Köşe Yazarları

Yolun sonu mu?

Erdoğan Özbalıkçı yazdı




Ekim ayı, gelir gelmez,  önemli çelişmeleri de görünmeye başladı.

Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki çatışmalar, Ermenistan’ın Azerbaycan’a ait Dağlık Karabağ bölgesini işgalini sürdürmesinden kaynaklandı.

Bu çatışma derinleştikçe, bunun uluslar arası siyasi yansımaları da olacaktır.

Kıbrıs Sorunu da, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki savaştan mutlaka etkilenecektir.

Tayyip Erdoğan, Azerilere ait topraklardan Ermenilerin mutlaka çekilmesi gerektiğini savunurken, Doğu Akdeniz’de sınırı olan ülkelerin bir araya gelerek, KAZAN-KAZAN politikasına göre aralarındaki sorunları hakça çözmeleri gerektiğini açıkladı.

Doğu Akdeniz’deki ENERJİ ÇATIŞMALARININ  hakça  ve ADiL bir şekilde neticelenmesi için gerekli birinci adım, Kıbrıs Sorununun çözümlenmesidir.

Türkiye gerek Annan Planı çerçevesinde gerekse Montana sürecinde, Kıbrıs Sorununu, her iki tarafın kazanacağı şekilde çözmek için, çok uğraştı.

Rum tarafı ise zamana oynama siyasetiyle, belirli kazançlar elde edebileceğini ve ENERJİ SAVAŞLARINDA , Türkiye’ye rağmen bir şeyler yapabileceğini düşündü.

Rum tarafının, bir adım önünü göremez politikaları nedeniyle, Türkiye Doğu Akdeniz’e, ENERJİ ARAMA GEMİLERİNİ göndererek, gerekirse güç kullanabileceğini herkese ilan etti.

Kuzey Kıbrıs’ta Ekim ayı içerisinde Cumhurbaşkanlığı seçimi sonuçlandırılacaktır.

Kuzey’deki seçimin hemen ardından, BM GENEL SEKRETERİ Garantör ülkeler ve Kıbrıs’ın iki tarafının liderlerini gayrı-resmi bir toplantıya davet edecek ve sonuç alıcı, zaman bakımından sınırlı görüşmeleri başlatacaktır.

Türkiye, Kıbrıs Sorununda Kıbrıs Türklerinin çıkarlarının mutlaka savunulmasını ve enerji konusunda, Kıbrıs Türklerinin çıkarlarını sonuna kadar savunacağını açıklayarak, Rumların, ZAMANA OYNAMA siyasetlerini şimdiden yenilgiye uğratmıştır.

Masaya gelecek tarafların, artık masadan kalkma cesareti olamayacaktır.

Rumların masayı terk etmesi durumunda, adadaki Türkiye etkisi alabildiğine güçlenecektir.

Tayyip Erdoğan, Salı günü AB’ye yazdığı mektupla, AB ile olan ilişkilerini en üst düzeye getirmek istediğini  açıklıkla ifade etmiştir.

Türkiye ekonomisi, dış çelişmelerin etkisiyle, dövizin sıkı baskısı altına girmiştir.

İngiliz paundu 10 TL yi, Euro 9 TL  yi geçerek, Türkiye ekonomisini zorlar hale gelmiştir.

Halk hızla fakirleşirken, Türkiye, Kıbrıs, Yunanistan, Suriye, Libya, Orta Doğu’da yaşayan Kürtler ve İsrail ile çatışma noktasındadır.

Azerbaycan olayları da Türkiye’yi derinden etkilemektedir.

Türkiye Rusya ile iyi ilişkiler kurmak isterken, Suriye’de, Libya’da, Azerbaycan’da  bu iki güç çatışma halindedir.

Türkiye’nin bölgesel bir güç olmasını istemeyecek ana güç Rusya olacaktır. Zaten dikkatli gözler, bu çatışmanın şiddetlenme yönünde olduğunu görebilmektedir.

Türkiye, AB ile iyi ilişkiler geliştirmesinin, Doğu Akdeniz’deki enerji savaşlarında kendisini güçlendireceğinin de farkına varmıştır.

Dış çelişmeler, Türkiye ile Almanya’yı da iyice yakınlaştırmıştır.

Almanya’nın da , Türkiye’nin de Doğu Akdeniz ve Azerbaycan’ın ucuz enerjisine ihtiyaçları artmaktadır.

Bu çelişmeler Kıbrıs Sorununu  da yolun sonuna getirmektedir.

Ekim ayının ortalarından itibaren, bu daha da belirgin hale gelecektir.







Başa dön tuşu