Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Yeni yıl bitti… Sırada seçim var…

Yeni yıldı, kutlamalardı, maaş ve 13. maaştı derken hepsi de geldi ve geçti. Herkes gönlünce, biraz da cebine göre, güzel bir yeni yıl akşamı geçirdi diye düşünürüm. Maaşların büyük bölümünü, bu 2-3 günde harcadık. Şimdi birçoğumuz ayın sonunu nasıl getireceğinin telaşında. Ama olsun, herkes canının çektiği gibi bir akşam kutladı ya, senede bir bile olsa bu kadar lüksümüz olsun artık…

Neyse yeni yıl telaşı bitti ve biz ülkenin gündemine tekrardan hızlı bir dönüş yaptık. Bu yıl hem iç, hem de dış siyasetimizde önemli gelişmeler bekliyoruz. Rumların, masaya gelmek için ortaya attığı şartlar her gün değişiyor. Bu bölünmüşlük ve de facto durum, daha yıllarca süreceğe benziyor. En iyi tahminle, Rumların masaya dönmesi için nisan ayında KKTC’de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerini ve sonrasını beklememiz gerekecek…
Bu yıla, iç politikada yaşanacaklar damga vuracak gibi görünüyor. Nisan ayındaki seçimler, hem cumhurbaşkanının, hem de hükümetin geleceğini yakından ilgilendirecek. Daha önümüzde uzun bir sürenin olmasına rağmen tek gündem seçimler olacak. Üç adayın öne çıktığı 5 adaylı seçimde, atbaşı bir yarış olacak gibi görünüyor. Adayların yaptırdığı anketlerde, sıralamada fark olmasına rağmen, ilk üç içinde aynı isimler var. Sibel Siber, Derviş Eroğlu ve Mustafa Akıncı… Partili seçmenler taraflarını belli etmelerine rağmen, önemli bir rakama sahip olan “kararsızların” bu seçim sonucunu etkileyecek, önemli bir faktör olduğunu düşünüyorum. Kararsızların oyunu alacak olan aday, yarışta büyük bir avantaj elde edecek, hatta ilk turdan seçimi kazanması bile sürpriz sayılmayacak…
Bu nedenle adayların propaganda sürecindeki söylemleri, bu kararsız oyların nereye gideceğinde belirleyici olacak.
Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun geçmiş seçimlerdeki gibi bir strateji izleyeceği, toplu tartışma programlarına çıkmayıp, daha ziyade, “sor bana söyleyeyim sana” tarzı bilindik kanallarda boy göstereceğini şimdiden söylersek yanılmış olmayız. Zaten hedef kitlesi belli. Tek amacı, bu kitlenin tümünü etkileyip, onların oylarını almaktır ki, bu onu ikinci tur adaylarından bir yapabilir. Ancak bu oylar ona ikinci turda yeter mi, bilinmez. Eroğlu için bir başka handikap ise, son genel ve yerel seçimlerde gücendirdikleri. Bunlar önemli bir kitle ve tekrardan kazanması biraz zor. UBP dışında kendisini destekleyen DP-UG’nin durumu ortada. Özellikle DP kanadından önemli bir kesimin Eroğlu’na değil, bir başka adaya yöneldikleri konuşuluyor.
Mustafa Akıncı, her ne kadar “bağımsız” olduğunu söylese de, TDP ve BKP’nin açık destek verdiği bir aday. Bu partilerin dışında bazı sol örgütlerin ve de partilerine küskünlerin oylarını toplamaya çalışacak. Merkezlerde başa baş bir yarış çıkaracağına inanıyorum. Akıncı’nın dezavantajı daha ziyade kırsal kesimlerde olacaktır. Henüz buradaki seçmen üzerinde pek etkili olamadığı görünüyor. Hedefi, Mehmet Harmancı gibi bir sürprize imza atmak. Ama bir gerçek var ki o da, Akıncı’nın kendisine açık destek veren iki partinin oy toplamından fazla oy alacağıdır. Bu onu ikinci tura taşımaya yetecek mi, şimdilik bilinmiyor…
CTP’nin adayı Sibel Siber bu yarışın önemli isimlerinden birisi. Siyasette yeni olmasına rağmen, özellikle üç aylık başbakanlık dönemi ve halen yürüttüğü Meclis Başkanlığı’ndaki çalışmaları, onu bu yarışta öne çıkarıyor. Son yıllarda CTP içerisinde yaşananlar bu seçimlerde Sibel Siber için bir dezavantaj olsa da, bire bir ilişkilerdeki başarısı ona artı bir avantaj sağlayacaktır. Özellikle Mehmet Ali Talat, Ferdi Sabit Soyer, Sonay Adem ve Ömer Kalyoncu gibi isimlerin de parti içi kavgaları bir yana bırakıp, Sibel Siber’in yanında durmaları önemli… Siber’in, CTP içerisinde olası oy kayıplarını ise, diğer partilerden alacağı oylarla fazlasıyla kapatacağını söyleyebiliriz. CTP’deki toparlanma ve parti disiplini Siber’in şansını, diğer adaylar arasında bir adım öne çıkarıyor…
Sonuç olarak, başta da söyledim. Bu tür öngörü ve tahminlerde bulunmak için henüz çok erken. Ancak bugün için görüntü üç aşağı beş yukarı böyle…

YERİN KULAĞI VAR
SEÇİMLERİN YILI OLACAK:
Bu yıl ülkede 4 önemli seçim olacak. Birisi nisan ayındaki Cumhurbaşkanlığı seçimleri, ki çok önemli. Diğer ikisi, iktidardaki CTP ile ana muhalefet UBP’nin kurultayları… Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra yapılacak kurultaylarda, her iki parti için de yeni başkan isimleri daha şimdiden konuşulmaya başlandı bile… Dördüncü önemli seçim de Türkiye’deki genel seçimler. Hepsi de siyasi çalkantılarla şekillenen kaderimizi yakından ilgilendiriyor.
ANASTASIADIS’İN NİYETİ YOK:
Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis ancak, “Kıbrıs Cumhuriyeti'nin egemenlik haklarını sorgulayan herhangi bir hareketin, doğrudan ya da dolaylı olarak güç kullanılması tehdidinin ortadan kalkması durumunda” iki toplum arasındaki diyaloğun başlayabileceğini söylemiş. Buna kısaca, “benim şimdilik masaya dönmeye niyetim yok” dese ya…
İKİ DEVLET:
İstanbul Kültür Üniversitesi Global Siyasi Eğilimler Merkezi (GPOT) Direktörü Mensur Akgün, geçtiğimiz hafta düzenlenen 2014’te Türkiye’nin dış politikası başlıklı panelde bakın ne demiş; “Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, Anastasiadis'i Yunan mevkidaşıyla birlikte hastanede ziyaret etme teklifi önemliydi. Bu gerçekleşse tabular yıkılacaktı ama Yunanistan'da hükümet yıkıldı. Ocak'ta seçime gidecek Yunanistan'ın böyle bir risk alması mümkün değil. Yeni yılda müzakereler başlamazsa, Türkiye'nin önünde iki devletli çözümden başka bir alternatif görünmüyor”… Geçtiğimiz yıl yarım ağız dile getirilen bu politika, 2015’te daha çok konuşulacak gibi görünüyor…

6 KİŞİYE BİR SİLAH:
KKTC’de 49 bin 142 adet silah varmış. Yani ortalama KKTC’de yaşayan her 6 kişiye bir silah düşüyor. Neredeyse her ailede bir silah var. Bu kadar çok silahın olduğu ülkede, yıllardır yaşanan soygun, hırsızlık, adam vurma ve cinayetleri normal karşılamalıyız. Bu kadar silah kimde ve ne gerekçe ile taşıyorlar. Bu rakamları gördükten sonra ülkede niye huzur ve güvenin olmadığını şimdi daha iyi anlıyorum…

MAAŞLAR TERSİNE DÖNDÜ:
Türkiye’de en düşük memur maaşı 2 bin 114 liraya yükseldi. Bu maaşı, vasıfsız hizmetli statüsünde olanlar alacak. Görünen o ki, KKTC ile aradaki makas, ters oranda hızla açılıyor. Kamuya binen her yeni yük, memurun maaşının kötüleşmesini sağladı. Plansızlık, programsızlık, partizanlık, akla hiç gelmeyecek olanı, memurun fakirleşmesini getirdi ya, gelmiş geçmiş tüm iktidarlar bu sonuçla övünsünler…

GERÇEK TURİST:
Yeni yıl nedeniyle büyük oteller yüzde yüz doluluk yaşamış. Yer bulmak neredeyse imkansızmış. Allah daha çok versin ama bu görmediğimiz turistler neredeydi. Sokaklar, dükkanlar boştu. Eminim birçoğu casino’nun dışında ne olduğunu görmedi bile. İnanmayacaksınız ama “Girne’de liman mı vardı?” diyen turist gördüm. Bir değil, on milyon turist gelse ne olur, ülkeye tek kuruş faydası olmadıktan sonra…

ZİRVEDEKİLER
Mehmet Murat: O da kim diyeceksiniz. Mehmet Murat, 1950’lerden beri İngiltere’de yaşayan bir Kıbrıslı Türk. Londra’da küçük bir elektrik malzemeleri dükkanında, KKTC’den götürdüğü zeytinyağlarını satıyor. İngiliz OliveOil Times magazin, koca İngiltere'de en kaliteli zeytinyağının, bir Kıbrıslı Türkün Luricina'da 45 dönümlük zeytin bahçesinde ürettiği ve İngiltere'ye küçük şişelerde getirdiği yağ olduğunu yazıyor. Ünlü mutfak şefleri, bu yağlardan almak için sıraya giriyormuş. Haberde ayrıca New York Magazine’in, Mehmet Murat’ın yağlarını dünyanın en kaliteli zeytinyağı seçtiği de vurgulanıyor. Başarı diye ben buna derim işte…

DİPTEKİLER
Silah Sevgisi: Son on üç yılda 72 cinayet, bir o kadar yaralama, darp ve hırsızlık. Yani her yıl yaklaşık 6-7 kişi cinayet kurban gitmiş. 300 bin nüfuslu ülkede yaklaşık 50 bin silah varsa tüm bu yaşadıklarımızı normal karşılamalıyız. Tarihimizden gelen bir alışkanlık olsa gerek. Ne diyordu atalarımız, “at, avrat, silah.” Atın yerine arabayı koyduk mu tamamdır…