Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Yine muhaceret affı… Hani sondu…

Arada sırada bu işe kafayı takanlar yönetime gelse bile, kısa sürede bırakmak zorunda kalıyor. O çabalar da orada kalıyor. Sonra hemen eski sisteme dönülüveriyor.

Bizler ülke ekonomisinin kendi ayakları üstünde durmasından başka derdi olmayanlar, bu işin üstüne gidiyoruz. Şahsen ben en az on yazı yazdım bu konuda. Dilimin döndüğünce dünyadan örnekler verdim, herkesin aslında bildiklerini tekrar ettim. Benim gibi bir çok arkadaşım da. Ama biz azınlığız. Çoğunluğun böyle bir derdi yok. Daha doğrusu, siyasete bizler yön vermiyoruz, veremiyoruz. Ne kadar yazsak, çizsek zor…

Siyasete yön veren, parasal gücü elinde bulunduranlar. Belki onlar da azınlık ama, onların dediği oluyor. Bunun da tek bir nedeni var.

Çoğunluk sessiz. Çoğunluk, kişisel çıkar peşinde. Onun için de hep bir ağızdan gailesini dile getirip, tepki göstermiyor. Seçimde kaçağa, göçeğe fırsat vereni cezalandırmıyor. Yasaların etrafından dolanmayı kim başarırsa, onu seçiyor. Ne de olmasa bir gün, benim de olmayacak bir işim düşer, benim için de bir kıyak yaparlar derdinde…

Bu durumda ne oluyor, parayı elinde tutanın dediği oluyor.

İşte son bir cevher daha. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Hamza Ersan Saner, muhaceret affı konusunda yakın zamanda birtakım çalışmalar yapacaklarını açıkladı. Dahası da var, “Muhaceret affının gerçekleşmemesinden dolayı bir insanlık suçu işliyoruz” da dedi…

Peki ya muhaceret affı yaparak ülkeye verdiğiniz zarar..?

Geleceğe verdiğiniz zarar..?

Daha doğmamış çocukların boynuna yüklediğiniz borçlar..?

Sosyal Sigorta, İhtiyat Sandığı gibi iki kurumun içinde düştüğü batak..?

Halkın Partisi dün açıkladı. Sadece Sosyal Sigortaların borcu 230 milyon lira. Bunun 100 milyonu İhtiyat Sandığı’na. Aylık faizi, 1,262,928 Lira hesaplamışlar…Yemeden, içmeden ayda bir milyondan fazla faiz…

Niye batıyor bu kurumlar..? Niye biz boyuna borç ödüyoruz..?

Yatırımlarını yapmayanı, afla ödüllendirdiğimiz için…

Son muhaceret affına baktım, Kasım 2014. CTP-DP hükümeti…

Ailelerin birleştirilmesi, öğrencilerin eğitim hakkını kaybetmemesi gibi duygusal gerekçelerle yapılmış. Felakete giden yollar da her zaman böyle iyiniyet taşlarıyla döşenmiş değil midir. İyi niyet de değil, suiniyet bu. Cezalar bir asgari ücrete düşürülmüş. Ne korkunç bir kayıp. Ülke adına, toplum adına, vergisini bir tamam veren adına…

Bir önceki, 2011’deymiş…. Dönemin İçişleri Bakanı Nazım Çavuşoğlu, 2004-2011 arasında, 15 ayda bir olmak üzere, 3 kez CTP, bir kez de UBP dönemlerinde muhaceret affı çıkarıldığını söylüyor.

O günden bugüne geçenleri de hesap edin. O zaman bu ülke maliyesi, bütçesi, ekonomisi neden geriye gider, neden çarklar dönmez, neden yatırım yapılmaz, neden maaşlar, ücretler artmaz artık siz karar verin.

Devlet kendisi böyle bir ciddi gelirden, hem de yasayla zorunlu olarak toplaması gereken gelirden böylesine gönüllü bir şekilde ve sık sık vazgeçerse, daha ne beklersiniz ki..?

Üstelik de bu dönem ve ondan önce İlkay Kamil’in İçişleri Bakanı olduğu dönemlerde çıkan aflar için “son kez” vurgusu da yapılmış. Yapılmış da ne olmuş, her söyledikleri gibi yalan olmuş.

Of, bıktım…. Soldan sağa, sağdan sola, kimsenin derdi değil, ben burada kafayı yiyeceğim…

YERİN KULAĞI VAR

KRİTER BELLİ: Kamu-Sen Başkanı Mehmet Özkardaş, “Partilidir, bayrak sallar, kişilerin arkasından koşturur diye, hepsi için söylemiyorum ama, hiçbir niteliği vasfı olmayan kişileri müdür, müsteşar yaptılar” diyor. Yıllardır bu mentalite ne yazık ki değişmedi. Bütün partiler yaptıkları atamalarda hep bu yolu izlediler. “Oyu çok, iyi partili ve arkası kuvvetli olacak…”.

HAKKINDA CİDDİ İDDİALAR VAR: Yaklaşık bir ay önce, 20 Nisan tarihli köşemde yayınladığım “okur mektubu”nda aynen şu iddialar vardı. “Bakan Çavuşoğlu  büyük ihtimalle en büyük müttefiki Hüseyin Ataben’i Veteriner Dairesi’ne Müdür olarak atayacak…. İlgili müdürün  2009 yılında göreve geldiğinde yasaları uygulamamasından dolayı devleti tam 770.000 TL zarara uğrattığına dair Sayıştaylık raporları arşivde durmaktadır”diye. Ve okurumun dediği çıktı, hakkındaki Sayıştay raporlarına ve başka iddialara rağmen, Hüseyin Ataben yeniden atandı…

GÜNDEM YİNE YÖDAK: YÖDAK bu kez de bir üyesine yapılan tehdit, şantaj ve rüşvet iddialarıyla gündem oldu. YÖDAK üyesi Mehmet Hasgüler, Yakın Doğu Üniversitesi’nden aracılar vasıtasıyla ahlaksızca teklifler yapıldığını iddia ederek, buna karşılık kendisinden hukuk dışı davranmasının istendiğini söyledi… Olay polise yansıyor. Demek ki, siyasetin çözemediğini, polis çözecek…

 HİNDİSTAN’DAN GELEN UYARI: Hindistan hükümetinin, KKTC’deki üniversitelere yönelik uyarısı, bu sektörde ipleri ele almanın zamanının geldiğini gösteriyor. Rum tarafının da yoğun bir faaliyet içinde olduğunu bilerek, en küçük bir şekilde istismara fırsat bırakmayacak bir YÖDAK denetimine ihtiyaç var. Oysa bir de bizim halimize bakın. UKÜ’yle ilgili iddialar belki de gerçek bile değildir. Ancak bu tür şikayetlere neden olacak öyle olaylar var ki, istismar etmek çok kolay.  Üniversiteleri ticarethaneye döndürenler, korkarım sektörün domino taşı gibi yıkılmasına da sebep olacaklar…

SIRDA ELEKTRİK VAR: Geçmiş CTP-UBP hükümetinin de gündeminde olan “Türkiye’den kablo ile elektrik” konusu UBP-DP hükümetinin de öncelikli hedefleri arasında. Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Denktaş, kaliteli sudan sonra, kaliteli ve ucuz elektiriğin de adaya getirilmesini istediklerini söyledi. Bu açıklamadan sonra karanlık gecelere hazırlıklı olmakta fayda var…

YEMEK NEDENİYLE KAPALIYIZ: Hoş artık pek kullanan kalmadı ama, yinede hayatımızda önemli bir yere sahip ev telefonları. Daire,  TEL-SEN tarafından 17 Mayıs Dünya Telekomünikasyon ve Bilgi Günü dolayısıyla düzenlenecek yemeğe katılacağı için abonelere hizmet vermemiş. Bu yemeği hafta sonu yapsalar, aboneyi mağdur etmeseler olmaz mıydı? Sonra “hizmet sıfır” dendiğinde kızıyorlar… 

[quote font=”helvetica” font_size=”14″ align=”left” bgcolor=”#ffffff” color=”#444444″ bcolor=”#0065ad” arrow=”yes”]ZİRVEDEKİLER: Birikim Özgür: “UBP-DP azınlık hükümeti dönemi, geleceğimizi doğrudan ilgilendiren vahim hataların gündeme gelebileceği, popülist uygulamaların, genişletici maliye politikalarının, seçim ekonomisi uygulamalarının sürekli tartışılacağı bir dönem olacağa benziyor. Doğru ile yanlışın birbirine karıştığı, iyinin, güzelin takdir edilemediği bir ortamda kafa karışıklıkları nedeniyle miyop politikacılara gün doğduğu bir gerçektir…”.[/quote]

[quote font=”helvetica” font_size=”14″ align=”left” bgcolor=”#ffffff” color=”#444444″ bcolor=”#0065ad” arrow=”yes”]DİPTEKİLER: Fikri Ataoğlu: Haberi aynen TAK’tan aldım; “Ataoğlu… yakın bir zamanda Lefkoşa’nın kültür turizminde çok önemli bir alternatif turizm ‘ürünü’ olacağını belirtti”. Yeni Turizm ve Çevre Bakanı, Lefkoşa’yı “ürün” olarak nitelemiş. Yorum yapamayacağım…[/quote]