Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bûselik makamında bir yazı

Karl Mark’sı eleştirmek mümkündür.

Olumlu ya da olumsuz.
Kapital falan.
Emek, iş, sermaye.
İşçi sınıfı filan…

Yüzyıl öncesine bakarsınız, bir de şimdiki duruma.
Her şeyde hayli değişiklik olduğu zaten görülür.

İşçi sınıfı dersiniz, karşı çıkmak da, benimsemek de mümkün.
Kapitalizm dersiniz, sempati duymak ya da içselleştirmemek mümkün.
Bir sürü argüman ileri sürülebilir.
Ucu da yok…

Filozoflar da eleştirilebilir.
Aristo, Platon ve saire.
Devlet, adalet görüşleri falan.
Her şey söylenebilir.
Ne söylenirse, karşılığı da bulunur…

Ama Zeki Müren’i eleştirmek bunları eleştirmekten daha zordur!
Makam bilmek şart.
Nihavent, kürdili hicaz, suzinak makamı falan.
Ya da bir senfoni müziğin eleştirisine kalkışmak zor meseledir.
Notadan, armoniden, enstrümanlardan anlamak gerekiyor…

Hayatında klasik müzik dinlemeyen birinin sırf protokolde yeri var diye gidip Fazıl Say dinlemesi onun bu işten anladığını göstermez.
Dinlerken papyonu ya da kravatı titrer.
Ama haz duyabilir elbet.
Müzik ruha hitap eder nasıl olsa.
Önce arabesk dinleyip ardından Bethooven’ın 9. Senfonisini dinlemek de mümkün.
Bu, humusu ekmek kadayıfı ile birlikte yemek gibi olsa da midesi kaldırana…

Birçok anlayış değişir zaten.
Değişmezse sorun var.
Emek en yüce değer dersiniz.
Lakin AİHM kurarlar.
Yani, insan onuru en yüce değer kabul edilir.
Kim, Avrupa Emek Hakları Mahkemesi kurdu ki?!

Doğan Harman bir dönem gazetesine “Biz Küçük Türkiye’yiz” sloganını yazmıştı.
Gazete başlığının altına.
Kınanıyordu.
Pek tutulmuyordu bu çıkış…

Türkiye’de sandıklar açıldı.
KKTC’de 6 bin 800 oy kullanıldı.
Oranlar şöyle:
RTE: Yüzde 55.16
İhsanoğlu: Yüzde 36.54
Demirtaş: Yüzde 8.3

Türkiye genelindeki durum da beş aşağı beş yukarı böyle.
İçimizde bir “Küçük Türkiye…”

O hicâz şarkı unutulmaz:
yalan değil / pek kolay olmayacak unutmak / öyle zor ki seni içimden atmak …

Keşke siyasetin de makamları olsaydı.
Bûselik makamında solculuk, ya da muhayyer makamında sağcılık.
Neticede makamlar öğrenilebilir.
Öğrenince, kimin makamı doğru dürüst bildiği daha kolay anlaşılmış olurdu.
Bu düzeyde olan kitleler, daha iyi denetlemiş olurdu siyasetçileri…

Ama siyaset böyle değil.
Mahalleliye sokak lambası taksanız, yeterlidir.
Tasarruflu lamba.
Siyasettir.
Minnettar kalır vatandaş.
Makamına bakmaz…

İçimizde küçük Türkiye…

Bûselik makamında Azeri bir şarkı:
Fikrimden geceler yatabilmirem,
Bu fikri başımdan atabilmirem
Neyleyim ki sene çatabilmirem…