Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Yolcudur Abbas bağlasan durmaz

Geçen seçimlerde dünyayı yanıltmış, anket düzenleyen firmaları yalancı çıkarmıştı. Bu defa da aynısını yapacağını iddia ediyor. Tarih arkasında olduğu için de kimse kendisine “saçmalıyorsun” diyemiyor.

Birkaç gün içinde Amerika’da cumhurbaşkanlığı seçimleri olacak. Aslında bazı eyaletlerde senato seçimleri de olacak. Ama kimse onlardan söz etmiyor. Varsa da cumhurbaşkanlığı yoksa da cumhurbaşkanlığı. Hele de söz konusu Donald Trump ise.

Anketler, rakibi Joe Biden’i önde gösteriyor. Bazı eyaletlerde birkaç puandan bazı eyaletlerdeki 16 puana kadar. Ne var ki Amerika’daki seçim sistemi bir tuhaf. Geçen seçimlerde rakibi, kendisinden 3 milyon dolayında daha çok oy almış olmasına rağmen başkanlık koltuğuna Trump oturdu. Bu nedenle Cumhuriyetçiler bu rakamlara güvenip sevinemiyorlar.

Gerek kendisi gerekse Beyaz Saray personelinden epey insan Kovit-19’a yakalanmış olmasına rağmen, bir inat, bir murat, yüzüne bir maske takmak sorumluluğunu duymuyor. Delikanlı adam maske takıp yüzünü örtmezmiş. Erkeğe maske yakışmazmış.

Trump’ın seçim propagandasını yürüten uzmanlar ekibinin son günlerde yayınladığı bir broşürde cumhurbaşkanının başarıları sıralanmıştır. Önde gelen başarılarından biri de Kovit-19 virüsünün üstesinden gelinmiş olmasıymış. (Bu bana Maliye Bakanı Albayrak’ın övünmelerini anımsattı. Türkiye, üretimde dünya ikincisiymiş. Devalüasyon da Türk şirketlerini rekabetçi bir konuma getiriyormuş. Vallahi, bunlar beni zerre kadar ırgalamaz. Ben cebimde eriyen paraya bakarım. Birkaç ay önce markette 100 TL’ye aldığım mal için bugün 300 TL ödemek zorunda kalıyorum. Gerisi fasa fiso.)

Kovit-19 konusunda Amerika birinciliği kimseye kaptırmadı. Virüse yakalananların sayısı 9 milyonu aşmış, virüsten ölen insan sayısı ise 230 bin civarında. İşin ilginç yanı, ölenlerin çoğu ya Afroamerikalı ya da Latino’dur.

Bu garibanlar fakirdir, arkaları yoktur. Birçoğunun sağlık sigortası bile yaptıracak maddi gücü yoktur. “Melekler diyarı” olarak bilinen Los Angeles’te siyah bir delikanlı solunum güçlüğü çektiği için hastaneye başvurdu. Hastane yetkilileri, delikanlının sağlık sigortası olmadığı için onu başka bir hastaneye yollattılar. Adam yolda can verdi. İş işten geçtikten sonra Belediye Başkanı şu mealde bir açıklama yaptı: “Sağlık sigortası olmadığı için bu genci Antelope Valley hastanesine yönlendirdiler. Buraya geldiğinde de çok geçti. Bir çocuk solunum güçlüğüyle sana geliyorsa sigorta sormadan müşahede altına alırsın”. Bayramdan sonra bayramın mübarek ola.

Omuz omuza duran ve çoğu maskesiz olan kalabalıklara yaptığı konuşmalarda en sık dile getirdiği iddialardan biri şudur: “Kovit-19’un üstesinden geldik ve köşeyi döndük”. Hangi köşeyi döndüğünü kimse bilmiyor ama taraftarları vecd içinde onu alkışlıyorlar. Bu da ona yeter. Kendisini öv de istersen canını al. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Pence’i dinleyin. Her konuşmasında Trump’ı birkaç defa övmeden duramaz.

Kovit-19 konusunda o denli başarılı olmuş ki 300 bin dolayında insanın canını kurtarmış. Yapılan hesaplamalara göre Amerika’da yarım milyondan çok insanın öleceği öngörülmüş. Burada iki noktaya parmak basmak gerekir:

Birincisi, Trump, medyayı “Fake news” (sahte haber) yaymakla suçluyor ama kendisi yalan söylemekten zerre kadar sakınmıyor. New York Times gazetesi cumhurbaşkanının yalanlarını saymak için bir ekip oluşturdu. Bir ay kadar önce yayınlanan sonuçlara göre, tweetlerinde ve yaptığı açıklamalarda 2 binden çok yalan söylediği saptandı. (Bu 2 bin rakamı 20 bin de olabilir. Aklımda kalmadığı için ben az olanı yazmayı tercih ettim. O rakam bile az değil çünkü.)

İkincisi, bir Amerikan üniversitesinin yaptığı hesaplamalara göre, kendisi allamelik yapacağına etrafındaki doktor ve bilim adamların tavsiyelerini yerine getirip gerekli tedbirleri alsaydı Amerika’da ölüm sayısı 20 bin ilâ 90 bin arasında olacaktı. Yani 150 bin civarında Amerikalı pisi pisine yitirilmiştir.

Beş yıldan beri kendisini izliyorum, huyunu suyunu öğrenmemiş olmama rağmen beni hālâ şaşırtmayı başarabiliyor. Bu konularda çok becerikli.

Bir süre önce İsrail ile Sudan arasında varılan ilişkileri düzeltme törenini izledim. Tam tiyatro. Her haliyle taraftar grubuna mesaj göndermeye yönelik uydurma bir tören. Etrafına kendi bakanlarını toplamış, telefonun öteki ucunda da İsrail başbakanı ile Sudan başbakanı var. Gerçi Sudan başbakanını pek görmedik çünkü boyuna arkadaşı Netenyahu ile sohbet etti.

Birkaç ay önce İsrailde yapılan seçimlerde Trump elinden geldiğince Netenyahu’ya yardım etti. Şimdi de Netenyahu’nun kendisine yardım etmesini bekledi. Dost çevresinde “Bibi” diye bilinen İsrail Başbakanına damdan düşer gibi şu soruyu sordu: “Böylesine önemli bir anlaşmayı ‘Sleapy Joe’ (uyurgezer Joe) başarabilir miydi?” Bibi’nin “No” (hayır) demesini bekledi ama seçimlerde Joe Biden’in kazanma ihtimali olduğunu bildiği için Bibi “No” diyemedi. Yutkundu, yutkundu ve ilişkilerin düzeltilmesi için her kim katkı koyarsa ona minnettar olduklarını söyledi. Belli ki dost bildiği birinden hiç de beklediği bir yanıt değildi. (Trump’a katılmamak elde değil. Biden karizması olmayan bir tip ama bu ortamda böyle bir şey söylenir mi?)

Yapılan anlaşmanın ne denli önemli olduğunu vurgulamak amacıyla şuna benzer bir şeyler söyledi: “20 yıldan beri süregelen bir savaşa son vermiş olduk.” Gerçekte İsrail Sudan’la hiç savaşmadı. Ancak Trump ne yaptığını biliyor. Sudan’ın nerede olduğunu bilmeyen yarı cahil Amerikalılar ona inanacak ve destekledikleri bir ülkeyi bir savaştan kurtardığı için ona minnettar olacaklar.

Bütün bunlara rağmen ben Abbas’ın gidici olduğuna inanıyorum çünkü ne Amerika ne de dünya böyle bir dünya liderini dört yıl daha çekemez.