Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Yerel seçimlere giderken…

Şunun şurasında seçimlere ne kaldı ki..? İki aydan az bir zaman. Yine sandık başına gidecek ve önemli bir seçim yapacağız. Önemli diyorum çünkü, yerel seçimlerde seçeceğimiz adaylar günlük yaşantımızla birebir alakalı olduğu için bence, genel seçimlerden çok daha önemli. Burada partilerden çok, adaylar ve isimler ön plana çıkıyor. Zaten geçmişteki yerel seçim sonuçlarına baktığımızda belediye başkanları her zaman partilerinin genelde o bölgelerde aldıkları oyların çok üstünde bir oy alarak seçiliyorlar. Örneğin CTP Mağusa’da, Oktay Kayalp’in aldığı oy oranını hiçbir genel seçimde yakalayamadı. Veya Lapta’da UBP, Fuat Namsoy’la yakaladığı oyu, genel seçimlerde alamadı…
Bu seçimlerde CTP, adaylarını ve meclis üyelerini ilk belirleyen parti olarak, yarışa bir adım önde başlıyor. Genel seçimlerde özellikle Girne, Mağusa ve Lefkoşa’da yaşanan kriz bitmese de, hiç olmazsa şimdilik buzdolabına kaldırıldığını söyleyebiliriz. Kavga ne kadar büyük olursa olsun, partilerine olan bağlılık ve disiplin, bugün için “kol kırılır, yen içinde kalır” misali, kırgınlığı değil, birlik ve dayanışmayı öne çıkarıyor… İşte bu nedenler bile bu yarışta CTP’yi bir adım öne taşımaktadır…
UBP ile DP-UG’de ise bu birlik ve dayanışmayı göremiyoruz. Her iki partide de, küçük kişisel çıkarlar ne yazık ki seçimlerin önüne geçmiştir. UBP ve DP-UG’nin yerel seçimlere yönelik işbirliği ve ittifakının bozulmasının ardında da yatan bu “ufak hesaplar” olmuştur. Böyle olunca da, ittifak ile yakalanan heyecan, bir anda yerini karamsarlık ve umutsuzluğa terk etmiştir. Daha düne kadar CTP’nin elinde bulunan belediyeleri alabilmek adına büyük bir ivme yakalayan UBP ve DP-UG, şimdi bırakın kazanmayı, aday çıkarmakta zorlanıyorlar…
İki parti arasında özellikle Girne, Mağusa ve Lefkoşa’da tam bir taktik savaşı yaşanıyor. İttifakta DP-UG’ye bırakılan Girne’de UBP, ittifaka tepki olarak bağımsız aday çıkan Nidai Güngördü’ye sarılmak zorunda kalırken, iki sağ partinin oylarının bölünmesiyle birlikte mevcut başkan Sümer Aygın’ı oldukça rahatlattılar. Kendi partililerinden bile veto yiyen ve kaybetme korkusu yaşayan Aygın, ittifakın bozulmasına ne kadar dua etse azdır…
Mağusa’da yine ittifakın adayı olarak çıkan İsmail Arter ise şimdi UBP’nin aday çıkarmaması için dua ediyor. UBP Mağusa İlçesi ise Arter’e karşı aday çıkarıp çıkarmama konusunda ikiye bölünmüş durumda. Bir kısım İsmail Arter’in desteklenmesini isterken diğer grup ise, “Madem ittifak bozuldu, kendi adayımızı çıkaralım” havasında. Ve İsmail Arter’de UBP’nin destek vermemesi durumunda sadece DP-UG oylarıyla seçilme şansının yok denecek kadar az olduğunu fark etmiş olmalı ki, dün yaptığı açıklama ile seçimlere bağımsız aday olarak gireceğini açıkladı. Bu stratejinin ardında, sadece DP-UG’nin oylarını değil, UBP oylarını da alırım düşüncesi yatıyor…Partili veya bağımsız, bu kargaşa içerisinde Arter’in, Oktay Kayalp karşısında ne şansı olabilir ki..?
Lefkoşa’da ise işler Girne ve Mağusa’dan da karışık, daha doğrusu tam bir Arapsaçı. İttifakın ortak adayı olarak çıkan ve Kadri Fellahoğlu’na karşı kazanma şansı en yüksek aday olarak görünen Hasan Sertoğlu, kendi partisi içinden tam bir “ihanete” uğradı… İttifakın bozulmasına rağmen Sertoğlu’na sahip çıkar gibi görünen UBP, aylar öncesi yazılan bir senaryo sonucu göz göre göre, Sertoğlu’nu harcamayı tercih etti. Hatta iddia ediliyor ki, bazı gazetelerde başlatılan “Sertoğlu karşıtı kampanyalara” destek bile verildi. Ve tüm bu yaşananlar tıpkı Mağusa’da olduğu gibi parti tabanını ikiye böldü. Sertoğlu ile devam edilmesini istemeyenler ile şimdiki aday Dana’nın adaylığına sıcak bakmayanlar bunun hesabını sandıkta görmeye hazırlanıyorlar…
Böyle bir ortamda seçimlere hazırlanan gerek UBP’nin, gerekse DP-UG’nin şansı ne olabilir ki..? Karpuz gibi ikiye bölünmüş bu partilerin karşısında, kendi adaylarının kazanması için sorunları ve hesaplaşmayı seçim sonrasına bırakan bir CTP. Sandıklar açılmadan, son oy sayılmadan seçim sonucunu tahmin etmek zordur diyoruz ama bir tarafta adaylarını, hatta sloganını belirlemiş, iktidarın büyük ortağı CTP, diğer tarafta ise içten içe kaynayan UBP ve DP-UG… Sonuç olarak yerel seçim sonuçları gerek UBP, gerekse DP-UG’de yeni krizlere neden olabilir. Bekleyip göreceğiz…

YERİN KULAĞI VAR
DP-UG LEFKOŞA’DA BEKLEMEDE:
İttifakın bozulmasıyla birlikte UBP ve DP-UG’de işler karıştı. Mağusa’da ittifak adayı olarak belirlenen, sonra DP-UG adayı olarak açıklanan ve en sonunda bağımsızlığını ilan eden Arter’e karşı UBP’nin hala daha aday çıkarmaması, Lefkoşa’da DP-UG’nin elini kolunu bağladı. UBP’nin Mağusa’da Arter’e karşı aday çıkarması halinde, DP-UG de Lefkoşa’da Dana’nın karşısına aday çıkaracak… Bu durum Arter’in bağımsız adaylığının altındaki hesapların ipuçlarını veriyor.
DP-UG/AKP YAKINLAŞMASI MI:
Hasan Taçoy’un Ankara ziyareti gayet manidar. Özellikle de AKP yetkilileriyle “çalışma toplantısı” haberi basına servis edilerek, belli ki bir mesaj veriliyor… Anlaşılan, DP-UG Ankara ile ilişkileri yeni bir zeminde başlatmak niyetinde. Bunu da AKP ile geçmişte yakın olan Hasan Taçoy’la yapmayı tercih etmişler. Sağ partilerde kimin kim olduğu artık birbirine karıştığına göre, DP’nin de AKP ile yakınlaşma çabası normal görünüyor…

KUŞKULARIM VAR:
Ara Bölge’deki ortak 1 Mayıs mitingine katılan ve barış sloganları atan AKEL’cileri ve Hristofyas’ı görünce, Annan Planı dönemini düşündüm ister istemez. O gün plana “EVET” denmesi için çağrı yapmak yerine, “HAYIR” kampanyası yürüten AKEL’in, kusura bakmasınlar ama bugün adada gerçekten bir çözümü istediği konusunda kuşkularım var…

ÖNLEM ALINABİLİRDİ:
1 Mayıs kutlamaları için Taksim Sahası’na gitmek isteyenler, kuyruk kabusuyla canlarından bezdiler. Sınır kapılarında tek tek işlem yaptıran katılımcılar, haftalar önce belli olan program için hükümetin önlem almamasına oldukça sert tepki gösterdiler. Etkinliğe katılan Başbakan Yorgancıoğlu’nun da sıraya girip işlem yaptırması katılımcıların, “bu uygulamayı bildiği halde, önlem almaması ve insanları saatlerce kuyrukta bekletmesi doğru olmadı” yorumlarına neden oldu…

BASIN ÖZGÜR MÜ DEĞİL Mİ:
Hukukun Üstünlüğü Hareketi Başkanı Av. Barış Mamalı “Basın, ceza tehdidi altında” derken, Başbakan Özkan Yorgancıoğlu ise basının, geçmiş yıllara kıyasla daha özgür ve çok sesli hale geldiğine işaret etti. Bir avukat basının özgür olmadığını ima ederken, ülkenin Başbakanı tam tersini söylüyor. Eminim vatandaş kime inanacağını şaşırmıştır…

İSTİAREYE Mİ YATTI:
UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün, Kıbrıs konusunda anlaşmaya en uzak olunduğu dönemlerden birinin yaşandığını söyleyerek, 2020 yılından önce bir anlaşma beklemediğini söylemiş. Hepsi tamam da, doğal gazı gerekçe göstererek, 2020 yılını çözüm yılı göstermesini pek de anlaşılır bulmadım. Eğer UBP 2020 yılına kadar bir çözüme inanmıyorsa, bir beş yıl, herhangi bir temas veya görüşme yaparak boşuna uğraşmayalım… Onu mu demek istiyor?

ZİRVEDEKİLER:
Facebook’tan Alıntı: “Yazık bu memleketteki her bireye teker teker… Ne anlık, ne aylık, ne yıllık sorunlarımızı çözemiyoruz. Asırlık sorunlarımız da var onu hiç çözemiyoruz. 25 sene önceden ne fark var biri bana anlatsın. Azıcık ipimizi bollaştırmışlar, azıcık daha gezip gelelim diye, o kadar”… (H.O.)

DİPTEKİLER:
Siyasetin Basın Özgürlüğüne Müdahalesi: Bugün Dünya Basın Özgürlüğü Günü. Kıbrıs’ın kuzeyinde basının yasalar çerçevesinde özgür olduğunu söylemek mümkün. İstisnalar dışında hapse düşen basın mensubu yok. Ancak kanunlar özgürlük için yetmiyor. Bir de yazılı olmayan yasalar var ki, esas baskı oradan geliyor. Görünmeyen siyasi baskılar… İhaleler, krediler, tahsisler çoğu zaman patronun yayın politikasını belirliyor. Sadece gazetecilik yapan yayın kuruluşlarının sayısı ise, ne yazık ki giderek azalıyor…

Foto Gündem…

Girne Kordonboyu Caddesi’nde yapımı süren yol ve kanalizasyon çalışmaları esnasında Helenistik ve Roma dönemlerine ait antik mezar bulundu.

Yol ve kanalizasyon çalışması sırasında fark edilen antik mezar, Eski Eserler ve Müzeler Dairesi uzmanlarınca yapılan kazıyla ortaya çıktı.