Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

YERİN KULAĞI VAR

BİZİ UMURSAYAN YOK…
Türk tarafı adada bir çözümü zorlarken, Türkiye her fırsatta “artık zamanıdır” vurgusu yaparken, dünyanın hala daha, “Türkiye çözüm için katkı sağlamalı” açıklamalarını anlamak mümkün değil.  Ya Rum lider Anastasiadis’in, “Kıbrıs konusunda bir anlaşma için, Rum toplumunu ikna etmeniz gerekir” yollu açıklamalarına ne demeli..?
Görüşme masasında öyle bir hava yaratılıyor ki, sanki masada iki toplumun hakları yok da, tek derdimiz Rumları nasıl ikna ederiz de bir anlaşmaya imza attırırız meselesi. Kıbrıs Türkü’nün kuşkuları, korku ve beklentilerini düşünen yok gibi. 50-100 bin insanımız yeniden evlerini bırakıp göç edecekmiş, kimin umurunda. Birileri düğmeye basmışcasına, herkes bu iş çözülecek diyor…
Peki ya biz..?
Dönüşümlü Başkanlık, garantiler, göç edecekler ne olacak? Bilen olmadığı gibi, umursayan da yok sanki. 1963’ten beridir kaç kez göç ettik, bir kere daha etsek ne olacak…Öyle bir hava yaratılıyor ki, biz yokuz sanki…
Yaşasak da olur, yaşamasak da..
Kuzey’de yaşayan bu halkın ihtiyaçları var mıdır, bir anlaşmadan beklentisi nelerdir, onlar bu formülün neresindedir, hiç belli değil…
Şimdi dünyanın ağabeyi ABD’de yine devrede. Yeni bir anlaşma yolda diyorlar. Mart’ta mı, Nisan’da mı olur bilemiyoruz ama, sandıklar yine kurulacak.  “Evet” demezsek başımıza çok daha kötü şeylerin geleceğinden bahsediliyor. Ama kimse çıkıp da, 2004’deki “evet”imizin hakkını aramayı düşünmüyor. Zaten hesabını sorsak ne olur, sormasak ne olur.
Aktör bile değiliz, olamıyoruz da. En kötüsü bu…

                                                             *****

BİZ İKLİM DEĞİŞİKLİĞİYLE MÜCADELEDEN MUAF MIYIZ..?
Geçtiğimiz hafta Paris’te düzenlenen iklim zirvesinden çıkan en önemli sonuç, küresel ısınmanın ve karbon salınımının azaltılması.
Küresel ısınma 2 derecenin altında tutulmaya çalışılacak.
Sera gazlarının azaltılması, kömür, petrol ve doğalgazdan uzaklaşmayı öngören bir anlaşma imzalandı. Denizlerin yükselmesi tehlikesi karşısında, ada ülkelerine, zengin ülkelerin milyarlarca dolar yardım yapması da karara bağlandı. Ayrıca, ormanların yokedilerek, tarımsal araziler açılmasına son verilecek.
Anlaşma metni uzun. 195 ülkenin imzası var. Aralarında biz yokuz. Ancak alınan kararlara uygun düzenlemeler yapmamızı engelleyen bir durum yok. 
Dünyanın güneşi en çok gören ülkelerinden biri olarak, işe yenilenebilir enerjiye ağırlık vererek başlayabiliriz mesela…
Yağmur ormanları için konan kural, çok fazla ormanımız olmasa da, bizde de uygulanmalı. Ekonomik bir değeri olmayan hububat ekimi için yaratılan tarımsal araziler, Bakanlar Kurulu kararları ile, iskana açılan ormanlar ve erozyon için yeni kararlar üretilebilir.
Yani sadece merak ettim, devletin herhangi bir kurumu bununla ilgilenip, bir rapor hazırlayacak mı?   

 

YERİN KULAĞI VAR
SAPLA SAMAN:

CTP Genel Sekreteri Tufan Erhürman, bu kez de bizim mesleğin mensuplarına tepeden baktı. Meclis’te yaptığı konuşmada, gazetecilerin hukuktan anlamadığını, yanlış değerlendirmeler yaptığını söyledi. Kusura bakmasın ama, gazeteci hukuk uzmanı olmak zorunda değil ki? İyi bir gazeteci, bilmediği konuları, uzmanına sorar, ona göre değerlendirir. Bu da zaten güvenilir gazeteciyle, güvenilmez olanı ayıran bir unsurdur. Erhürman ne yazık ki bu genellemeleri çok sık yapıyor…

YARGIDAKİ LTB:
LTB’de işlenen suçlar konusunda defalarca yazdık, başka meslektaşlarımız da yazdılar, sonunda bir kaç dava açıldı ama, aradan aylar geçti, yargı tek bir adım atmadı. Sayıştay raporuna göre hem ceza davası yürüyecekti, hem de sorumlulardan verdikleri zararın bedeli tazmin edilecekti. Başsavcılık ve Mahkemeler açılan davaları sonuçlandırmakta sanki isteksiz gibi… Toparlanıyoruz Hareketi, olayı Ombudsman’a taşıdı. Bilmem, Ombudsman’ın görevleri arasında yargının yavaş işlemesi de var mı ama, en azından bir denetim mekanizması. Eğer yine de sonuç alınmazsa, kimsenin adaletsizlikten şikayet etmeye hakkı yok…

KOLAY GELSİN:
Ulaştırma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu bütçe konuşmasında;“Bir takım çıkarları bozacağız, bazılarının ayağına basacağız, limanlar, Telefon Dairesi ve bakanlığa bağlı kurumlarda böyle geldi, böyle gidecek mantığı ile hareket etmeyeceğiz. Anayolun sağında solunda nerde reklam panosu varsa, orman içinde nerde pano varsa, indirilecek. Çevre temizliği sağlanacak” dedi. İnşallah yapar ve bizde toplum olarak onu alkışlarız…

SONUCU BELLİ GİBİ:
TDP’nin hafta sonu yapılacak kurultayında şimdiki Başkan Cemal Özyiğit ile eski milletvekili Mustafa Emiroğluları yarışacak. Örgütlerin de desteğini arkasına alan Özyiğit’in bu kurultayı çok rahat kazanması bekleniyor. Emiroğluları’nın hiç mi şansı yok derseniz, bana göre yok denecek kadar az…

TÜRKİYE’NİN KUKLALARI:
Güneyde yayın yapan Cyprus Reporter adlı internet haber sitesinde gazeteci Sarah Fenwick, Kıbrıs Türk liderlerini Türkiye’nin kuklası olarak tanımladı ve “Biz bu kuklaları daha önce de gördük. Mehmet Ali Talat, Derviş Eroğlu ve Rauf Denktaş’tan sonra Mustafa Akıncı da bunlar arasında yerini almış görünmektedir” yorumunda bulundu. Bakaklım bu liderler suçlamalara nasıl yanıt verecekler. “Hayır biz Türkiye’nin kuklası değiliz” mi diyecekler yoksa, sessiz kalıp konuyu geçiştirmeye mi çalışacaklar…

KULAKLAR BAKAN ÖZGÜR’DE:
Neredeyse ülkede yaşayan herkesin gözü kulağı bugünlerde Maliye Bakanı Özgür’den gelecek müjdeli haberde… 13. maaştan bahsediyorum. Memur, açığını kapatmak veya felekten bir gece çalmak, emekliler torunlarını sevindirmek derdinde. Esnaf ise memurdan gelecek paraya bağlanmış umutlarını… Bu beklentilerin gerçekleşme durumunu da Birikim Özgür’ün müjdesinden sonra öğreneceğiz… 

ZİRVEDEKİLER
Ferdi Sabit Soyer: “Zorlu Töre, DİSİ Başkanı Averof’la bir konferansta biraraya gelecek olan CTP Başkanı Talat’ı suçlarken, aynı anda UBP Başkanı ve Averof, UBP Merkezinde görüşüyordu”… Yoruma bile gerek yok…

DİPTEKİLER
Yasalarını Uygulayaman Devlet: Lefkoşa Belediyesi konusunda, yargı sürecindeki tıkanmanın Toparlanıyoruz Hareketi tarafından Ombudsman’a iletilmesinden sonra, Çevre Platformu da Karpaz Özel Çevre Koruma Bölgesi içerisinde kaçak yapılaşmaların artması nedeniyle, “yasalara uymamakla” suçladığı devlet kurumları ile yetkililerini, Ombudsman’a taşıyacağını bildirdi. Bu nasıl bir kaostur ki, yasası, kuralı açık olduğu halde, adaltsizliğe göz yumulmakta, yapanın yanına kalmaktadır. Hepsi bir tarafa, geçmişte partizanlığın önünde kale gibi duran bir Başbakanımız var. Nasıl oluyor bu işler..?