Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

YEREL SEÇİMLERE AN KALA… 

Önümüze bakamadığımız ülkede, çünkü göremiyoruz;  geçen günleri gevelemek üzerine kurulmuş düzenlerimizin düzensizliklerini sürüyerek yol kat ederken önce Belediyeleri yeniden birleştirdik, şimdi de seçimlerine hazırlanıyoruz.

Eskiden “büyük” şimdilerde ne kadar “büyük” olduğu tartışmalı UBP’nin seçimin öncesinde dağılıp yeniden toparlandığını da gördük..

YAPILAN açıklamalarda partiye zarar vermeden (yada  asıl doğrusu ile parça körce olmadan gelin seçimlerde onca UBP adayını  yarıştırarak kan kaybına neden olurken aradan öteki siyasi parti adaylarının çıkacağı bir gaflete imza atmayalım düşünce ve hesaplarında)  başta Arter ve yeni adaylardan Cem Dana adaylıklarından istifa ederek Dr. Erdal Özcenk’i UBP’nin tek adayı olarak belirlediler..

Doğrusu “parti disiplini” bunu gerektiriyordu. Sadece anlamadığım şu oldu: Alınan kararın açıklaması yapılırken varılan mutabakata dahil olanların arasına “Türkiye” lafının da sıkıştırılmış olması.

(Yanlış anlamamışsam kararın alınmasında  “ve Türkiye ile” deniyor ve KKTC seçmenine de  “ne alaka” dedirtiyordu!                                                                                           Ne yani şimdi hepsi bitti Türkiye Mağusa Belediye seçimlerine mi müdahil olacak pozisyona düştü! Her halde bir yanlış söylem olmalıdır” diye düşünüyorum!

SONUÇTA anladığımsa Mağusa’da UBP ile CTP adayı Dr. Süleyman Uluçay’ın yarışacaklarıdır..

***

ADAYLAR yarışa dursun tabi ki bizim de söyleyeceklerimiz vardır çünkü “belediyeler” kentlerin yörelerin” kalbidirler.. Hatta insanların esenlik ve mutluluklarının bile sağlayıcılarıdırlar ki bu konuda hemen tüm KKTC belediyeleri sınıfta kalmışlardır.. Nitekim memleketin halleri ortada!

BIRAKINIZ plansız programsız çarpık yapılaşmalardan doğan sorunları; kalanı kurtarmak için bile bir gayret kırıntısının olmadığını görüyoruz..

Nitekim gün gelecek artık arabalar kent yollarında  seyrüsefer eyleyemeyecek zorluklar ve engellerle karşılaşacaklardır! İnsanlar  trafik yoğunluğunda boğulurlarken, oyun çağındaki küçük çocuklar da mahalle parkları ve   yeşil alanların  yoksunluğu  nedeniyle, yaşadıkları o daracık apartman katlarında soluksuz kalacaklardır!

HİÇ şakası olmayan abartısız gerçeklerdir bunlar!  Üstelik artık söz konusu çarpık yapılaşmayı, plansız programsızlığı değiştirip yerlerine yenilerini ikame edecek  olanaklar da yoktur. Çünkü olan olmuştur!                                                                            ***

NİTEKİM  sözünü ettiğimiz şehirleşmelerde  ilkokul öğrencileri okullarına artık otobüslerle gidip gelmek zorunda kalıyorlar.. Çünkü “mahallerinde” okul yapılacak tek karış arsa, toprak parçası bırakılmadı!

BİR başka anlatımla 1974’den beridir baş kaldıramadığımız seçimler sonucunda, seçip seçip memleket yönetimini ellerine, akıl ve izanlarına teslim ettiğimiz “yöneticilerin” bize layık gördükleri kentler, yollar, binalar, yeşil alanlar, parklar ve saire dediğimize nazire ancak bu kadardır!

PEKİ yeni bir seçimle yeni seçilenler bu kadersel hale getirilirken milletin alnı şakkına kazıdıkları  bu yazgıyı değiştirip düzeltebilecekler mi?

BU GÜNE  kadar olmadı görülmedi! Aksine nüfus arttıkça sorunlar da artıyor..

Bana sorarsanız “kalanları kurtarmak” için çalışılmalı diyeceğim ama   geçmişte gördük: Emirnameler çıkardık kanunlarını yaptık sonra hepsini de tepeledik ki asıl büyük rant ekonomisi ile çarpık yapılaşma da  ondan sonra başladı! Çünkü “mütegallibe henüz doyuma ulaşmadı!” Peki çare?                                                                                                                                 ***

TEK çare Türkiye’nin seçim sonuçlarını etkileyecek   “karıştırmacılığını” değil, “KKTC’nin alt yapısını” yeniden oluşturacak yardım ve bilfiil katkılarıyla devreye girmesidir..

O zaman seçilen Belediye Başkanları her halde “bir şeyleri yapmış, başarmış olacaklardır!” Diyelim ve son günlerin önemli bir sağlık sorununa dikkat çekelim:

***

VE GÖZÜMÜZ AYDIN: Gitti “korona virüs” geldi “Asya kaplanı!” Sivrisineğin adı buymuş.  Türlü çeşitli ve tehlikeli virüsler taşıyormuş..  Öldürücüymüş!.

BU Asya kaplanı dedikleri sivrisinek haberlerini okuduktan sonra sürekli ne gibi tedbirler aldığımızı gözlemeye başladım.

Çoklukla da  pratik ve geçerli önlemlerden biri olan genellikle yaz aylarında sivrisinekleri telef etmeye yönelik hani  bir arabanın arkasına monte edilen ve pompa ile havaya sıkılan ilaçlama yapılıyor mu diye bekledim… Hiçbir şey çıkmadı, yok!

DEMEK dedim henüz yumurta kapıya dayanmadı! Hele bir uğrasınlar  o “kaplan”  dedikleri sivrisinekler o zaman gözlerinin ninnilerinin  içine sıkılacak zehirlerle  nasıl telef olduklarını göreceğiz  de… Yine de bu tedbirlerde çok geç kalacağız yine öleceğiz?