ya kaybeder…
“Üzüldüğü” nokta da budur…
Vekiller “arzuhalci” mi?
Ve kendi dediği gibi de, “Hiçbir bakana istediğimi yaptıramadım…”
İşte bu tuhaf…
Tuhaf, çünkü vekillerin, “iş takibi” gibi bir görevi yok.
“İstediklerim yasal” dese de…
“Doğal yollarla vatandaşın yapamadığı hangi işi vekil halleder?”
Hani demek istemiyorum ama…
“Zorlu Töre’nin istifası ile Sınay’ın istifa gerekçesi arasında fark nedir?”
Gerekçe aynı, sadece Sınay vekillikten de istifa ederek, erdemli, onurlu bir davranış sergiledi…
Bu bir tarafa ama…
“İstediğim hiçbir şeyi bakanlara yaptıramadım” demesini yadırgadım…
Sayın Sınay, “arzuhalciliği” kendisine yakıştırmamalı ve bunu bir “istifa gerekçesi” olarak sunmamalı…
“Kirlendi” dediği bu ortamda, “neyin kirlendiğini” söylemedi…
Ama “İstediklerimi bakanlar yerine getirmedi” diyebildi.
İsteyen temiz ama yapmayan kirli?
Soru çok…
Sayın Sınay, “sırları” ile muayenehanesine gitti…
































