Ocak ayı toplam yerel vaka sayısı 322 oldu. Buna bir de temaslı olup da pozitif çıkanları ekleyin, ki bunların büyük bir kısmı da yerel. Toplam sayı 370…
Yani nüfusun binde biri. Ciddi bir rakam. Sadece bir ayda.
Neden acaba? Cevabını nihayet Başbakan itiraf etti. Ağzından mı kaçırdı nedir, “Yılbaşının sonucudur” dedi.
Kurul kararlarını açıkladıklarında buralardan yırtındık durduk, kumarhaneleri kapatın, kapatın, kapatın….
Sağır kulaklar duymadı. Duymak istemedi.
Göstere göstere, gözümüze soka soka yılbaşında kumarhaneleri açık tuttular, nitekim rezaletlerin videoları da basına yansıdı, şimdi kalkmış kabul ediyor.
Nedir bu şimdi?
Tek bir anlamı vardır, ‘şu 400’e yakın kişinin hastalanmasının sorumlusu benim’ diyor aslında.
Farkında mı?
İşin kötüsü farkında değil. Aslında umurunda değil.
Çünkü çok iyi biliyor ki, kimse kendini sorumlu tutmayacak.
“Sen bu kararı aldığın için, bu kadar insan hasta oldu” diye hesap sorulmayacak. Onun için rahat, aynen bize söylediği gibi. Kafayı yeyin, rahat olun. O canının istediğini yapar, sonunda hastalık da patlasa bir şey değil, yeter ki siz rahat olun.
Bu kadar büyük bir sorumsuzluk dünyada görülmedi.
Ben Başbakanı sorumlu tutarım. Geçen hafta gördük ki, başta Sağlık Bakanı olmak üzere, gerçek anlamda tedbir almak isteyenler, Başbakan engeline takılıyorlar. Tek sorumlu kendisi.
Şu tabloyu bizler, bütün halk, medya, muhalefet hep birlikte yılbaşı öncesinde gördük, onlar görmemekte direndiler.
Düşünün, olmaz ya, böyle bir bahtsızlık başka bir ülkede olsaydı, Japonya’da falan mesela, istifadan başlar da maazallah kim bilir nerelere giderdi…
Yaşadıklarımızı yasalarla falan değerlendirmek mümkün değil. Önceden hiç yaşanmamışı yaşıyoruz. Onun için burada birinci öncelikli vicdandır. Sorumluluk duygusudur.
Batıda ve de Uzak Doğu’da vicdan var. Hem bireylerin vicdanları, hem toplum vicdanı.
Yanlış yapan, hem de böyle bir yanlış yapan, bunun bedelini kısa bir sürede öder.
Hiçbir şey yapmadan pişkin pişkin o koltukta oturmayı sürdürürse, önce yalnız, desteksiz kalır, sonra da o makamı bir şekilde bırakmak zorunda kalır. Ya halk iradesiyle, ya partisinin iradesiyle…
Tam bir cinnet yaşıyoruz. Bile bile, göre göre var olanı da yok eden bir mutlak zihniyetle karşı karşıyayız.
Ne bilim dinliyor, ne öncelikleri biliyor. Kafaya göre.
Cenk Mutluyakalı diyor ki, “‘Hepiniz aptalsınız’ deseler kulağa çok daha hoş gelecek”. Ben de hep diyorum ki, galiba o koltuklardan öyle görünüyoruz…
YERİN KULAĞI VAR:
İYİ NİYET ADİL OLMAYA YETMİYOR:
Sayın Pilli iyi niyetli biliyorum da hem kendi hükümeti, hem de etrafındakiler suiistimal yaptığı halde, buna tepki vermiyor. İşi şakaya çevirmiş, herkese torpil yapacakmış. Yapılan adaletsizliğin bir bedeli olmayacak mı Sayın Pilli? Bunun hesabı da sonuçta size çıkmayacak mı? Bakın Lapta-Alsancak kaynıyor, tüm Girne’ye de bulaştırıyor. Eminim tedbir almak istiyorsunuz ama izin vermiyorlar, oysa şimdiye kadar iki köy tamamen kapatılmalıydı. Ya da mesela zaten kısıtlı olan aşının bin tanesinin YDÜ’de temizlik işçisinden, fitnes antrenörüne harcanması sizin sorumluluğunuzda değildi miydi?
PLAN DA ÖNGÖRÜ DE YOK:
Birkaç hafta önce aşı gelecek mi, gelmeyecek mi tartışması yaparken sonunda aşılar geldi. Şimdi de kimlere ve nasıl yapılacağını tartışıyoruz. Baştan beri bir plansızlık, organizasyon eksikliği olacağını tahmin ediyorduk ama, bu kadar başı bozukluk yaşayacağımızı inanın beklemiyorduk. Belli ki yaklaşık 11 aydır birlikte yaşadığımız bu salgınla ilgili hükümetimizin, ne bir planı, ne de öngörüsü varmış…
BU NASIL BİR KÖTÜLÜKTÜR:
Beyarmudu Belediye Başkanı ilker Edip, 65 yaş üstü insanların aşı başvurularını Belediye’nin yapacağını açıkladı. Aslında yerel yönetimlerin elinde o yaş grubunun tam listesi var. Birçoğu rutin testler yaptıkları için listeleri hazır. Ama merkezi yönetim kahramanlığı paylaşır mı? Belediyeleri işin içine katmamakta direniyorlar. Varsın işler yürümesin ama, belediyeler de puan kazanmasın…
ARIKLI’DAN SUCUOĞLU’NA “HADSİZCE”:
Meclis Başkanlığı seçimindeki tavırları nedeniyle hükümet ortakları DP ve YDP’ye yönelik, “siz kimsiniz?” ifadelerini kullanan Sucuoğlu’nu yanıtlayan Erhan Arıklı, “Sucuoğlu seçim çalışmalarına, ortaklarıyla kavga ederek başladı, ifadeleri hadsizce” dedi. Bu sözleri Sucuoğlu’nun içinde bulunduğu psikolojik duruma veriyormuş. Aşağılamaya bakın. Belli ki yeni ortak, UBP’nin alıştıklarından değil, mesela HP’ye benzemiyor. Susup oturmak yerine anında cevabını veriyor…
İRADE ARTIK SİZDE DEĞİL:
Sucuoğlu ve Taçoy UBP kurultayında aday olacaklarını açıkladılar. Bence adaylık açıklamasından önce, yapılacak kurultaya geçmişte olduğu gibi bir müdahale olursa yine adaylıktan vazgeçecekler mi onun cevabını vermeleri lazım. Çünkü irade artık sizin elinizde değil, iradeniz artık başkasının elinde. Hoş Zorlu Töre Meclis Başkanlığına aday olduğunda “başıma silah dayasalar vazgeçmem” demişti de ne olduğunu gördük. Artık üyeleriniz size nasıl güvenecek…
VER POLİSE, SAVCILIĞA BİTSİN:
Erhan Arıklı’nın bakan koltuğuna oturmasıyla birlikte sürekli dile getirdiği ancak altını bir türlü dolduramadığı, “Kıb-Tek’te Yolsuzluk” iddiaları kabak tadı vermeye başladı. Eğer bu iddiaların doğruysa elinde belgelerinle gidersin polise, savcılığa ve suç duyurusunda bulunup araştırın dersin. Gümrük çalışanlarıyla ilgili de bazı iddialarda bulundu, sendika yalanladı sustu. Varsa bir bildiği gereken neyse yapsın. Temcit pilavı gibi her gün ayni iddiaları dinlemekten bıktık.…
FOTO GÜNDEM: İFLASI DURSUN OĞUZ İLAN ETTİ: Tarım Bakanıyken aniden Maliye gibi çetrefilli bir işin başına gelen Dursun Oğuz durumumuzun iflas olduğunu ilan etmiş bulunuyor. “Bugün için 1500 liralık yeni bir destek ödemesi söz konusu değil ama yarın olmayacak anlamına gelmiyor”. E hani memurun hayat pahalılığından verecektiniz? O da yok değil mi? O zaten açıktı. Milletle dalga geçtiniz, HP’na el koydunuz, memuru özel sektör çalışanına düşman ettiniz bitti. Pardon ama çare üretemeyecekseydiniz niye birbirinizi eze eze o koltukları kaptınız? İktidara niye talip oldunuz? ‘Yapamıyoruz, bittik’ deyin, gidin seçime. Kendinizi de bizi de daha fazla sefil etmeyin.

































