Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

YÖNETİCİLERİMİZ SAYESİNDE

Ambargolar kalksın…
Kalksın.
İzolasyonlar son bulsun…
Bulsun.
Mağusa Limanı uluslararası deniz ticaretine açılsın…
Açılsın.
Bunları yapmayanlar kahrolsun…
Kahrolsun.
Peki, Mağusa Limanı’nı bu hale getirenler ne olsun?
Hiçbir şey olmasınlar, bilakis peşkeşlerine devam etsinler ve zevk-ü sefa sürsünler.

      ***

2004 referandumları sonrası, Kıbrıs Türkü’nün dünyadan topladığı sempati ve çözümcü olmanın dinamiği ile “Mağusa Limanı açılsın” politikasının fiiliyatta çöktüğünün tekmili birden belgesiydi Havadis’te son üç gündür yayınlanan haberler.
Düşünün ki Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti son 10 yıldır resmi politikalarını Mağusa Limanı’nın açılması üzerine bina ettiler.
Her yerde ve her platformda, özellikler Birleşmiş Milletlere ve Avrupa Birliği’ne durmaksızın ve durmaksızın “Mağusa Limanı açın” denildi.
Sonuca bakar mısınız?
Bütün dünyanın gözüne soktuğumuz liman pislikten geçilmiyor.
Halk sağlığını tehdit ettiği için sık sık şehirde yaşayanlar tarafından protesto ediliyor.
En basit hizmetleri bile ağır aksak veriyor.
Güvenliği yerlerde sürünüyor.
Neredeyse dünyanın en pahalı limanı unvanı alacak ve bu açıdan vatandaşlara eziyet çektiriyor.
Son olarak da peşkeş çekiliyor.
Asgari ücretle geçinenler “yatırımcı” olarak hisse sahibi yapılıyor.
Haberi olmayanlar işin içine dahil ediliyor.
Mısır’dan İskandinav ülkelerine gönderilecek kum(tuz) gibi şüpheli bir ticaretin transit yerine dönüştürülmeye çalışılıyor.
Üstelik, Akdeniz’deki sigara kaçakçılığının baş şüphelisi olma özelliği ortada dururken bunlar yapılıyor.

      ***

Kıbrıs Türkü, Kıbrıs sorunundaki tezlerinin önemli bir argümanı olan Mağusa Limanı’nın Avrupa Birliği normlarında geliştirilmesini beklerken, Mağusa Limanı’nın peşkeşine tanıklık ediyor.
“İzolasyonlar kalksın, Mağusa Limanı açılsın” nutukları adeta peşkeşe perdeye dönüşüyor.
Bu da her türlü inancı ortadan kaldırıyor.
İnancını kaybetmiş bir halk uçurumun eşiğinde demektir.
Yöneticilerimiz sayesinde…