Köşe Yazarları

YKS 2021 de alt tabaka çocukları ezdi! Ama yılmak yok…








YKS 2021 de alt tabaka çocukları ezdi! Ama yılmak yok…




Türkiye’de YKS’de 2.6 milyon öğrenci dün yapılan son aşama sınavı ile üniversitelerde kendilerine yer bulmak için ter döktü. KKTC’li 2020-21 öğretim yılında liselerden mezun olan 1604 genç de 2.6 milyon öğrenci arasında üniversitelerde bir yer elde etmek için sınava girdi.



Güçlü’ye göre sınav çok zordu. Özellikle matematik soruları nitelikli liselerden mezun olmayan öğrencilerin çözemeyeceği zorlukta idi*. Bunun amacı bazı çocukları elemektir. Hangi çocukları elemek olduğunu yazının devamında tartışacağız.

KKTC eğitim sistemi yüzyıllardır pek çok alanda TC eğitim sistemi ile paralel yol almakta. Üniversite eğitimi de bu yollardan bir tanesi. Bizler de üniversitede kendimize yer bulmak için ÖSYM’nin yıllar içerisinde adını, giriş yöntemini, oturum sayısını değiştire değiştire farklı bir duruma soktuğu sınava, iki aşamalı olarak girmiş ve üniversitede kendimize bir yer bulmuştuk.

Her iki eğitim sistemi başarıya odaklı değil maalesef. Ortaçağın seçme-eleyici geleneksel eğitimini 21. Yüzyılda hala daha devama ettirmekte. ÖSYM’nin şimdiki üniversite giriş sınavı başarıyı belirleyen bir sınav değil, öğrencileri ‘sıralayan’ bir sınavdır. Kim daha çok doğru hatta yanlış yaparsa çok çok önemli. Doğru sayısına göre bazı öğrenciler üniversiteli olacak bazı öğrencilerse hayallerine kavuşamayacak.

Bu seçmede de eşitsizlik mevcut. Yine sosyal tabakalaşma piramidinde alt tabaka ailelerinin çocukları en çok elenecek. Onların öğrenme yeteneği, eskimiş zeka anlayışına göre zekaca yetersizlikleri gibi nedenler başarısızlıklarında etken değildir, etken olan ‘olanaksızlıklarıdır’; ne yazık ki.

Maddi, kültürel ve sosyal olanaksızlıklar nedeniyle, üniversiteye erişecek bilgileri okul öncesinden liseye kadar alamamışlar. Önkoşul bilgileri olmadığı için de üniversiteli olamayacaklar.

Peki bu gençlerle birlikte YKS’de üniversiteli olamayanlar ne yapacaklar? Yaşam mücadelesinde nasıl ayakta kalacaklar? Bu sorular önemli.

Ne yazık ki bu soruları devleti yönetenler kendi kendilerine sormamışlar 47 yıldır. Devlet elle tutulur ‘planlama’ yapmamış. KKTC olgusunda hangi mallar ve hizmetler artı değer yaratır? Hiçbir zaman analiz edilmedi.

Öğrencilerin geleceklerini garanti altına almanın üniversiteli olmak olmadığını, meslek liselerinden teknisyenlik türü mesleklerden de mezun olunduğunda, yaşamlarını insan onuruna layık sürdürebilecekleri meslekler belirlenmemiş. Dolayısıyla herkes üniversiteli olmak için savaş veriyor.

Bir ülkede gençlerin büyük oranı üniversite mezunu ise o ülke gelişmiş bir ülke değildir; istatistikler bunu söylüyor. Aslında üniversitelerde pek çok gencin zaman öldürmesi devleti yönetenlerin işine gelmekte. Çünkü üniversiteli gençler işsizlik oranlarını aşağıya çekmekte. O nedenle gelişmekte olan ülkelerde sürekli üniversiteler açılmakta. Gençler oralarda lisan, yüksek lisans ve doktora yaparak ‘uyalansın’ ve devletten iş istemesin. Tıpkı TC ve KKTC’deki gibi.

Buralarda 47 yılda kalkınma, sosyal adalet ve refah adına hiçbir şey yapılmadı. Yasalar, yönetmelikler, tüzükler mevcut sistemsizliğin devam etmesi amacıyla çıkarıldı. Her daim alt tabaka ailelerinin çocuklarının seçilip elenmesi için kararlar üretildi. Hala daha da aynı sistemsizlik devam ediyor. Ezilen tabaka ise ne yazık ki uykuda, oynanan oyunun görmüyor.

Kıbrıs Sorunu bu durumun nedeni olarak belirtilir, eksi siyaset tarafından. Halbuki Kıbrıs Sorunu kendi sistemsizliklerini devam ettirmeleri için bir gerekçe. Kalkınma ve iç tüketim için yapılacak yığınla iş var. Neler yapılacağı konusunda devletin ‘planlama’ ile işe başlaması yeterli oysa. Ancak planlama yapıldığında özellikle ezilen, emekleri sömürülen alta tabaka ailelerinin çocukları için yukarıya doğru hareketlilik şansı doğacağından eski siyaset bunu istemiyor.

Dünyada pek çok toplum, üst tabaka tarafından kendi lehlerine olacak şekilde sistemlerle kurulup, idare edilmektedir.

Şimdi esas probleme gelirsek; ‘Üniversiteli olamayan gençler ne yapacak?’ Hayat şimdi başlıyor, bunun bilincinde kararlar vermenin zamanı. Hayallerinizi zenginleştirin. Üniversiteli olmadan da pek çok başarı hikayesi yazıldığı bilinciyle, kendi kişiliğinize uygun gelecek planları hazırlayın. Gelecek planları içerisinde KKTC’deki üst tabakaya hizmet eden eşitsizliği yıkacak ‘eylemler’ de olsun. Çünkü eski siyaset bunun yapmadı, siz buralarda gelecek arayacaksanız, önce bu eski siyaseti yıkmalısınız.

*https://www.milliyet.com.tr/yazarlar/abbas-guclu/universiteli-olmaniza-saatler-kaldi-6539960?sessionid=2









Başa dön tuşu