Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Yine Suriye meselesi!

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye’nin kimyasal silah kullanarak kırmızı çizgiyi aştığını açıkladı.

Yani Suriye’de Esad rejimi kimyasal silah kullanmasaydı kendi insanlarını öldürmeye devam edebilecekti.
Kırmızı çizgi aşılmayacaktı.
Aşılmayınca da kimse Suriye’deki Esad rejimini bugün tartışıldığı gibi tartışmayacaktı.
Şimdi tartışılıyor ama insanlar yine ölmeye devam ediyor.
İnsanların ölmesinin, evlerinden, yerlerinden olmalarının önüne nasıl geçileceği konusunda kimsenin elinde maalesef şu anda bir çıkış yolu yok.

Herkes bir şeyler söyleyip dursa da sonuçta ortada bir formül yok.
Görünen o ki Suriye’ye dönük bir askeri müdahale olmayacak.
Ne Amerika, ne de bir başka batılı bir ülke Suriye’ye dönük askeri bir müdahalede bulunmak için risk almayacak.
Çünkü bu iş gerçekten çok zor.
En fazla uzun menzilli füzelerle Suriye içerisindeki belirlenecek hedefler vurulacak.
O kadar…
Kritik soru uzaktan belirli hedeflerin vurulmasının Suriye’de yaşanan sorununu çözüp çözmeyeceğidir.
Çözecekse ne ala ama çözmez ve savaşın alanını genişletecek sonuçlar doğurursa o zaman durum daha da bir vahimleşir.

Bu madalyonun bir tarafı…
Madalyonun diğer tarafı ise herhangi bir müdahalede bulunulmaması halinde Esad rejiminin ne yapacağı konusudur.
Esad rejimi kimyasal silah kullanarak konvansiyonel silahlarla baş edemediği muhalifleri korkutup sindirmek istedi.
Gelinen aşamada kimyasal silah kullanmanın bedelini ödemezse muhalifleri sindirip geriletmek için daha ileri adımlar atabilir.

Bu da bir başka büyük tehlikedir.
Bu nedenle Suriye meselesi değerlendirilirken bu durumlar göz önünde bulundurulmalı, mesele enine boyuna çok iyi bir şekilde masaya yatırılmalıdır.
Bu aşamada, BM Güvenlik Konseyi’nden Suriye’deki kanı durduracak bir karar çıkması mümkün değil.
En uygun yöntem olarak değerlendirilen NATO müdahalesi de olası görünmüyor.
Çünkü NATO içerisinde de Suriye konusunda bir görüş birliği yok.
Böyle olunca iş gönüllülerin oluşturacağı bir koalisyona kalıyor, ki o da kısa bir zamanda oluşup harekete geçebilecek gibi değil.
Kısa zamanda oluşması zor dedik ama bu koalisyona hiç oluşamaz diye de bakmamak lazım.
Belki de bu aşamada böylesi bir koalisyonun oluşmasının dışında başka da yol kalmadı.
Ancak, Irak ve Afganistan’da kötü deneyimler yaşayan, ABD Suriye meselesine temkinli yaklaşıyor ve zamana oynuyor.
ABD Başkanı Barack Obama’nın gözlüğü ile meseleye bakıldığı zaman, Başkan Obama’nın Suriye’ye dönük bir operasyonu kendi halkına anlatması kolay değil.
İngiltere’de Başbakan Cameron konuyu parlamentosuna taşıdı ama beklediğini bulamadı.
Gelinen aşamada sıcak bölgeye en yakın ülke konumunda Türkiye var.
Türkiye, Suriye’deki gelişmeleri başından itibaren yakından takip eden ülkelerden biri.
İş bu noktaya gelmeden Türkiye defalarca uluslararası toplumu Suriye konusunda uyardı.

Ama Esad sonrası Suriye’de nasıl bir oluşumun ortaya çıkabileceği konusunda fotoğrafı net göremeyen batılılar ellerini taşın altına koymaktan çekindi.
Sonuç ortada…
Yüz binlerce mülteci ve ölü…
Kimyasal silah meselesi olmasa Suriye meselesi neredeyse unutulmuştu.
Şimdi bu meselenin çözüme bir şekilde kavuşturulması gerekiyor.
Olduğu şekliyle Suriye’nin kendi başının çaresine bakması beklenemez.
Kendi başına bırakılırsa görünen o ki bu felaket daha da büyüyecek.
Bunun için mutlaka uluslararası toplum bu meseleye bir çözüm üretmelidir.
Çözümün üretileceği en doğru adres BM Güvenlik Konseyi’dir.
Ama orada beş daimi ülke arasındaki görüş ayrılığı buna engel oluşturuyor.

Bu durumda insan ister istemez uluslararası sistemi sorgulamak durumunda kalıyor.
Bu da işin bir başka boyutu.
Dileyelim bir an önce aklıselim Suriye meselesinde galip gelsin ve bu sorun daha fazla masum insanın canı yanmadan çözümlensin.
Yoksa bu iş sadece Suriye ile sınırlı kalmaz…