Bak, bak Arıklı’ya bak; Kıb-Tek’i allem gallem etti, piyasayı darmadağın etti, zam üstüne zam, her söylediğinin tersini yapar; kendi partisini bile karpuz gibi ikiye bölmüş, şimdi ülkeyi bölecek, Türkiye’nin istedikleri-istemedikleri diye…
Sucuoğlu Başbakan olursa, hükümetten çekilirmiş.
Türkiye ile arası iyi olmayan bir Başbakan ile hükümete devam edemezmiş…
Dün çekilse, bugün iki gün olurdu.
Tehdide bak sen.
Bunlar ülke yönetecek.
Aslında bu ilk değil. Taçoy’un söylediğinin bundan ne farkı var?
“Faiz Beyin arası Türkiye ile kötüyse benim aram da iyiyse, gelsin bana destek versin Türkiye ile arasını düzelteyim” diyor…
KKTC’de politikanın baş kriteri bu mu oldu?
Bırak Erhan Arıklı’nın başka bir partinin içişlerine müdahale zırvalığını, haddini aşmış.
Taçoy da cevap vermiş; “UBP genel başkanının kim olacağına UBP’liler karar verir”… E, sen başka birine “gel seni Ankara’yla barıştırayım” dersen, o da çıkar bunu söyler yani, normal. Çanağı tutan sen. Şimdi çağrı yapar, Ersan Saner çıksın cevap versinmiş. Verse ne olacak? Öyle bir düştünüz ki, bu seviyesiz tehditleri savuranlara bile mecbursunuz. Yama da tutmuyor artık bohçanız. Bak adam dalga da geçiyor, kişisel düşüncesi, hükümetten derhal ayrılmak gerektiği yönündeymiş. Koca UBP’nin düştüğü hallere bak…
Sucuoğlu’nun ne olup olmadığının da önemi yok. O da zaten seçimde “AKP temsilcisi beni destekler” diye propaganda yapan biri zaten.
Esas endişe verici tarafı, yaratılmaya çalışılan algıdır.
“Türkiye ile arası iyi olan kazanır, değilse bu ülkede siyaset yapamaz”…
“İktidara falan da gelemez”.
Yok yahu…
Bu ne kendini bilmezliktir.
Sanki her biri birer terminatör.
Toplumu bölen, Kıbrıs Türk iradesini yok sayan, daha da kötüsü Türkiye ile bağları bu kadar seviyesiz bir şekilde ayağa düşüren açıklamalar…
Sen bunu söylediğinde bilmem hangi köyden oy devşirebilirsin. Ama ya verdiğin zarar?
Bu ülkenin insanını sıfırla çarpana ben itibar eder miyim?
Sen ne yapamaya çalışıyorsun? “KKTC’de artık demokrasi kalmamıştır, kendi yöneticilerini bile seçemez” mi dedirteceksin el aleme?
Ya Türkiye’nin hoşuna gider mi böyle bir söylem? Gitmemesi lazım.
Zaten “Türkiye’nin alt yönetimi” diye dışta yapılan propagandaya destek vermez mi bu açıklamalar?
Bunu muhalefet yapsa, yıkayıp serecekler.
Oysa kendilerinden öyle geçmişler ki, temsilcisi olarak meclisinde görev yaptıkları halkın demokrasisini bile yok sayacak laflar söyleyebiliyorlar…
Yeter ama artık. İyice cıvıttınız. Hiçbir çıkışınız yoktur. Bari seviyeyi daha fazla düşürmeyin.
Çok merak ederim, başlarındakilerin UBP’yi düşürdükleri bu duruma taban ne diyor?
YERİN KULAĞI VAR
“İNSANDA ŞAHSİYET OLMALI”:
Arıklı’nın çirkin açıklamasına Sucuoğlu ve Taçoy’dan yanıt gecikmedi de Başbakan Saner’in en ağır şekilde cevap vermesini beklemek bana garip geldi. İşte o noktada benim kuşkularım var. Sanki bu konu planlanmış bir eylem gibi geldi bana… Şimdi çıkıp Arıklı’ya aynı seviyede yanıt verse ne olacak? Arıklı çekilmez de ya hepsini yanıltır da çekiliverirse? Göze alır mı Saner bunu? Ya koltuk kurultay öncesi gidiverirse? Hiç olur mu öyle şey!!!
ŞAŞKIN ÖRDEK MİSALİ:
Parti başkanlarıyla hukuk dışı ad hoc komitedeki adamları farklı şeylere onay verdi. İnanın ne istediklerini kendileri de bilmiyor. Tek bildikleri, bir daha göremeyecekleri o koltuklara yapışıp kalmak… Bırak 6 ay sonrasını, öğleden sonrasını bile göremeyen bir hükümet. İstikrar olacakmış da kalkınma olacakmış. Sizinle mi? Talan ettiniz memleketi talan.
GİAD DA ÇİLEDEN ÇIKMIŞ:
Genç İşadamları Derneği, genelde hükümete öyle fazla yüklenmez. Genelde siyaset yapmazlar, özellikle de UBP ile araları her daim iyidir. Anlaşılan yaşanan rezillikler, tutarsızlıklar onları da çileden çıkartmış. “Siyaset yozlaşmış, çıkar dengeleri üzerine kurulmuştur” tespitini yaptıktan sonra, “Yapamayacaksanız da hemen şimdi bırakın ve gidin” demişler…
ÖZRÜ KABAHATİNDEN BÜYÜK:
Maliye Bakanı Dursun Oğuz diyor ki, HP’yi dondurma kararının Anayasa Mahkemesi tarafından reddedileceği baştan belliymiş. Nasıl yani? Bu hukuksuzluğu bilerek mi yapmışlar? Evet… Hükümete zeval gelmesin diye, hukuku çiğnemişler. “Geçirememek hükümetin zaafiyeti olurdu” diyor. Daha söylenecek başka laf yok. Ne günlere kaldık yarabbi…
ATMA RECEP:
Arıklı dışa açılım konusunda, “UEFA olmuyorsa başka kıtanın federasyonu ile çalışırız. Kıbrıs Türk futbolunun ve sporun önünü açacağız” demiş. Onu bunu boş ver de yıllardır KKTC’ de bırakın maç yapmayı, antrenman bile yapmayan Türkiye takımlarının buraya gelmesini sağla o kadar gücün varsa. Atmak serbest ama biraz destekli atmak lazım ki komik olmayasın…
GEÇMİŞ OLSUN:
Cyprus Mail, “Lute bu anlamsız” temaslarını daha ne kadar sürdürecek” diye soruyor. Uzlaşma fikrini “fantezi” olarak niteleyen gazete başyazısında, bu son temasların BM Barış Gücü’nün görev süresinin uzatılmasıyla alakalı olduğuna dikkat çekiyor. Doğrudur, Rum tarafı için asıl önemli konu bu. BMBG’nün adadan çekilmesi, adadaki fiili durumun kabulü anlamına gelecek. Şimdi hem Barış Gücü’nün çekilmesinden hem Maraş’ın, hem denizlerdeki haklarının elden gitmesinden korkuyorlar. Her şeyi reddetmenin nelere mal olduğunu, iş bittikten sonra anladılar, adanın geleceğini kararttılar, geçmiş olsun…
































