Dünya herkese yetecek büyüklükte.
Onun için başkasını yerini kapmaktansa, çalışarak gerçek yerinizi bulun. (Charlie Chaplin)
…
Hırs ve tamahın başladığı noktada, saf duygular sona erer. (Balzac)
…
Kanaat etmekten hiç kimse ölmemiştir.
Hırs besleyerek hiç kimse padişah olmamıştır. (Mevlana Celaleddin-i Rumi)
…
Makam hırsı insanların başlıca dürtüsüdür.
Yükselme ümidi oldukça herkes liyakatini göstermeye çalışır; fakat bir kere en yüksek dereceye vardıktan sonra da, rahattan başka bir şey düşünülemez. (Napolyon Bonapart)
…
Bir seçim dönemini daha yıldızlı sözlerle atlattık.
Kimisi yıldızının sönmesine üzülecek, kimisi yıldızının parlamasına sevinecek.
Üzülenler ve sevinenler.
Bütün mesele olup bitenlerden ders almak.
En çok beceremediğimiz iş!..
…
Keşke partiler, anayasa değişikliklerinde düşünüp de yapamadıkları, yerel yönetimlerde üç dönem sınırlamasını, kendi partilerinde deneselerdi.
Bu yolla daha inandırıcı olmak mümkündü; mümkündür.
…
Biz yine de bu konulara karışmayalım.
Meseleyi “Bir bilen”ler ve akil insanlar halletsin…
…
Anayasa oylaması da partilerin beklediği gibi olmadı.
Meseleye neresinden bakmalı?
Çok şey söylenebilir lakin henüz erken.
…
Fakat,
Ne Arif üzülsün, ne arif olan üzülsün.
Bu sefer ahali gol attı!..
…
Şimdi yıldızsız gecelerde miyiz?
Belediyeleri anladık da geceler yıldızsız olmaya dayanır mı?
Yıldızsız geceler çekilir mi?
…
Konu ile ilgili bir fıkra:
Dünya çok üzülüyordu.
Çünkü hiç kimse onu sevmiyordu.
O hep gezegen olmak isterdi ama olamıyordu.
Bir gün kuyruklu yıldız geldi.
Merhaba dedi kuyruklu yıldız.
Dünya sordu:
Sen benim yerimde olsaydın ne yapardın?
Sevinir miydin üzülür müydün?
Yıldız:
Ben sevinirdim, çünkü içimde insanlar olurdu ama benim içimde insan yok dedi.
Dünya sordu:
Gerçekten mi?
Evet, gerçek dedi kuyruklu yıldız.
Sonra kuyruklu yıldız gitmeden önce dünya sordu:
Ne zaman dönersin?
Yıldız, üç yüz yıl sonra dedi ve gitti.
































