ZAMLAR KAPIDA:
Yaptıydı, yapacağdı derken, elektriğe okkalı zam geldi. Şimdi domino misali bu zam günlük yaşamımıza da yansıyacak. Kimse bu zammı üreticinin kendi cebinden karşılayacağını beklemesin. En iyi tahminle tüm ürünlere, %15-20 arası bir zam yapılması kaçınılmaz oldu…
ÇALIŞANLARIN MAAŞLARI NE OLACAK:
Sayın Bakan Sennaroğlu, elektriğe yapılan okkalı zammı açıklarken uzun uzun konuşarak, vatandaşın anlamadığı cümleler kurarak zammın gerekçelerini anlatmaya çalıştı. Ancak okkalı zam gerçeğini silemedi. Bu zamla birlikte Kıb-Tek çalışanlarının aldığı maaş ve avantaların da yeniden gözden geçirileceğini de söyleyebilseydi, canımız bu kadar yanmazdı…
YÜKLE VATANDAŞA:
Fahiş ve adaletsiz elektrik zammı sosyal medyayı yıktı. Ortak kanı, hükümetin bu kararla iktidarını başlamadan bitirdiği yönünde. Ama bence en güzel mesaj, meslektaşım Hüseyin Güven’den geldi: “Hükümetin, devlet dairelerinin Kıb-Tek’e borcunu ödeyecek parası yok da, vatandaşın var mı? Yükle vatandaşa gitsin”…
AÇIKLAR İÇ KAYNAKTAN, YANİ ZAM:
Maliye Bakanı Zeren Mungan, Türkiye’den yeni geldi. Herhalde 2014 bütçesini de görüştü. Anlaşılan o ki, Türkiye bütçe açıkları için ek kaynak vermeyecek. Baksanıza bütçe görüşmelerinin açılış konuşmasında, “Açığı iç kaynaklarla karşılayacağız” diyor. Bu da yandığımızın resmidir. Demek ki elektrik zammı bir başlangıç. Açığı kapatmak için yeni vergilere ve zamlara hazırlıklı olalım…
ÖĞRETMEN FAZLAMIZ VARMIŞ:
Meclis Bütçe Komitesi’nin yeni Başkanı Birikim Özgür, görüşmelerin ilk gününden ezber bozmaya başlamış. Hani okullarımızda sürekli bir öğretmen eksiğimiz var ya, sendikaların sürekli eylem yapıp şikayet ettikleri mesele… Özgür diyor ki, “OECD ortalamalarına göre ilkokullarda yüzde 20 öğretmen fazlamız var”!!! Kim nasıl izah edecek bunu? Lütfen rica ediyorum, bir de kamuda meslek memurlarının dışındaki kadroların durumunu karşılaştırsın OECD rakamlarıyla. Eminim yüzde yüz elli fazla çıkacak. Ya “müşavirlik” olayı? Böyle bir çılgınlığın örneği bile yoktur herhalde. Batmaz mı bu devlet, batar tabii…
OLMAZ DEMEYİN:
UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün, “Yerel seçimlerde birinci parti çıkacağımıza inanıyorum” demiş. Hiç gülmeyin, bu hükümeti ve yaptığı icraatları gördükten sonra neden olmasın… Bir kaç ay öncesinden ne farkımız var? Görevden almalar, atamalar, zamlar, parti içi kavgalar. Kısa sürede UBP’yi aratacaklar gibi.
ZAMMI ES GEÇTİ: Hükümete yakın bir gazetemiz, elektriğe yapılan astronomik zam haberini, “Sennaroğlu, 3 ana, 12 alt başlıktan oluşan ve 18 Kasım itibarıyla yürürlüğe girecek proje ile ilgili bilgi verdi” diye vermiş. Zam haberini yok sayarak, görmezden gelerek bunu “önemli bir proje” olarak okuyucusuna duyurması hoş olmadı…
Suyundan da koy…
Başbakan Özkan Yorgancıoğlu, seçimlerden iki gün önce, 26 Temmuz akşamı CTP’nin Lefkoşa mitinginde yaptığı konuşmada aynen şunları söylemişti: “28 Temmuz sadece bir seçim günü değildir. 28 Temmuz Kıbrıs Türk halkının kaderinin değişeceği gündür…” Yorgancıoğlu o akşam ayrıca, CTP’nin ülkeyi güzel günlere taşıyacak tek parti olduğunu da söylemişti, İnönü Meydanı’nı dolduran kalabalığa…
Ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, seçimlerden hemen sonra katıldığı bir TV programında, “Belki maaşlara zam yapmayacağız ama piyasayı ucuzlatacağız” sözünü vermişti…
Hükümetin hem büyük, hem de küçük ortağı bunun gibi, vatandaşı refaha götürecek birçok söz söylemişlerdi. Ekonomik protokolde yapacakları değişikliklerle, “bize uymayan” bu protokolü de “bize uyduracaklardı.” Hepsinden de geçtik. Zaten bunu yapacaklarına inananların sayısı da bir elin parmaklarını geçmezdi. Bırakın protokolde değişikliği, adamlar sizi muhatap bile alıp konuşmaktan kaçınıyorlar. Arada bir kuyruğunuza basıp, size ecel terleri döktürüyorlar. Ne bir kutlama, ne bir davet, hiçbiri yok. Resmen kaderinize terk ettiler…
Kısacası “reform” hükümeti olarak ilan edilen hükümetin reform anlayışı kısa sürede ortaya çıktı; “ZAM”…
Elektriğe yapılan okkalı zam dün gündeme bomba gibi düştü. Şimdi vatandaşın yüzüne nasıl bakacaklar çok merak ediyorum. Birisi “güzel günler”, diğeri ise “ucuzluk” vadetmişti…
Yıllardır yanlış yönetim anlayışının getirdiği kamburu, ellerini vatandaşın cebine atarak düzeltmeyi uygun görmüşler, kurumu yanlış yönetmenin bedeli olan birikmiş borçları, vatandaşa ödetmeye kalkmışlardır. Hem devletin, hem yüzsüzün borcunu vatandaşa ödeten zihniyetin, yarın bankalara olan borçlarını ödeyebilmek için yine elini vatandaşın cebine atmayacağını kim garanti edebilir ki? Oh ne ala memleket. Böyle hükümetçiliği babam da yapar.
“Birlik mücadele, dayanışma” bu olsa gerek. Ayda milyarlarla tüketim yapıp borcunu ödemeyene dokunma, garibanın ensesine bin. Güzel paylaşım.
Dün zam açıklamasıyla birlikte tüm sektörler hep bir ağızdan bağırdılar. Bundan böyle ne sanayicinin yüzü güler, ne de tüketici ile esnafın yüzü güler. Çünkü hepsinin zararı birbirine bağlı olarak gelişir. Eğer bir maliyet artıyorsa bu maliyetin yansıyacağı sonuçların toplumun tümünü etkileyeceği kesindir. Ne yazık ki, kötü yöneticiler ve kötü yönetimlerin cezasını toplum olarak çekmeye devam ediyoruz…
Ferdi Sabit Soyer, Radyo Havadis’te, “Böyle olacaksa varsın Kıb-Tek özelleştirilsin” sözüm üzerine “Kıb-Tek özelleşirse Moreket dostum ızgara kebap olacak” demişti. Esas şimdi kebap olduk Ferdi Bey…
Sonuç olarak hükümetin bizim için düşündüğü güzel günlerle de tanıştık. Karanlık ve zor günler bizi bekliyor…
*****
Her şeyimiz uydurma
Sayıştay’ın Lefkoşa Devlet Hastanesi Acil Bölümü’ne yönelik raporunda eksiklikler sıralanmış. Dökülen mimari yapıdan, havalandırmaya, istatistik kayıtlarının tutulmamasına ve acilde uzman doktor eksikliğine kadar. İşin en acı tarafı rapor, kısa ya da uzun vadeli herhangi bir planın olmadığını da söylüyor. Eski Sağlık Bakanı yanıt vermiş; “Doktor vardı da biz mi almadık”… Ne kadar “doyurucu” bir yanıt değil mi? Tabii canım maksat elde olanla idare etmek. Ne yapalım, kader… Onca bakan maaşları bunun için değil mi zaten….
Oysa aynı eski Sağlık Bakanı Hasipoğlu, bu yılın nisan ayında aynı konuda Meclis kürsüsünden kendisine eleştiriler geldiğinde kükremiş, bir ay içinde otomasyona geçeceklerini, randevulu muayenelerin de yine bir ayda başlayacağını, pratisyen doktorlardan acil uzman yetiştireceklerini söylemişti. Hatta yetmemiş, “Sağlıkta kaliteyi yükselttik” de demişti. Nasıl yükseldiğini hepimiz görüyorduk zaten de, şimdi Sayıştay raporu da kapak oldu.
Sadece bu örnek bile, siyasilerin bizlerle nasıl dalga geçtiklerini göstermeye yeter. Gerçi vatandaş nihayet bu sözlerin sahibini sandıkta bırakmayı becerdi ama geçmiş olsun. Bu martavalları Hasipoğlu gibi birçok gelmiş geçmiş politikacıdan dinledik durduk. Siz bu örneği bir otuz yılla, kırk yılla çarpın… Neden diye düşünüyor insan… Bu umursamazlık, bu iş bilmezlik, bu kandırmaca daha nereye kadar?..
ZİRVEDEKİLER
Kudret Özersay: Toparlanıyoruz Hareketi lideri Özersay, gündeme bomba gibi düşen hükümetin %29’luk elektrik zammına tepki göstererek, “Devlet kendi elektrik borcunu 10 YILDA ödeyecek, BİZ ZAM’lı faturaları birtamam HER AY. Bu haksızlığa boyun eğilmemeli…” değerlendirmesinde bulundu ve vatandaşı “sivil itaatsizliğe” davet etti…
DİPTEKİLER
Hükümetin Elektrik Projesi: Zammın adı proje oldu. İçinde zammın dışında, yeni zamların otomatiğe bağlanması, borçların uzun vadelere yayılması da var ama özveri de borçlar da sadece vatandaşın sırtına yükleniyor. Verimlilikten ne haber? Kıb-Tek içinde yapılacak düzenlemeler neler? Personel sayısı ya da ek ödeneklere ellenecek mi? Kazığı yiyen vatandaş bari külfetin paylaşıldığını hissedebilseydi…
































