Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Yeni Eğitim Bakanı

Dr. Özdemir Berova; yeni Eğitim Bakanımız. O da Sayın Arabacıoğlu gibi bir doktor. Esası tartışmak yerine toplum yine bunu konuşacak. “Doktordan eğitim bakanı olur mu?” diye… Meclis’in üçte biri doktor olunca bakanların da bir kısmının doktor olması çok doğal…

Eğitim Bakanı 2009’dan bugüne kadar geçen beş yıllık sürede altı kez değişti. Sanırım bu beş yıllık sürede en çok bakan değişen bakanlık oldu. Üç kez öğretmen kökenli bakan görev yaptı. “Doktordan eğitim bakanı olur mu?” diyenlere sormak gerekiyor; “Öğretmen kökenli bakan oldu da ne oldu?..” Memlekette eğitim güllük gülistanlık mı oldu?
Dolayısı ile burada tartışılması gereken bakanın mesleğinden önce vizyonudur. Bulunduğu bakanlığı doğru yönetebilmesi ve doğru kararlar alabilmesine bakılmalıdır. Bakan denetleyendir. Gündelik iş takipçisi değildir. Eğitimdeki en basit sorunların çözümü için uğraşan değil, o sorunu çözmesi gereken personeli denetleyendir. Bütün görevleri üstüne alan değil, görevleri dağıtandır. Bakan siyasetçidir. Bugün vardır yarın yoktur. Birinin eğitim bakanı olabilmesi için uzmanlık alanı eğitim bilimi veya eğitim bilimlerinde prof. olmasına gerek yoktur.  Bakanın yapması gereken uzmanlardan yardım almaktır. Bizim ülkede de eğitim konusunda çok sayıda uzman kişi mevcuttur. Bu insanların aldığı onlarca karar vardır. Şura ve çalıştay kararları vardır.
Yeni eğitim bakanının ilk yapması gereken şey, bu yılın başında yapılan 5’inci Milli Eğitim Şurası’nda alınan kararlara bir göz atmaktır. Onlarca akademisyen, öğretmen ve toplumun diğer sivil toplum örgütlerinin de görüşlerinden harmanlanan kararları yavaş yavaş hayata geçirmektir. Zaten eğitim biliminden uzaklaştık sonra sorunların çözümü de bir o kadar daha zorlaşıyor. Pratik bize bugüne kadar bunu göstermiştir. Bugün eğitimde sorunlar yaşıyorsak bunun ana nedeni bilimden uzaklaşan plansız, programsız, vizyonsuz uygulamalardır.
Yeni eğitim bakanı koltuğa oturur oturmaz eğitim bakanlığının örgüt şemasından başlayarak, örgütlenme biçiminde yapacağı değişiklikle, çağdaş bir bakanlık örgütlenmesini yaratması gerekmektedir. Bu konuda 5’inci Milli Eğitim Şurası’nda alınmış kararlar ve örnek bakanlık örgütlenmesi modelleri vardır.
Yeni eğitim bakanının bir önemli avantajı da, son yapılan operasyon ile bakanlık içerisinde görev yapan müdürlerin tamamının da hükümetin DP kanadı tarafından atanmış olmasıdır. Geçmiş dönemde özellikle DP’lilerin en önemli şikayetleri “bakan DP’li ama müdürler UBP’li, bundan dolayı işler yürümüyor” şeklindeydi. Bu gerekçe de ortadan kalktığına göre eğitim bakanlığının icraat dönemine girmesi gerekiyor.
Sayın Arabacıoğlu’nun istifasının önemli gerekçelerinden biri olan “mevzuatlar” en erken bir zamanda değiştirilmesi için gerekli adımlar atılmalıdır. 40 yıl öncenin koşulları ve vizyonuna göre hazırlanan mevzuatlar bugünün sorunlarına cevap vermiyor.
Öyle görünüyor ki Kıbrıs Türk Eğitim Sistemi, baştan başa bir reforma ihtiyaç vardır. Bakanlığın örgütlenmesinden tutun da, öğretim programlarının değişmesine kadar giden bir yenilenme sürecinin başlaması gerekmektedir.
Gerçi sadece eğitim sistemi değil, kamusal alandaki tüm yapılanmamızın değişmesi gerekiyor. Hatta toplum olarak bir silkinme ve reforma, değişme ihtiyacımız vardır. Herkes kendi statükosuna sarılmış kalmış, ileriye bir adım atmaya niyeti yok. Hem yozlaşmaktan ve çürümüşlükten şikayet edeceğiz hem de herkes kendi statükosuna sımsıkı sarılı kalacak; bu kabul edilebilir bir durum değildir.
Eğitimde Arabacıoğlu’nun istifası ile başlayan süreci avantaja çevirmek gerekir. Bunu fırsat bilip, eğitimde yapılması gereken reformları hayata geçirmenin yollarını aramak gerekiyor. Yoksa palyatif çözüm arayışları, sorunların artarak devam etmesine, her yıl aynı sorunlarla boğuşmaya devam etmemize neden olacak.
Haaa! Bir de eğitimde reform yapabilmek için siyasi kararlılık ve cesur olmak gerekiyor.
Yeni Eğitim Bakanı’nı bekleyip göreceğiz.